Haberler
İslam’da Ticaret Ahlakı
- Ayrıntılar
- Gösterim: 690
İslam dini, insanlığın toplumsal, hukuki, ahlaki ve ticari bütün hayatını kuşatan Rahmani bir nizamdır. Bu nizamın üzerinde titizlikle durduğu hususlardan biri de ticaret ahlakıdır. Dinimizde bir kural vardır. İnsanların en hayırlısı insanlara en yararlı olandır. Ticaret erbabı, toplumumuzun insanlara en çok faydası dokunan kesimlerinden biridir. Ticaret erbabı dürüst olan milletler, sağlam bir toplumsal yapıya sahip olurlar. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimiz (sav) ticaret ehlinin sorumluluklarını şu şekilde sıralamıştır: “En temiz kazanç, o ticaretçinin kazancıdır ki; konuştuğunda yalan söylemez, müşterilerine hainlik etmez, vaatlerini yerine getirir, sözünden dönmez. Satmak için aldığı malı daha ucuza alayım diye kötülemez. Satarken daha pahalıya satayım diye de malını övmez. Borçlarını zamanında öder, bekletmez; alacakları hususunda borçlusunu sıkıştırıp zora koşmaz.”(1)
Her hususta olduğu gibi ticaret hususunda da doğruluk, dürüstlük her Müslüman’ın şiarı olmalıdır. Ticaretinde doğru ve dürüst davrananın her zaman yüzü ak, kazancı helaldir. Zira Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun”(2) buyurmaktadır. Başka bir ayette ise “Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir”(3) buyurarak biz kullarını uyarmaktadır. Allah Rasülü (sav) de: “Bizi aldatan bizden değildir”(4) buyurmuşlardır.
Tüccar doğru bile olsa yemin ederek mal satmaktan kaçınmalıdır. Yalan yere yemin ise zaten haramdır. Peygamberimiz (sas) “Yemin, malın sürümünü sağlarsa da, gerçekte kazancın bereketini giderir”(5) buyurur. Ticarette dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri de borçlara sadakat göstermektir. Zira peygamberimiz (sav): “Sizin en iyiniz, borcunu en iyi şekilde ödeyeninizdir”(6) buyurmuşlar, borcunu zamanında ödemeyenler için ise “Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki borçlu birisi Allah yolunda şehit olsa, sonra diriltilip şehit olsa, sonra tekrar diriltilip şehit olsa, borcu ödenmedikçe cennete giremez”(7) buyurmuşladır.
Ticaret erbabı müşterilerine her zaman kolaylık göstermelidir. Zira sevgili Peygamberimiz (sav); “Sattığında, satın aldığında ve hakkını aradığında kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetini ihsan etsin”(8) buyurmuşlardır. Ticaret ehli, kazancının zekatını mutlaka vermelidir. Ticaret, tüccarı Allah ve Resul’ünden uzaklaştırmamalı, namaz ve niyazdan alıkoymamalıdır. Zira ticaret ve kazancın içine dalarak Allah’ı unutmak, namazı ve zekatı ihmal etmek, maddenin kulu, kölesi olmak demektir. Müslüman tüccar odur ki hem ticaretini en iyi şekilde yürütür hem de manevi vazifelerini hiçbir zaman ihmal etmez. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır”(9) buyurmaktadır.
(1) Et-Tergib, 2/586
(2) Tevbe, 119
(3) İsra, 35
(4)Keşf’ül hafa c.2, s.266,
(5) Buharî, Buyu’, 26
(6) Kurtûbî, III, 241
(7) Neseî, Buyu’, 98
(8) et-Tac, c.2, s.197
(9) Münafikun, 9
panorama
Arşiv
- Aralık, 2011
- Kasım, 2011
- Ekim, 2011
- Eylül, 2011
- Ağustos, 2011
- Temmuz, 2011
- Haziran, 2011
- May, 2011
- Nisan, 2011
- Mart, 2011
- Şubat, 2011
- Ocak, 2011
- Aralık, 2010
- Kasım, 2010
- Ekim, 2010
- Eylül, 2010
- Ağustos, 2010
- Temmuz, 2010
- Haziran, 2010
- May, 2010
- Nisan, 2010
- Mart, 2010
- Şubat, 2010
- Ocak, 2010
- Aralık, 2009
- Kasım, 2009
- Ekim, 2009
- Eylül, 2009
- Ağustos, 2009
- Temmuz, 2009
- Haziran, 2009
- May, 2009
- Nisan, 2009
- Mart, 2009
- Şubat, 2009
















