Haberler

Partim Ülkeyi Kaosdan Kurtardı

Emir KırYeni Başbakan Elio Di Rupo’nun partisi adına Brüksel Bölgesi Devlet Bakanığını yürüten Emir Kır yeni kurulan koalisyon hükümetin kuruluşu hakkında yaptığı söyleşide Kır “PS ülkeyi kaostan kurtardı” derken “PS sayesinde sosyal haklara dokunulamadığını” ifade etti.
 
Geç de olsa nihayet hükümet kuruldu. Partinizin de içinde bulunduğu hatta başbakanın da partiliniz olduğu bir hükümet. Koalisyonu değerlendirir misiniz?

541 gün önce yapılan Federal seçimlerde halk Valon tarafında Sosyalist Parti PS'e Flaman tarafında ise sağın da sağında olan bir parti N-VA'ya oylarını vererek onalrın iktidar olması talebini iletti. Ancak birbirinden son derece farklı iki partinin hükümet kurmasının ne kadar zor olduğu görüldü. Çeşitli formüller denendi ancak Temmuz ayında açıkça görüldüki N-VA 'nın uzlaşmaya ve Belçika'nın istikrarını sağlama gibi bir niyeti yok ve Başkanımız Elio Di Rupo da bu durumu kamuoyunun önüne serdi.  Frankofon tarafında da FDF ile bu işin olamayacağı anlaşıldı ve bugün N-VA ve FDF olmadan Elio Di Rupo liderliğinde devlet reformlarında anlaşma sağlandı. Yeşiller koalisyon dışında kalmalarına rağmen anlaşmayı desteklediler. Belçika tarihinde ilk kez hükümet kurulmadan yani sosyal-ekonomik paket açılmadan devlet reformları yapıldı. Çünkü artık siyaset tıkanma noktasına gelmişti. 6. Devlet Reformları bu şekilde gerçekleştirdi.  Bu reformlarda özetle; hala güçlü bir federal devlet yapısı mevcut ancak bölgesel yetkiler artırılarak, merkezden bölgelere yetkiler kaydırıldı. Pek çok alanda özellikle çalışma sosyal alanlarda  yetkiler yerel bölgelere kaydırıldı. Tabii bu yetkilerle birlikte doğal olarak bölgelerin bütçeleri de arttı.


Peki bu bağlamda Brüksel ile ilgili ne tür bir gelişme var ?

Flamanların uzun süredir istediği gibi Brüksel-Halle-Vilvoorde Seçim Bölgesi ayrıldı. Gelecek seçimlerde bu bölgeler Flaman Bölgesi olarak oy kullanacak. Bunun yanında  bu bölgede yaşayan Frankofonlar Mahkemelerinin Fransızca yapılması konusunda haklarını koruyacaklar.  Daha önce sorunlu olan 6 Bölgede bu uygulama geçerli oldu. Brüksel Bölgesi, Flaman ve Valon Bölgesi'nden sonra Anayasal olarak 3. bölge olarak

tanındı. Belçika nüfusunun % 10’unu oluşturmasına karşın Belçika ekonomisinin % 20’sini oluşturan Brüksel’in mevcut sıkıntısı bu verilere rağmen Brüksel’in Belcika’daki işsizlik oranında ve yoksullukta en üstte olmasıdır. Brüksel diğer iki bölge için cok önemli bir konumda olmasına karşın gereken finansal desteği alamıyordu. İşte bu reformlar sayesinde 2015 yılında 461 Milyon Euro finansal destek alacak. Bilindiği üzere Brüksel’e hergün 350 bin - 400 bin arasında insan çalışmaya geliyor ancak bu insanların bölgeye herhangi bir ekonomik katkısı yoktu. Böylelikle bu sorun kısmen çözülmüş oldu.


Peki bu 461 milyon neye gore belirlendi?

Devletin her bölgeye ayırdığı bir fon var. Daha önceki uygulamalarda Brüksel çok ciddi haksızlıklara uğradı. Son yıllarda önemli kurumların yaptığı anket ve araştırmalar bu bedelin 500 Milyon Euro civarında olduğunu ortaya koyuyordu. Bir örnek verecek olursak; Brüksel’de 100 bin civarında işsiz var ve bunların coğunluğu kalifiye değil. Eğer bu insanları istihdam etmek istiyorsanız mesleki eğitim programları hazırlamanız gerekir. Bu konuyla ilgili bakan olarak şu an itibariyle yıllık 15 bin insana bu türden eğitim veriyorduk. Yeni reformlarla artacak bütçeler sayesinde bu rakamı iki katına çıkartmayı amaçlıyoruz. Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz.


