Epeyce bir zamandır, belli odaklar Yunan işgalini hafife alarak Milli Mücadele’de çok önemli bir yeri olan Batı Cephesi’ni sıradanlaştırmaya, değersizleştirmeye çalışmaktadırlar. ‘’Yunan yakıyor, yıkıyor, ilerliyor, ama işgal etmiyordu.’’ gibi mantık ölçülerinden uzak lakırtılar edilebilmekte, bunlara da bazı kesimler körü körüne inanmaktadırlar. Bu kasıtlı sözlerin altında yatan gerçek; ‘’Keşke Yunan galip gelseydi.’’ dileğinin içinde gizlidir. Aradan geçen yüzyıla rağmen Cumhuriyet’i içine sindiremeyenler ve onların yeni yetme takipçileri, maalesef demokratik ortamın nimetlerinden yararlanarak devlet ve millete olan kinlerini zehirli dilleriyle kusmaktadır. Bu kötü niyetli zihniyetin sahiplerine ilgi ve itibar edilmedikçe onların öfkeleri daha da artmakta kendi dar mahfillerinde bağırıp çağırmaktadırlar. Oysa aziz devletimiz ne badireler görmüştür. Her badirenin altından zaferle kalkmasını bilen kahraman Türk milleti için bu tür aymazlıklara verilen cevap net ve kesindir: ‘’geldikleri gibi giderler. Söylediklerinde boğulurlar.’’
Milli Mücadele’nin başlangıcında teşkilatlanan Türk milletinin karşısına sadece işgal kuvvetleri değil; mandacı, muhibbici, tealici yerli işbirlikçiler de çıkmıştır. Hemen hepsinin dış kaynaklardan beslendiği bu zararlı cemiyetler, Kuvva-yı Milliye’nin azim ve kararlı mücadelesiyle bertaraf edilmiştir.
Halkın Artin Kemal dediği Ali Kemal bunlardan biridir. Damat Ferit Paşa hükümetinde İçişleri Bakanlığı yapmış, Mustafa Kemal Paşa ve Kuvva-yı Milliye’ye karşı adice saldırmıştır. Yazılarıyla ağzından salyalar akıtmıştır. Beslendiği İngilizler’in sözcüsü gibi davranmıştır. Şu sözler kendisine aittir: ‘’ İngiliz milleti kainatın en azimli milletidir. Kurtuluşumuzu İtilaf siyasetinde görüyoruz. İtilaf devletlerinin teveccühünü kazanmalıyız.’’
Ali Kemal, Yunanlılara karşı gelinmemesi; ‘’ İzmir’de sükun var, işgal geçicidir.’’ diyerek güya uyarıda bulunuyordu. ‘’Yunanlılarla savaş hâlinde olunmadığını, işgallere fiilen karşı konulmamasını’’ istiyordu. Mustafa Kemal Paşa ile Kuvva-yı Milliye aleyhine çok ağır ve argo sözler sarf eden bu mandacı Artin Kemal, 4 Kasım 1922 günü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından İstanbul’dan kaçırılarak İzmit’e getirilmiş, halkın saldırısıyla linç etmek suretiyle öldürülmüştür.
Dedemin Yemen ve İstiklal Savaşı gazisi olması hasebiyle uzun yıllardan beri tarihi konulara ilgi ve alaka duyarım. Bunda dedemin hatıralarını anlatması, gazi arkadaşlarıyla görüşmelerinde bulunmam da etken olmuştur. Özellikle Milli Mücadele’de Emirdağ konusuna yoğunlaştım. Yüzlerce kaynak okudum, konferanslara katıldım, İnkılâp tarihi hocalarıyla görüşmeler yaptım. Belli bir yaşa gelince, elimdeki bilgi ve belgelerin de çoğalmasıyla bunları halkımla paylaşmam gerektiğini düşündüm. Çok sayıda kitap ve makale yayınladım. Etkinlik sayısını hatırlamayacağım kadar çok sayıda sempozyum, anma günü, sergi, panel, konferans düzenledik. Anadolu Üniversitesi işbirliğiyle belgesel yaptık. Eskişehir, Afyon ve Emirdağ’da gerçekleştirdiğimiz her etkinliğimiz halkımızın yoğun ilgisiyle karşılandı. Emirdağ Ticaret Odası, Belediye, Kaymakamlık destek ve katkı sağladı. Ticaret Odası Başkanı Halil İbrahim Aktepe ile Meclis Başkanı Ahmet Yiğiter her an yanımızda oldu. Afyon ve Eskişehir Kent Konseyleri ile Belediyeleri imkanlarını hizmetimize açtılar. Milli Mücadele’de Emirdağ konusunu yeterince ve gereğince işledik.
Emirdağ kökenli araştırmacılar tarafından yazılan yerel kaynaklar, akademik kaynaklar, Genelkurmay belgeleri, TBMM tutanakları, ulusal düzeyle yayınlanmış kitaplar taranarak Milli Mücadele’de Emirdağ konusu farklı yönleriyle ele alındı.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Encümeni tarafından yayınlanan ‘’Harp Mıntıkaları, ‘’Şehir ve Kasabaların İşgal ve Bombardıman Tarihleri Ank.1937’’ adlı eserinin Afyonkarahisar ili için ayrılan 76. Sayfasında Merkez, Bolvadin, Aziziye, Sandıklı ve Çay ilçeleri işgal ve kurtuluş tarihleriyle birlikte verilmiştir. İki defa işgal edilen Afyonkarahisar’ın ilk işgali 10 gün, iki defa işgal edilen Bolvadin’in ilk işgali 1 gün, üç defa işgal edilen Sandiklı’ın ilk işgali 1 gün, ikinci işgali ise yine 1 gün sürmüştür. Aynı belgede Emirdağ, 16 Ağustos 1921’de işgal edilmiş, 22 Eylül 1921’de kurtarılmıştır. İşgal, 36 gün devam etmiştir. Çok defa 1921 tarihi 1922 ile karıştırılmaktadır. Diğer önemli bir konu da işgalin gün olarak kısalığı veya uzunluğu değil, yapılmış olmasıdır.
Devam eden yazılarımzda işgalle ilgili; yerel, ulusal, akademik, Genelkurmay, TBMM kaynak ve bilgileri sunulacaktır.













