SAKARYA SAVAŞI'NDA EMİRDAĞ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
23 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı içinde kader tayin edici bir rol oynamıştır. Bu muharebe, 100 km genişliğinde ve 25 km derinliğinde bir vatan toprağında cereyan etmiş olup çok fazla subay kaybı verilmiş
olması nedeniyle harp tarihine “subay muharebesi” olarak geçmiştir. Başkomutan Mustafa Kemal (ATATÜRK)’in öngördüğü; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” prensibi ile şekillenen askerî harekât, stratejik alanda üstün ve daha
büyük bir ordunun, muharebe bölgesinin bütün genişlik ve derinliği içinde nasıl yenilgiye uğratılıp, felakete sürüklenebileceğini gözler önüne sermiştir. Geceli gündüzlü olmak üzere 22 gün süren Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Yunan kuvvetleri geri püskürtülmüş, Eskişehir- Afyon hattına çekilmek zorunda bırakılmıştır. Taarruz inisiyatifinin Türk ordusuna geçmesini sağlayan Sakarya Zaferi, TBMM Hükümetine siyasi alanda da başarılar elde
etmesini sağlamış, Türk milletinin vatanını kurtuluşu ve tam bağımsızlığa kavuşmasına yönelik inancını kuvvetlendirmiştir. Yunan kuvvetleri Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra Eskişehir-Afyon batısı hattına çekilerek yaklaşık bir yıl boyunca tuttuğu mevzileri tahkim etmiştir. Emirdağ, Milli Mücadele’nin başından sonuna kadar her hâliyle tam içinde bulunmuştur. Sakarya Savaşı’nda da Emirdağ; Seyitgazi, Çubuk, Ankara, Haymana ve Cihanbeyli ovaları ile harekât alanındadır. (1) T.C. Genelkurmay Başkanlığı, Kurtuluş Savaşı’nda Sakarya Meydan Muharebesi, Anıtlar ve Şehitlikleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Yayınları, Ank. Genelkurmay Basımevi 2007, s.4
Harekât alanı dağ ve akarsuları, savunma mevzileri Sakarya Savaşı harekat alanı için tapılan stratejik planlama şu şekildedir: Afyon'u elinde bulunduran düşman kuvvetlerinin
Handan Canlı Emirdağ Güveci İle Birinci Oldu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Eskişehir’de 5 Eylül 2026 Cumartesi günü düzenlenen Down sendromlu bireylere yönelik yemek yarışmasında, Aslen Emirdağlı olan Handan Canlı Boz'un hazırladığı Emirdağ Güveci birinci oldu. 18. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen yarışma, Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda yapıldı. Yarışmada hazırlanan farklı yemekler jüri üyelerinin değerlendirmesine sunuldu. Handan Canlı ise Emirdağ’ın geleneksel mutfağının önemli lezzetlerinden Emirdağ Güveci ile yarışmada yer aldı. Yapılan değerlendirme sonucunda Emirdağ Güveci birinciliğe layık görüldü. Handan Canlı’nın elde ettiği derece, Emirdağ’ın yöresel mutfağının Eskişehir’de tanıtılmasına da vesile oldu. Yarışmada yemeklerin hazırlanışı ve sunumu jüri tarafından değerlendirildi. Emirdağ Güveci, yapılan değerlendirmelerin ardından yarışmanın birincisi olarak açıklandı. Elde edilen başarıyla Emirdağ’ın geleneksel yemeklerinden biri organizasyonda öne çıktı. Emirdağ Güveci, ilçenin geçmişten günümüze ulaşan yöresel mutfak değerleri arasında önemli bir yere sahip bulunuyor. Geleneksel lezzetin Eskişehir’de düzenlenen bir organizasyonda dereceye girmesi, Emirdağ mutfağının tanıtımı açısından da önem taşıdı. 18. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu kapsamında kültür, sanat ve sosyal etkinliklere de yer verildi. Down sendromlu bireylere yönelik düzenlenen yemek yarışması da sempozyum programındaki etkinliklerden biri oldu. Yarışma, bireylerin yeteneklerini sergilemelerine ve sosyal yaşamda daha
Tolga Torun’un Romanları
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı

