Hacı Veli Yüksel Emirdağ Esnaf Odası Başkanı Seçildi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Emirdağ Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlığı seçimi, Emirdağ Belediyesi Taş Konak Sosyal Tesisleri’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Esnafın büyük ilgi gösterdiği seçimde dört aday yarıştı.
Yapılan seçimlerde, 4 dönemdir başkanlık görevini sürdüren Muzaffer Aşık’ın dönemi sona ererken, Hacı Veli Yüksel aldığı oylarla yeni başkan olarak tarihe geçti.
Resmi olmayan sonuçlara göre oy dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Hacı Veli Yüksel: 392 oy
İlhan Güzle: 215 oy
Mevcut Başkan Muzaffer Aşık: 205 oy
Abdülkadir Yurdakul: 6 oy
Turkuaz renkli oy pusulası ile seçime katılan Hacı Veli Yüksel, üyelerin çoğunluğunun oyunu alarak Emirdağ Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın yeni başkanı oldu.
Devamını oku: Hacı Veli Yüksel Emirdağ Esnaf Odası Başkanı Seçildi
EMİRDAĞ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Kuzu melemesi dağları tutar
Yayla zamanında bülbüller öter
Adaçal yüzünde bademler biter
Çiçeği açarken seyran Emirdağ
Alaca karlıdır Emir Dedesi
Sazı koygun çalar garip edesi
Torununa bakar yaşlı ebesi
Kadını kızanı insan Emirdağ
Yurt tutulur Yellibel’ in eteği
Kurulmuştu yaylasında otağı
Dört bir yanı evliyanın yatağı
Yiğitlik mertlikte harman Emirdağ
Aş Yemez Yaşar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler

Bayat’ın ayazı sert olur ya…
Hele bi de insanın içi üşüyünce, o ayaz sokaklarda değil, yüreğin tam orta yerinde eser gari.
Bizim Aş Yemez Yaşar vardı…
Fakirliğin içinden doğmuş, fakirliğin içinde büyümüş.
“Yemez” derlerdi ama… vallahi o “yemez”lik cimrilikten değil, yokluktandı.
Kendi boğazından keserdi, anasına bakardı.
Anası bir lokma yiyecek olsa “Sen ye ana” derdi, kendisi çayın demine talim ederdi.
Kahvede çalışırdı Yaşar…
Sabahın köründe ocağı yakar, çayı demler, bardakları dizerdi.
Kimi müşteri “Yaşar çay taze mi?” derdi,
Yaşar da hep aynı söz:
“Taze abim… taze…”
Ama o “taze”nin içinde ne vardı biliyon mu?
Bir ömürlük yorgunluk.
Bir de tuvalet temizlerdi…
İnsanların yüzüne gülüp, arkasından onların pisliğini yıkardı.
Kimse görmezdi.
Kimse “Yaşar eline sağlık” demezdi.
O ise yine de ses etmezdi…
Çünkü Yaşar’ın dili değil, yüreği konuşurdu.
Sonra…
DOKTOR MURAT TARAKTAŞ ’HATIRA ORMANI’ OLUŞTURDU
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Eskişehir Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Kardiyoloji Doktoru Murat Taraktaş’ın katkılarıyla; Eskişehir’in Gülpınar (Mamuca) köyünde, gönüllülerle birlikte en az bir fidan dikilmesi ümidiyle fidanlar dikildi ve hatıra ormanı oluşturuldu.
Dr. Murat Taraktaş, ‘’Çocukluk hayalim: Hayat bana öyle bir şans verdi ki; bir orman büyütebileceğim, hepimizin torunlarına bırakabileceğim bir armağan İki kızım, annem ve babam için de olmak üzere toplam 5 tane orman yapabilmek hedefimdir. Allah’ım, 5 ormana da ulaşmayı nasip etsin, inşallah. Gülpınar
Devamını oku: DOKTOR MURAT TARAKTAŞ ’HATIRA ORMANI’ OLUŞTURDU
Zulme Karşı Sessiz Kalmamaya Davet
- Ayrıntılar
Şiir yazarken, özellikle Filistin’le ilgili kaleme aldığım tüm eserlerde yaşanan olayları, acıları ve dünyanın bu acılara karşı takındığı tavrı anlatmam gerektiğini düşündüm. Bu bilinçli bir seçimdi. Filistin’in, Kudüs’ün ve Gazze’nin anlatılması gerekiyordu. Özellikle gençlerin, kendi yaşlarına hitap eden bir müzik diliyle bu sözleri duymasını; şiirlerin insanların kulağına girmesini ve hafızalarda kalmasını istedim. Feyiz kulaktan dolar, kalpten taşar. İnsanlarımız dinliyor ve izliyor.