Buna bir anlaşma diyebiliriz. 6 sorunlu bölgenin Flaman Bölgesine katılmasına karşılık Brüksel’in tanınması

Evet. dengeli bir anlaşma; bunun en iyi kanıtı N-VA ve FDF bu anlaşmada yoklar. Çözümsüzlük değil çözüme yönelik bir uzlaşma.

 
Bütün bunları göz önünde tutarsak N-VA ve FDF in önümüzdeki dönem sert bir muhalefet yapacağını söyleyebilir miyiz?

Evet zorlu bir dönem olacağı kesin ama şunun altını çizmeliyiz; bu reformlar Belçika’nın istikararı için önemliydi ve Elio Di Rupo, dolayısıyla Sosyalist Parti bence bugünün koşullarında ülkeyi kaostan kurtardı. Şunu çok net söylemek istiyorum; Di Rupo olmasaydı hükümet anlaşmasından söz edemezdik. Sorumluluğu üstlenerek sağduyulu davranması ve sürekli olarak uzlaşmaya açık olduğunu ısrarla vurgulaması bugün sağlanan istikrarın temelinde yatan gerçektir. Bütün bu süreçte nerede tepki koyup nerede adım atacağını çok iyi tasarladığını düşünüyorum. Maalesef bundan önce hiçbir arabulucu bu vasıfları gösteremedi. Devlet reformları konusunda gösterdiği başarıyı tasarrufa yönelik bütçe planlamasıyla pekiştirdi; Avrupa Birliği’nden gelen raporlar ve Dünya Bankası’nın raporlarının sağ partileri desteklediği bir ortamda “işsizlik sigortasını kesin! emeklilik yaşını uzatın!” gibi dayatmalara rağmen çoğunluğun imkansız gördüğü hususta 11.6 Milyar Euro tasarruf gerektiren 2012 yılı bütçesi için iyi bir planlama yaptı. Sosyalist Parti olarak krizi kimin yarattığı sorusunu öne atarak bu bedelin halka fatura edilmemesi gerektiğini vurguladık. Finans sektörünün yarattığı bu krizi halka ödetmek isteyenlerin karşısında duran bir bütçe planlaması gercekleştirme çabasını gösterdik. Bilindiği gibi İngiltere binlerce çalışanı işten çıkarttı, Almanya emeklilik yaşını uzattı. Bazı ülkelerde işsizlik parası kısıtlandı. Aslında uzlaşma döneminde en sıkıntılı konu buydu ve büyük mücadele verildi. Devlet reformlarından sonra bu işin bu kadar uzamasının altında da bu sebep yatıyor. Şunu vurgulamak istiyorum; sağ partiler tarafından hiç haketmediği halde dışlanan Yeşiller bu tür konularda bize destek oldular. Devlet reformları konusunda samimi davrandılar ve başbakana destek verdiler. Onların bu hükümette olması için çok çaba verdik, adil olan da aslında buydu.  Çünkü yeni kurulan hükümete baktığımızda ciddi anlamda sağ ağırlıklı. 6 partili hükümette MR, Open VLD ve CD&V sağda partiler. CDH merkezde diyebiliriz SP.A ve PS ise soldaki partiler. Bütün bu oluşuma bakarak reformları değerlendirirsek ben sendikaların tutumlarını anlayışla karşılıyorum. Bir hak bile kaybetmek kabullenmesi zor bir durum. İşin özünde çalışan kesim bugünkü durumda en masum kitle. Israrla altını çizmek lazım, krizi onlar yaratmadı! Fakat iktidar olmaya talipseniz ve oyların %51’ini almadan bunu yapmak istiyorsanız. İşiniz zor. Ancak oylarınız kadar etkilisiniz ama yine de iyimser olmak gerekir. Tüm bu zorluklara rağmen gelinen nokta Belçika’nın istikrari için iyidir ; ciddi dosyalarda ciddi başarılar elde ettik: Maaşların enflasyona endeksli olma durumunu koruduk. Bunu kaldırmaya çalıştılar, buna çok iyi bir direnç gösterdiğimizi düşünüyorum. Enflasyon artışıyla maaş artışları paralel gidecek bu şekilde yoksulluk engellenmeye calışılacak. Sosyal haklar kasası tamamıyla korundu, çocuk parası ve huzurevleri bölgesel yönetimler tarafından ödenirken sağlık ve diğer sosyal hizmetler merkezden yönetilecek. Bu sayede Belçikalılar arasında dayanışma devam edecek. Bir diğer direnç gösterilen konu işsizlik parası bu konuda bazı dayatmalar vardı. 