1975 yılında Afyonkarahisar’ın tarih, sözlü kültür ve kadim hafızayla yoğrulmuş toprağı Emirdağ’da dünyaya gelen Tolga Torun, hayatı boyunca aidiyetin, köklerine bağlılığın ve aile bağlarının dönüştürücü gücüne inanmıştır. Bir oğul, kardeş, ağabey ve baba olarak üstlendiği sorumlulukları harmanlayan Torun; dürüstlük, karşılıklı saygı ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa ettiği yaşam çizgisinde, evrensel insani değerleri her zaman kendine rehber edinmiştir.
İnsan odaklı duruşu, yardımseverliği ve bitmek bilmeyen çalışma azmiyle çevresinde iz bırakan Torun için yaşamak; yalnızca zamanın akışında var olmak değil, başkalarının hayatına dokunabilmek ve geleceğe kolektif bir fayda bırakabilmektir. Geçmişte karşılaştığı her engeli bir olgunlaşma vesilesi sayarak azimle yoluna devam etmiş, kişisel başarıyı bireysel kazanımların ötesinde, insan ruhuna sunulan olumlu katkılarla tanımlamıştır.
Zamanın ötesine seslenebilme ve dünyada anlamlı bir iz bırakma tutkusu, Tolga Torun’u kelimelerin büyülü dünyasına—yazarlık yolculuğuna—yönlendirmiştir. Düşüncelerini, geçmişin süzgecinden geçen gözlemlerini ve demlenmiş yaşam tecrübelerini kâğıda dökmeyi bir yükümlülükten ziyade ruhsal bir gereksinim olarak görür. Yazmak, onun dünyasında sadece bir ifade biçimi değil; dünden bugüne uzanan içsel bir yolculuk, sürekli bir öğrenme ve okurlarıyla kurduğu kalbi bir köprüdür.
Edebiyat serüvenine bugüne kadar Vicdanın Yankısı, Cam Kırığı Umutlar ve Cam Kırığı Umutlar 2 adlı üç kıymetli eser sığdıran Tolga Torun, yazı masasının başındaki heyecanını ve tutkusunu ilk günkü tazeliğiyle korumaktadır. Kaleme aldığı her eserde okurunu farklı pencerelerden bakmaya, hayatı ve insanı yeniden okumaya davet eder. Her kitapla birlikte derinleşen bu serüven, onu yenilikçi, özgün ve sınırları aşan fikirlerle üretim yapmaya teşvik etmektedir.
Eylül
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler

Eylül güz mevsiminde bir ay
Eylül diyorlar adına
Hüzün ayı diyorlar
Kim bilir belki de öyledir
Yaprakların sarardığı
Gazellerin savrulduğu
Bir zaman dilimi
Neylesin eylül!
Son mevsimde açan nahif bir gül.
Biz baharla ağladık baharla güldük
Baharla geldi gönül nağmelerimiz
Baharla gitti en güzel değerlerimiz
Mihrican vurdu baharımızı
Gönül bahçemiz tarumar
Neylesin eylül!
Son mevsimde açan nahif bir gül.
30 Ağustos Zafer Bayramı Coşkuyla Kutlandı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü dolayısıyla Kaymakamlık Makamında tebriklerin kabulü, çelenk sunma töreni ve Suvermez Şehitliği ziyareti gerçekleştirildi.
Kaymakamımız Adem Topaca; Garnizon Komutanı İkmal Yüzbaşı Kürşat Bozkurt, Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, Cumhuriyet Başsavcısı Anıl Teryaki, protokol üyeleri, kurum amirleri, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlarımızla birlikte 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü programlarına katıldı.
Kaymakamımız Adem Topaca, programa katılan protokol üyelerinin, kurum amirlerinin, şehit yakınlarının, gazilerin ve vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladı
Seydi Boz Vefatı
- Ayrıntılar
Yusuf Ziya ve Ayşe Dudu Boz’un evladı, Boz Ahmetler sülalesinden kıymetli Seydi Boz, 71 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
Merhum abimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
30 Ağustos Pazar günü Hacı Veyis Camii öğlen namazından sonra Üçler Kabristanına defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.Kabri nur, ruhu şâd olsun.
Abdullah Dağcı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler

Abdullah Dağcı, 1965 yılında Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarında karşılaştığı zor şartlara rağmen eğitim hayatını sürdürdü ve tarihe duyduğu ilgi doğrultusunda kendisini tarih alanında geliştirdi.
Tarihe olan merakı, zaman içerisinde onu Anadolu’nun ve dünyanın farklı şehirlerini keşfetmeye yöneltti. Tarihi ve turistik mekânları gezmeyi hayatının önemli bir parçası hâline getiren Dağcı, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda şehir ve bölgeyi ziyaret etti.
Gezip gördüğü yerlerin yalnızca doğal ve turistik güzellikleriyle ilgilenmeyen Dağcı; bu bölgelerin tarihî geçmişini, kültürel değerlerini, geleneklerini ve yerel özelliklerini araştırmaya, gözlemlemeye ve belgelemeye önem verdi. Bu yönüyle seyahatlerini yalnızca bir gezi faaliyeti olarak değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel bir araştırma olarak değerlendirdi.
Özellikle doğup büyüdüğü Emirdağ ve çevresinin tarihî, kültürel ve turistik değerlerinin tanıtılmasına önem veren Abdullah Dağcı, bu alanda çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Gezip gördüğü yerleri fotoğraf, video ve çeşitli anlatımlarla belgeleyerek gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamayı amaçladı.
Tarih merakı ve araştırmacı kişiliğinin yanı sıra profesyonel olarak müzikle de ilgilenen Dağcı, sazı ve sözüyle Türk halk














