Haberler

23 Nisan Çocuk Bayramı Kutlamaları Etkinliklerle Başladı

Emirdağ İlçesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı provası 22 Nisan 2011 Cuma günü yapıldı.
Emirdağ İlçe Stadyumunda yapılan provadan sonra Emirdağ Kültür ve Sanat Merkezinde 23 Nisan konulu konferans programı düzenlendi.
Programda günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Sosyal Bilgiler Öğretmeni Sema Esan yaptı. Esan konuşmasında;”
Milli egemenlik, millet tarafından Devlete verilen iktidardır. Başka bir deyişle egemenliğin bir kişiye, gruba ya da çoğunluğa değil, bütün millete ait olmasıdır. Millet ise kendisini oluşturan fertlerin üstünde onlardan ayrı ve bağımsız bir şahsiyettir. Vatandaşlar egemenliğin kendilerine düşen parçasına sahip değillerdir. Tek egemen millettir. Bu anlamda milli egemenlik milletin fertlerini bir araya getiren, onlara yön veren, herkes tarafından kabul edilen, itaat edilen bir güçtür. Milli egemenliğin sosyolojik temeli millet, tarihi temelimilli kültür ve hareket temeli milli şuurdur.

Millî Egemenlik, millet iradesini hâkim kılması münasebetiyle demokrasinin temel şartıdır. Bu sebeple, bütün demokratik rejimlerde en üstün kuvvet ve devlet yönetimi konusunda belirleyici unsur olarak, devlete yön verirken, aynı zamanda devlet fonksiyonlarının oluşmasını da sağlarMilli egemenlik, Atatürk’ün Milli Mücadele'nin ilk günlerinden itibaren açıkça ortayakoyduğu, ısrarla vurguladığı bir temel ilkedir.Buna göre bir devlet üstünde hiçbir yabancı gücün etkisi olmadığı gibi milletin üstünde hiçbirsınıf, zümre veya kişiye ayrıcalık tanınamaz; milletin üstünde başka bir irade ve herhangi birgüç yoktur. Milli egemenliğe dayalı yönetimlerde milletin kendi kendisinin buyurucusuolması, kendi kendine sahip çıkması ve kendi iradesine dayalı bir yönetim anlamına gelir.
Atatürk, “Millî Hâkimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar” ifadesiyle, Millî Egemenlik ilkesinin gücünü ortaya koyarak, devlet hayatındaki önemini vurgulamıştır.
Türkiye’de Millî Egemenlik ilkesinin gerçekleştirilmesi, tamamen Atatürk’ün bu konudaki düşünce ve çalışmalarının sonucudur. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla birlikte, Türk tarihinde ilk defa kişisel egemenlikten, Millî Egemenliğe geçiş süreci başlamıştır. Atatürk, Samsun’a ayak bastığı andan itibaren, hem içe, hem de dışa dönük olarak, Anadolu’da tek idare, tek devlet, tek egemenlik, tek kumandan, tek meclis ve tek millet fikirlerinden hareket ederek, her alanda gerçek Millî Egemenlik ilkesini uygulamaya çalışmıştır.Çünkü bu dönemde, memleketin içine düştüğü kötü durum karşısında, bazı aydınlar memleketin kurtarılması için bir büyük devletin mandasını kabul etmekten başka çare görmezlerken, Atatürk bunlardan çok farklı düşünmüş ve millete güveni esas alan bir hareketin peşinde olmuştur. O, memleketin içinde bulunduğu kötü durumu kastederek Nutukta; “... Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da Millî Hâkimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak! İşte daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.” der.
Atatürk, TBMM’yi açarak en büyük ideallerinden birisi olan, Türkiye’de Millî Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline getirirken, “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” ifadesiyle de, hükümranlık hakkını ve otoritesini sadece TBMM’ye vermiştir. O, böylece bu konuda milleti tam yetkili kılarken, aynı zamanda diktatörlüğe karşı da bütün kapıları kapatmıştır. Meclisin, Millî Egemenlik ilkesi gereği, milletin kaderine nasıl hâkim olması gerektiğini de, yine mecliste yaptığı bir konuşmada şu sözlerle ifade etmiştir; “Millet mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve millî saltanat ve hâkimiyetini bir şahısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden oluşan bir Meclis-i Ali’de temsil etti. İşte o meclis, Meclis-i Alinizdir; Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir.”
Atatürk'ün milli egemenlik ilkesine sadece düşünceleriyle değil, derin kişisel duygularıyla da ne kadar bağlı olduğu, annesinin ölümünden birkaç gün sonra onun mezarı başında yaptığı şu konuşmada anlaşılmaktadır: "Validem bu toprağın altında, fakat milli egemenlik ilelebet payidar olsun. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur... Validemin mezarı önünde ve Allah huzurunda ant içiyorum, bu kadar kan dökerek milletin elde ettiği ve belirttiği egemenliğin muhafaza ve müdafaası için icap ederse validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. Milli egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun".

Milli egemenliği ülkemizde tesis eden büyük önder Atatürk’ün bu kutlu armağanını yaşatmak ve egemenliği baskın olan zümreler yerine milletin iradesine bırakmak görevi yarının büyükleri çocuklarımızın en önemli vazifesidir. Bu kutlu görevi üstlenmiş çocuklarımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, saygılarımı sunuyorum.” Dedi.
Konuşmadan sonra Emirdağ İlköğretim okulu öğrencileri tarafından hazırlanan tiyatro,şiir gösterisi ile program sona erdi.

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.