1-2 sene içinde bunu kaldıralım diyorlardı. Kimisi ödenen miktarı azaltalım diyordu. Bir önyargı var sanki Sosyalist Parti çalışmayanların partisi diye. Bu tamamen yalan. Son 5 yılda Belçika’da bu fonu istismar edenlerin büyük kısmı cezalandırıldı. Sosyalist Parti çalışanların partisi, işçilerin partisi, calışmak isteyip iş arayanların partisi, kaza geçirmiş ya da zor durumda olanların partisi… Artık sağcıların bu ezberi bırakması gerekiyor. Konuya dönecek olursak bu konuda da haklar korundu. 3 aşamada işsizlik sigortası devam edecek. Önce kazandığı paradan biraz fazla alacak daha sonra geçen süreyle kademeli olarak düşecek. Bu konuda prensip anlaşması yapıldı. Yakın dönemde de tüm hatlarıyla onaylanıp kamuoyuna duyurulur. Korunan bir diğer durum da emeklilik yaşı aynı şekilde kaldı. Tek değişiklik erken emeklilikte oldu. Belçika’da ortalama yaşam süresi her yıl iki ay kadar artıyor bu sebepten erken emeklilik de güncelleştirildi. Bu konuda mütevazı ödünler verildi ama ana hatlarıyla konumumuzu koruduk. Asıl tasarruf edilmesi gereken konuya çektik dikkatleri; Şirketlerin ödeyeceği 1,5 Milyar Euro nun yanında finans sektöründe yapılan vergi kaçakçılığının üzerine gidilerek 700 Milyon civarinda bir girdi elde edilecek. Ayrıca Belçikada ilk defa zenginlerden alınacak olan 6000 Euroluk vergiler sayesinde tasarruf yapılacak. En önemlisi Katma Değer Vergisi korundu bu çok önemli. Bütün bu verileri yanyana koyduğunuzda dengeli bir durumun olduğunu söyleyebiliriz. Tabii bunlar çok zor oldu. Herkes bir takım ödünler verdi. Sonuç olarak Elio Di Rupo mevcut hükümeti kurdu. Bu oluşumun ne kadar süreceği istikrar konusunda ne yapacağı zor bir konu! Şunu kabul etmek lazım; zor bir dönem olacak. Hükümet içindeki durumun yanına dışarda muhalefet yapacak olan aşırı milliyetçi N-VA’yı düşünürsek bir de Avrupa Birliği’nin sağ yanlı yaklaşımını eklersek, dönemin zorluğunu anlayabiliriz. Ama umutluyuz. Bakın iu ana kadar olan durum da çok zordu. Avrupa’nın bir çok ülkesinde sosyal haklar bakımından ödünler verildi. Biz çok direndik ve geçici hükümet döneminde de muhalif duruşumuzu koruduk ve sosyal haklar bakımından durumumuzu ülke olarak korumayı başardık. Gayemiz bütün bu krizin faturasının halka ödetilmemesi. Bu bir kriz hükümetidir. Kimse unutmasın. Bu olaya şu açıdan da bakmalıyız 1973-75 yılları arasında 1 yıl başbakanlık yapan Edmond Leburton dan bu yana ilk defa Frankofon Sosyalist bir Başbakanımız var. Ayrıca İtalyan bir madencinin oğlu… Bu sevindirici. Her ne kadar Flaman Bölgesi’nde milliyetcilik yükselişte olsa da Belçika’ nın demokrasi ve eşitlik konusunda geldiği nokta sevindirici.

Sol Partiden bir başbakan ve sağ ağırlıklı bir hükümet. Bu Sosyalist Parti açısından bir risk degil mi?

