İslamın İnsan Sağlığına Verdiği Önem
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce
Allah’ın imandan sonra insanlara verdiği en büyük ve en değerli nimetlerden
biride sağlıktır. Çünkü sağlıksız hayatın ne tadı, ne de bir anlamı vardır.
Kuranı Kerim’de ve Peygamberimizin sünnetinde hayatın ve sağlığın, Cenab-ı
Hakkın en büyük emanet ve nimeti olduğu belirtilerek, bunların korunması emredilmiştir. Peygamber
Efendimiz (sav) bir hadislerinde şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki,
insanların çoğu bunlar hususunda aldanmıştır: (Bunlar) sıhhat ve boş vakittir.”(1)
Sağlığımızı
korumanın iki yönü vardır. Birincisi tedbir, ikincisi de tedavidir. Bulaşıcı
hastalıklardan kaçınmak, her türlü temizlik kurallarına azami şekilde dikkat
etmek; her vesile ile ellerimizi sabunla yıkamak, dengeli beslenmek önemli
olduğu gibi dinimizin haram saydığı ve doktorların zararlı gördüğü bütün içecek
ve yiyeceklerden uzak durmak da tedbirdir.
Bütün
tedbirlerimize rağmen hastalık gelirse, şifa bulmak için gereğini yapmak ise
tedavidir. Fakat unutulmamalıdır ki, şifayı yalnızca Allah verir. Doktorlar ve
ilaçlar sadece birer vesiledir. Allah dilemedikten sonra kimse iyi edemez.
Kur’an’da tevhid hakikatinin de en güzel şekilde ifade edildiği yerlerden
birinde Hz. İbrahim (as) inanmayanlara şöyle hitap etmektedir: “O’dur beni
yaratan ve hayat imkânlarını veren, maddeten ve mânen yol gösteren. O’dur beni
doyuran, O’dur beni içiren. Hastalandığımda O’dur bana şifa veren. O’dur beni
öldürecek ve sonra da diriltecek olan.”(2)
GEL GİTME KALMASIN GÖZÜM YOLLARDA
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Toplumumuzu strese sokan seçim çalışmaları nihayet bitti. Ekilenler, yarın akşam sandıklardan çıkacak.
Bayraklar, seçim broşürleri ertesi gün hemen toplattırılır mı bilmem ama bu zamana kadar kapanmayan iddialı ağızların hemen toplanacağı kesin.
Hele bu ağızlar, dudaklarının arasından çıkan sözcükleri bir de kağıda yazıp dağıttıysa, sandıktan da aradığı çıkmadıysa, hüzün dağ başlarından taa yüreğinin gelir ortasına oturur.
Sadece kendi ve etrafındaki yandaşlarının fikir ve düşüncelerinden başka fikir ve düşüncelerini kabul etmeyen böyleleri için hüzün kine dönüşür. Hele bunlar memleket ve şahıs için değil de bir parti için çalıştıysa, taşı-toprağı partizan yapmak için uğraşır.
Bu bakımdan sarsılan bu kişi ve kişiler belli bir süre evlerinden de çıkmayı göze almazlar, içlerine kapanırlar; o seçim öncesi gülüp, şakıyan kişinin dili boğazına kaçmış gibi suspus olması aile bireylerini de şaşırtır, kaygılandırır, telâşlandırır.
Artık cadde ve sokaklarda, meydanlarda vatandaşa diretirmiş gibi:
“- Oyunuzu şöyle iyi, böyle namuslu, yenilikçi şeye veriiin!” anonsları kesilmiştir.
Yakalardaki gururla taşınan rozetler, hışımla sökülür, fırlatılır.
Eş, neşesinden bir şey kaybetmediyse, şüpheyle karşılanır. Hatta denir de:
“- N’o gız?! Yoksa oyunu dedenin partisine mi verdin de, neşelisin?!
Hz. Peygamberin İrşad Metodu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İrşad, doğru yolu göstermek, gafletten uyandırmak, hidayet yolunu göstermek demektir. Cenab-ı Hak, insanları yaratmış ve onlara peygamberleri vasıtasıyla dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermiştir. İrşad faaliyeti ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile başlamıştır ve kıyamete kadar da devam edecektir. Peygamber Efendimiz de her türlü zorluğa rağmen Allah’tan aldığı bu görevi en güzel şekilde yerine getirmiş ve yaşantısıyla tüm insanlığa örnek olmuştur.
Peygamberimiz Allah’ın emir ve yasaklarını anlatmaya ilk olarak ailesinden başlamıştır. Daha sonra da akrabalarına ve bütün insanlara yol gösterirken, hiç kimseye kırıcı davranmamış, sürekli güler yüzlü ve tatlı dilli olmuştur. Tebliğ görevini yerine getirirken temizliğe dikkat etmiş; elbisesine, saçına, sakalına özen göstermiştir. Yine insanları etkilemenin en önemli yolu olan, anlattıklarını yaşama konusunda da bize davranışlarıyla örnek olmuştur. Birçok kimsenin Müslümanlığı seçmesinde Peygamber Efendimizin anlattıklarıyla uyumlu yaşantısı etkili olmuştur.
