Haberler

Kur’an Okumanın, Anlamanın ve Yaşamanın Önemi

kur'anUlaştığı insanları ‘karanlıklardan aydınlığa çıkaran’, kendisine uyanları hidayete ulaştıran ve ‘Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol gösterici’ olan yüce kitabımız Kur’an, anlaşılmayı ve yaşanmayı beklemektedir. Rabbimiz bu gerçeği şöyle ifade ediyor: “Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.”(1) Peygamber efendimiz (sav) de: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”(2) hadisiyle bizleri Kur’an okumaya yönlendirmekte ve “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”(3) buyurarak ta Kur’an’a karşı mesafeli duranları uyarmaktadır. 


Kur’an’ı okumak, sadece tekrarlamak değil aynı zamanda okunanı uygulamaktır. Çünkü Kur’an; iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı ve hak ile batılı ayırmak için gönderilmiştir. Ne yazık ki günümüzde büyük çoğunluğumuz, Kur’an’ın aydınlığından yeterince yararlanamamakta ve onun sunduğu hayat değerlerinden çok uzakta bulunmaktayız. Kur’an’ı ölülere okumakla ya da namaz kılabilecek kadar zamm-ı sure bilmekle yetinmekteyiz. Kur’an’ın gönderiliş maksadı bu değildir. Kur’an’ın gönderilişindeki asıl gaye, onun nuruyla buluşmak, onun ışığından yararlanmak ve sunduğu ilkeleri yaşamaktır.
 Peygamber Efendimiz (sav)’in kıyamet günü: “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi”(4) şeklindeki şikâyeti, bu günün Müslümanlarını çok yakından ilgilendirmektedir. Hem bu şikâyetten uzak kalmak ve hem de Kur’an’ın sunduğu aydınlıkla buluşmak için Kur’an’ı gönderildiği amaç doğrultusunda okumak, anlamak ve yaşamak zorundayız. Rabbimiz Enfal suresi 24. ayette bizlere şu çağrıyı yapmaktadır: “Ey iman edenler! Sizi kendinize hayat verecek Kur’an’a çağırdığında Allah’ın ve Rasülü’nün bu çağrısına icabet edin.”

Yüce Allah Kur’an’la bizlere seslenmektedir. Bize düşen görev de o sesin sahibine kulak vermektir. Bir hadisinde Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah’u Teâlâ da kendi katındakilere onlardan söz eder.”(5)

Peygamber efendimiz (sav) bir gün Ebû Zerr'e (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebû Zerr, sabahleyin evinden çıkıp Kur'an'dan bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekat namaz kılmandan daha hayırlıdır."(6) Hutbemi bir hadis-i şerif mealiyle bitiriyorum: “Kur'anı Kerîm'i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir ki, bu tacın ışığı güneşi evlerimizin içinde farz etseniz dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O hâlde Kur'anı Kerîm'i bizzat öğrenen hakkında ne düşünürsünüz? (Onun sevabını da siz takdir ediniz.)”(7)


(1) Sad, 29

(2) Tirmizi, Fezailül Kur’an, 16

(3) Tirmizi, Fezailül Kur’an, 18

(4) Furkan; 30

(5) Müslim, Zikr, 38

(6) İbni Mace, Sünnet, 16

(7) Ebu Davud, vitr, 14

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.