Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

Ahmet Urfalıİnsanoğlu yaratılmışlar içinde kültür üreten ve üretilmiş bir kültür içinde kimliğini bulan bir varlıktır. Sosyal ve kültürel çevre atalardan miras alınarak yeni nesillere emanet edilir. Kültürün ana damarı aynı kalmakla birlikte zaman içerisinde değişimler ve gelişmeler meydana gelir. Kişi ve toplumun milli kimliği aile, çevre ve toplumsal yapı içerisinde oluşur ve oturur.
Millî kimlik, tarihsel gelişim içinde millî kültür unsurlarının şekillendirdiği kimlik tipidir. Millî kültür ise, diğer toplumlardan farklılığı ortaya koyan karakterin meydana getirdiği kültürdür. Gökalp’ e göre, milli kültür esasında hâkim kültür olmaktadır. Kafesoğlu’na göre ise, kültürün kendisi millidir. Zaman ve çevre şartlarına bağlı olarak bazı unsurları değişebilir, fakat esas özelliklerin ortaya koyan temel karakteri yüzyıllar boyunca varlığını sürdürür. Milli kimlik, yaygın kimlik tipinden ayrılmaktadır. Milli karakterin ürettiği bir kimlik unsuru, yaygın kimlik olabilir. Bir kimlik unsuru ne kadar yaygın olursa olsun, milli karakter veya kültür tarafından kendisine has bir şekilde millileştirmedikçe, milli kimlik unsuru olarak kabul edilemez.
Ülkemizde 1960 ve 1970’li yıllar kültür tartışmaları geçti. Küçük ilçelerde bir taraftan ideolojik tartışmalar diğer taraftan büyük şehirlere ve yurt dışına yapılan yoğun göçler, beraberinde kültürel değişmeleri oluşturdu. Gelenekçi sosyal yapı, öz değerlere

sahip çıkarken modern anlayış daha çok yabancı düşünceler etrafında bloklaşmaya başladı.
İlçe insanlarının kültürel kazanımlarında ailelerin yanında sosyal çevre de etkili oluyordu. Memleket meselelerine kafa yoran, okumayı seven, fikir beyan eden insanlar etrafında sohbet halkaları meydana geldi. Bu ‘’numune-i misal’’ insanlar, düşünce birikimlerini hiçbir karşılık beklemeden bir millet hizmeti anlayışıyla anlatırlar, gençlere yol gösterirlerdi. Kısıtlı kaynak imkanlarına ulaşamamak, gençleri hazır bilgiye rağbet etmeye yöneltiyordu. Bu ağabeyler vakur, mazbut, alp-eren insanlardı.
Emirdağ’da lise yıllarımızda Muammer Kocabaş ağabeyi yakından tanıma fırsatı buldum. Yukarıdaki anlatımlarım da tamamen Muammer ağabeye ait vasıflardı. Köklü, kültürlü bir aileden geliyordu.
Muammer Kocabaş, milliyetçi bir şahsiyetti. Biz onu bir siyasetçi olmanın ötesinde memleketimizden nadir yetişen birleştiren, barıştıran bir kültür abidesi bildik. Hiçbir kimseyi dışlamaz, herkesi sevgi çemberine alırdı. Kin, nefret gibi duygulara yabancıydı.
Yeni İstanbul, Tercüman gazeteleri ile İstanbul’da yayınlanan aylık Söz dergisinde muhabirlik yaptı. Emir baba isimli haftalık gazete çıkardı.
‘İşgal ve Direniş Emirdağ 1919-1921’ adlı belgesel roman yazdı. Şiirlerini ‘Meçhul Yaşamalar’ kitabında yayınladı.
Belgesel romanında Emirdağ’ın işgal ve direnişini yazılı ve sözlük kaynaklara dayanarak kaleme aldı. Eser, Emirdağ’ın 1919-1921 yılları arasındaki pek çok olaya ışık tutmaktadır.
Kocabaş adı geçen kitabının ön sözünde şöyle demektedir: ‘’ Obüslerle, toplarla mitralyözlerle Çanakkale yanarken, Hicaz, Trablusgarp kavrulurken, Anafartalar, Sarkamış inlerken, Aziziye nedir ki…
Aziziye bir noktadır. Aslında Aziziye bir nokta bile değildir bu dünya coğrafyasında. O halde nedir Aziziye? Hemen söyleyelim Aziziye bir çekirdektir. Tüm Anadolu gibi bir parça Çanakkale, bir parça Sarıkamış, bir parça Hicaz, El-Aris, Bağdat,Kanal’dır. Çünkü bütün bu dünya coğrafyasının içinde kavrulmuş, toprak olmuş evlatları vardır Aziziye’nin. Bu büyük yangının içinde parçalanmış bir yürektir Aziziye…’’
Muammer Kocabaş’ın Meçhul Yaşamalar kitabından aynı adı taşıyan şiirini de yazıma alıyorum:
‘’ Varsın şaha kalkarak azap,
Çağırsın sevdaya kalbi
Vaktaki geceler istedi yalnızlığını
Tekinsiz kalan bir şehirde
Terk ettik nasibi…

Doyumsuzluğumuz senden yanadır bugün
Ey sonsuz ve gerçek mavi!..
Uzat bakışlarını düşlerimiz ötesinden
Bütün özlemler senden yanadır bugün
Ey içli ve yüce toprak!...
Ve sen ey hayat!
Azat edin ruhumuzu katınızdan
Azat edin, son ritmindeyiz vecdin.
Bir ‘Stois’ tevekkülüyle çıktık yola.
Yine öyle geçelim kalbinizden!..
Yürekler dolusu yaşamalarla geldik.
Arkamızı döndük hayata bir daha
Bir daha mermer heykeller kadar hissiz
Çirkin özlemlerle çirkin dağları
Çirkin insanlara bıraktık.’’
Yerelden bütün Türkiye’ye seslenebilen Muammer Kocabaş ağabeyimiz kültür dünyamıza hoş bir seda bıraktı. Ruhu şad olsun.