Müzik; müziğin dili globaldir. Bu coğrafyanın hem acısını hem de direncini daha geniş kitlelere taşıyan güçlü bir dil. Vicdanların susturulmaya çalışıldığı, dünyanın susmaması gereken bir savaşı seyrediyoruz. Bu sebeple ben de, elimden geldiğince eserlerimle yaşananları görünür kılmaya çalışıyorum. “Bana ne” denmemesi, duyarlılığın kaybolmaması adına kaleme aldığım her anlatımı gerçek hayat hikâyelerinden besleyerek yazıyorum. Yazdıklarım kurgu değil; yaşanmışlıkların, tanıklıkların ve sessiz bırakılan acıların bir ifadesidir. Amacım sözü yalnızca okutmak değil, duyurmak ve unutturulmamasını sağlamaktı. Bu nedenle yazdığım şiirlerin seslendirilmesi ve klip olarak yayına girmesi sürecinde Reba Dijital Reklam Şirketi ile çalışıyorum. Aynı zamanda Marmara Müzik YouTube kanalının yayınlarını da üstlenen bu şirketle güzel çalışmalara imza atıyoruz.
Afyonkarahisar Genelinde Eğitime Kar Tatili
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
2 Ocak Cuma günü edilnilen son verilere göre il genelinde -13 ila -15 dereceyi bulan aşırı soğuklar bekleniyor. Don ve buzlanma riskine karşı 02 Ocak 2026 Cuma günü, Afyonkarahisar genelindeki tüm ilk ve orta dereceli okullar ile özel eğitim kurumlarında (kreş ve gündüz bakımevleri hariç) eğitime 1 gün ara verildi.
Ayrıca hamile ve engelli kamu personeli de aynı gün idari izinli sayılacak.
TAKVİMLER, YILBAŞI VE NOEL…
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı

Canan gide rindan dağıla mey ola rızân
Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Ziya Paşa (Terkib-i Bend -V-)
İnsanoğlu, takvimleri gök cisimlerinin hâl ve hareketlerine göre düzenlemiştir. Takvim; doğrultmak, düzeltmek; değerini belirlemek anlamlarına gelmektedir. Takvim kelimesi terim olarak; bir olayın belli bir başlangıca göre akıp giden zaman içerisindeki yerini, boyutlarını verme ve bunu veren belge demektir. Söz konusu boyutlar yıl, ay, gün sayısı ve gün adı şeklinde belirlenmiştir.
Tarihte Türk devletleri değişik adlarda türlü takvimler kullanmıştır. Bunlar; On iki Hayvanlı Türk Takvimi, Hicri Takvim, Celali Takvimi, Rumi Takvim ve son olarak 1 Ocak 1926’da kabul edilen Miladi Takvim’dir. Bugün için Hicri Takvim yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte dini bayramlar, kutsal günler ve aylar bu takvime göre uygulanmaktadır.
Bizim gençlik yıllarımızda “kültür emperyalizmi” diye dillendirilen bir olgu üzerinde önemle durulur, buna karşı milli kültürün yaşanması ve yaşatılması üzerinde ısrarla tembihleme yapılırdı. İktisadi yönden ilerlemiş Hıristiyan ülkelerin popüler kültür adı altında kendi dini değerlerini benimsetme gayretleri her zaman var olagelmiştir. Popüler kültür, evrensel bir değerler topluluğu biçimde sunularak asıl niyet maskelenmektedir. Oysa kapitalist batının örttüğü gerçek amaç, kendi değerleriyle ürettiği mal arzına talebin artırılmasıdır. Onlar, markalaşmış mallarını orta ve geri düzeydeki ülkelerin insanlarına bir tüketim çılgınlığı içerisinde aldırmak ve çabucak tükettirmek amacındadırlar. İnsan olmanın yolunun tüketmekten geçtiğini söyleyen egemen/küresel güç, dünyanın hiçbir sorununu çözememiş, aksine sorunlar yumağı iyice büyümüştür. Çünkü uluslar arası sorunlar, güçlülerin kâr marjını alabildiğine artırmaktadır.