Peygamber Efendimiz insanlara tebliğ vazifesini yerine getirirken daima affı, hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, şefkat ve merhameti önde tutmuş, insanlara kaba davranmamış, kini, nefreti, öfkeyi ise daima kendinden uzak tutmuştur. Amcası Hz. Hamza’yı şehit edip, cesedini parça parça eden Vahşi’yi bile affetmiştir. İnsanların kusurlarını yüzlerine vurmadan ifade etmiş, eleştirilerini isim vermeden ve umuma hitap ederek yapmıştır.
Nasıl Oy Kullanacağım
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
2009 YEREL SEÇİM İÇİN TRT TARAFINDAN HAZIRLANAN VİDEO
Emirdağ'da Yaşamak...
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Emirdağ ilçemizin tarihi uzun yıllara dayanmaktadır.
Kurulduğu günden bu yana Yanık türküleri ile âşıkların, Deli battal gibi kahramanların ve âlimlerin şehri olmuştur.
”Havası sert insanı mert’tir”
Herkes hakkında bir şeyler söylese de, kimileri için küçük ve şirin bazıları içinse yaşanması çok zor bir ilçedir.
Benim için ise;Zaman zaman üzüldüğüm bazen de çok mutlu olduğum ama her zaman gurur duyduğum çok özel bir ilçedir Emirdağ.
Yaz’ın Düğün’e, Kış’ın Kömüre Çalışırız.
Yaz’ın bol miktarda olan düğünden 30 tanesine en küçük altın taksan yaklaşık 2.400,00 TL.
Kış’ın üç ton ithal kömür tüketsen bir o kadar da bu tutar.
Kısacası kazancın çoğunluğu düğüne ve kömür’e gider.
Eğitim ve Sağlık konusuna şimdilik değinmeyeceğim.
Emirdağ’ında yaşam hem çok kolay, hem de çok zordur.
Bu zorlukları aşmak da başta ilçemiz yöneticileri olmak üzere hepimize büyük görevler düşmektedir.
Üretim Değil, Tüketim Toplumuyuz
Üretimin az, tüketimin çok olduğu bir ilçede yaşıyoruz.
Su ve Su Kaynaklarını İsraf Etmeme
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Su bütün canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan maddelerden biridir. Su, hayatın özü ve devamı için olmazsa olmaz şartıdır. Bir yerde su varsa hayat var, su yoksa hayatta yoktur. Bundan dolayıdır ki, tarih boyunca medeniyetlerin oluşmasında birinci unsur su olmuştur. İnsanlar bir yere yerleşmek için su aramış ve suyun bulunduğu yerlerde şehirler ve medeniyetler kurmuştur. Kısacası; su eşittir hayat demektir.
Yüce Rabbimiz bütün canlılar için son derece önemli olan bu değerli nimeti her canlının ihtiyacını giderecek ölçüde yaratmıştır. Ancak dünyadaki diğer kaynaklar gibi, su ve su kaynakları da sınırsız değildir. İçme, kullanma ve tarım için hizmetimize sunulan suyun dengesiz ve israf edilerek kullanılması ve su kaynaklarının kirletilmesi büyük sıkıntıların meydana çıkmasına sebep olacak önemli bir tehlikedir. Faydalanmamız için bizlere ikram edilen bütün nimetler aynı zamanda birer emanettirler. Bu emanetlerin korunması her Müslüman’ın dini ve insani vazifesidir. Çünkü bu emanetlere verilen zarardan dolayı ortaya çıkacak kötü sonuçtan ilk önce zarar verenin kendisi etkilenir.
Nitekim Yüce Rabbimiz “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır”(1) buyurarak bu noktaya işaret etmektedir.
Düzenden Düzensizliğe
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Bazı yanlışları yapabilmek için ikinci sefer şansımız olmayabilir.
Genelde şansızlıklar trafikte karşılaştığımız durumlardır.
Dikiz aynalarımıza bakmadan, sinyal vermeden yolun kıyısında dinlenmekte olan aracımıza “haydi yürü!” dersek, aracın kıçının dağılma yüzdesi hayli yüksektir. Yine sinyaller kimseyi rahatsız etmesin(!) diye şerit, yön değiştirirsek ya kafadan, ya yandan, ya da yine kıçtan darbe, hem aracımıza, hem de bize soluğu hem hastanede, hem oto tamircisinde aldırabilir.
Ara yollarda sağdan gelen araca öncelik tanımazsak, bir sonraki sol yoldan çıkacak tecrübeli(!) sürücü de bize öncelik tanımayabilir.
Dönüşlerde yayaya, bisikletliye öncelik tanımazsak, yargıç karşısına çıkmakta bize öncelik tanıyacakları kesindir.
Yaya geçidine yaklaşırken hızımızı kesmez, geçmekte olan yayaya yol vermek için zınk adan frene basarsak, arkadan gelen sürücü, “ne durursun arkadaş,” diye tampondan iteleyebilir.
Girme yasağı olan yola girer de, karşıdan gelen araç burnunu kırarsa başına geleceği düşünmek için çok zamanın olabilir.
Zaten düzenden yoksun yaya kaldırımlarına aracını park edersen, birileri aracının boyasına, “kral sürücünün kral arabası” yazarsa, başın göklere ermese bile, oto boyacıya erer.
Sayfa 460 / 501