Di Rupo Valon bölgesinde seçim kazandı. Bu göreve gelmekten kaçtığını düşünelim ya da hükümette Sosyalist Parti’nin yer almadığını düşünelim. Halk için ne olacaktı? Tamamen liberal anlayışlı politika devam edecekti ve sosyal hakların bir çoğu işci kesimin elinden alınacaktı. 1,5 yıl önce seçimleri kazandığımızda şunu söylemiştik; istikrarlı bir Belçika ve halkın refahı için kalıcı çözümler. Bu olguları gerçekleştirmek için bu şartlarda mesuliyeti almak zorundaydık. Şunu kabul etmek lazım; zor bir dönemden geçiyoruz ve çok zor olacak. Burası kesin. Böylesine zor bir dönemde kaçmak Belçika için kaos olurdu. Partinin üst düzey yönetiminde bu tartışmalar yapıldı. Çünkü bazı diğer ülkelerde sosyalistlerin başına gelenler pek hoş değil; İspanya ve Portekiz buna örnektir. Şunu ısrarla söylüyorum. Avrupa ülkeleri arasında bir tek Belçika’da insanların sosyal haklarına dokunulmadı.  Belçika’da yapılan tasarruf akıllıca yapıldı. Burda partimizin ve başkanımızın tutumu büyük rol oynadı. Buda doğru olanı yaptığımızı gösteriyor.

 

Şunu merak ediyorum, bütün bu süreçte belirttiğiniz gibi bazı tavizler verildi. Sizi en çok üzen keşke olmasaydı dediğiniz ne var?

 

Erken emekliliğe dokunulduğunda, işsizlik parasına dokunulduğu zaman içim sızlıyor. Çünkü ısrarla söylüyorum, bu fonu istismar edenlerin sayısı neredeyse bitti. Şu ezberi artık bozalım… Bu ezberleri kullanıp insanların sosyal haklarını ellerinden alıyorlar. Ama şu da yapılmalı; çalışana daha çok pirim verilmeli insanlara iş alanı yaratmak önemli ve onları çalışmaya motive etmek işimizin bir parçasıdır. Kısacası işçiler üzerinden yapılan tasarrufların tamamı beni üzüyor. Sonucta bu işin suçlusu reel ekoniminin unsurları değil. İki şirketin oturduğu yerden ülkelerin kredi notlarıyla oynayıp halkların kaderlerini belirlemesidir. Açıkçası haykırışım kapitalist sisteme… Bu sistem yaşanılır bir sistem değil. Bu yüzden bizim Sosyalist Parti olarak çağrımız, Avrupa çapında Dünya çapında bir hükümet kurulması lazım ki sistem baştan aşağı değiştirilip insancıl bir boyuta gelsin. Ekonomiye hiçbir üretimi olmadan para kazananların artık durdurulması gerekir. Bu bağlamda Elio Di Rupo’nun tutumunun Avrupa’ya örnek olabileceğini düşünüyorum. Mevcut Merkozy (Merkel-Sarkozy) Avrupa’sının uyguladığı politikaların doğru olmadığı açıkca görülüyor. Avrupa kendi içinde dayanışma göstermedi. Finans sektörünün yeniden düzenlenmesi şart, bundan kaçamayız. Son olarak şunu söylemek istiyorum eğer Avrupa’da yaşayan insanların yaşamsal koşullarını iyileştirmek istiyorsak kapitalist sistem mutlaka kontrol altına alınmalı. Belki bunları partimiz tek başına gerçekleştiremez ama bu konuda girişimler yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.

Bütün bu konuştuğumuz tasarruflar geçici bir dönemi kapsıyor. Peki daha sonra neler olacak yani kemerler ne zamana kadar sıkılacak?

Bu dönem 2,5 yılı öngörüyor. Birkaç güne kadar Belçika’nın bütünlüğü tartışılır hale gelmişti. Ama bugün derin bir nefes aldık. Ülke içi bütünleşme ve dayanışma anlamında olumlu bir hava esiyor. Bütün umudumuz ve calışmalarımız bu zorlu süreci aşabilmek. Tekrar söylemek istiyorum; özellikle Milliyetçi Flamanların muhalefette olduğu bir dönemde bu hiç de kolay olmayacak. Uzlaşma ve dayanışma sağlanırsa sorunlar aşılır.
Cüneyt Tamoğulları

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.