Haberler

İyiliği Emretmek, Kötülükten Sakındırmak

Maruf, dinimizin emrettiği; münker ise, yine dinimizin yasakladığı şeyler demektir. Başka bir deyimle Kur'an ve sünnete uygun düşen şeye maruf; Allah'ın râzı olmadığı, haram ve günah olan şeye de münker denilir. Marufu yani iyiliği emretmek, iman ve itaata çağırmak; münkerden yani kötülüklerden nehyetmek ve sakındırmak Müslümanların önemli vazifelerinden biri olduğu için, onlarca ayet ve hadis-i şerifte bu konu işlenmiş ve biz Müslümanların dikkatleri çekilmiştir.

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (1) Diğer bir ayet-i kerimede Rabbimiz bu defa bu görevi yerine getirenleri şöyle övmüştür: “Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.”(2)

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (3) Bu görevi yerine getirme konusunda, elde imkânı olduğu halde, kayıtsız kalanların akibetleri hiç de iyi olmamıştır.
Kur’an, marufu emir, münkeri yasaklama konusunda gevşek davranan ve bundan dolayı helak olan toplumlar için şöyle buyurmuştur: “Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” (4)

Bu önemli sorumluluğun ihmalinin vebali Peygamber (as)’ın lisanında da şöyle dile gelmiştir: "Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez" (5)


Dünyaya güzelliklerin yerleşmesi, çirkinliklerin toplum bünyesinden uzaklaştırılması gayesiyle, gönderilmiş olan İslam Dininin birer mensubu olarak, gücümüz nisbetinde hareket ederek, toplum bünyesine zarar verebilecek şeylere karşı çıkmalı, insanlığa menfaat ve maslahat sağlayacak şeylere destek vermeli ve bu noktada Müslümanlar olarak birbirimizi uyarmalıyız.

Toplumda ma'rûfu emreden, kötülükten menedenler olmazsa giderek kötü olan işler, bir yaşama biçimi haline gelir. Böylece de toplum tümüyle fesada uğrar. Onun içindir ki, ıslah ile memur olan Müslümanlar, önce şahıslarında, sonra da toplumda iyiliklerin motoru, şerlerin fireni olmalılar ve şu müjde dolu ayeti hiç unutmayarak hareket etmeliler: “Tevbe edenleri, ibadet edenleri, hamd edenleri, İslam uğrunda diyar diyar gezenleri, rükû edenleri, secde edenleri, iyiliği emredenleri, kötülükten sakındıranları ve Allah'ın sınırlarını koruyan mü'minleri müjdele.” (6)



(1) Al-i İmran, 3/104

(2) Al-i İmran, 3/114

(3) Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11;

(4) Maide Suresi, 5/79

(5) Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9

(6) Tevbe, 9/112

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.