Haberler

Ozanlık Geleneğinin Bir Neferi: Şükrü Türkmen

yorgunselaleOkuyan ama yazmayan, yazan ama okumayan insanların her yerde karşımıza çıktığı bir toplumda ikisini bütünleştirebilen bir isim Şükrü TÜRKMEN. Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişlik görevini yürüten şairin eğitim ve yönetim üzerine bir çok kitabı var. “Yorgun Şelale” adını verdiği bu kitap ise ilk şiir kitabı. İçindeki şiirler kitabın adı gibi yorgun değil, aksine kanlı canlı, içimizi sıcacık ısıtan, hayatın ta kendinden alınmış, koparılmış duyguların birer yansıması.
Kitap eşi Hava Yaşar TÜRKMEN’in, kardeşi Yarbay Suat Coşkun ALP’in şehadeti üzerine söylediği;

“Selvi boylu, pamuk elli gardaşım,
  Uzattın arayı yeter gel gayri.
  Al yanaklım, dert ortağım, sırdaşım,
  Tükendi dermanım bunu bil gayri!”  

akrostiş olarak düzenlenmiş “Şehide Ağıt” adlı şiirle başlıyor. Sayfaları her çevirdiğinizde ozanlık geleneğinin yüreğin telini titreten namelerini, içinize bir sızı akar gibi, duyuyorsunuz.
 “Babasız olanın yüzü gülmüyor.” derken halk söyleyişinin en güzel, en sade örneğini sunuyor. Şiirlerinde duyguyla ahengi, insanla müziği ustaca bir araya getiriyor.
Çektiği acıyı, kahrı, üzüntüyü yüreğinin derinliklerinde hisseden şair “Kavruluyor sol yanım, sevmedim desem yalan,” derken halkın içinden geldiğini sol yanım ifadesiyle en güzel biçimde anlatıyor.
Hele kitabın son bölümündeki Fikret AKIN ve Fakı EDEER’le yaptığı atışma Halk Edebiyatının ozanlık geleneğini anlatması bakımından okullardaki ders kitaplarına konulması gereken değerler arasında.
Bize de eline, diline, yüreğine sağlık demekten başka laf düşmüyor.

        Nilgün DEMİRKAZIK
        Edebiyat Öğretmeni

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.