Türkiye’ nin kanayan yarası daha doğrusu acil tedavi edilmesi gereken bir yarası var. Bu yarayı tedavi etmenin yolu için asgari müşterekte birleşerek birlikte yaşama kültürü oluşturmaktan geçer. “Önce düzen sonra kazan” atalarımız ne güzel söylemiş bu sözü biz düzeni iyi kurmamız gerek. Bu ülkede yaşayan herkes diğerlerini olduğu gibi kabul etmeli ve bu ülke için ne yapabilirimi düşünmeli ve enerjisini buna harcamalı. Biz kendi aramızdaki kısır çekişmeler de kurtulduğumuzda ülkemiz kendiliğinden kalkınacaktır.
Ekonomimiz artık rayına girdi. Tren artık yavaş yavaş hızlanıyor. Bunun en iyi göstergesi ise Türkiye'nin önceki yıllarda, küresel ya da bölgesel bir krizde notu ilk önce düşürülen ülkeler arasında artık yer almadığını vurgulayan analistler, Türkiye'nin küresel kriz ortamında, ''pozitif'' görünüme sahip bir kaç ülkeden biri olmasıdır.
Türkiye, 1-2 yıl içinde kredi notu ''Yatırım Yapılabilir'' düzeyine çıkarılması beklenen 10 ülke arasında yer alıyor. Türkiye'nin, bankacılık sektörünün önderliğinde yüksek oranlı bir ekonomik büyümeye geçmesinin ardından bir süre içinde de ''güvenle yatırım yapılabilir'' anlamına gelen ''BBB'' kademesine yükseltilebileceği ifade ediliyor. Kredi notundaki artış, Hazine ve özel sektörün, uluslararası piyasalardan daha düşük maliyetlerle ve daha uzun borçlanmasına imkan tanıyacak.
Ekonomide işlerin yolunda gitmesi için çalışan nüfusun ve ülke nüfusunun yaş ortalaması ile yakından ilgisi var. Dünyanın nüfusunun ortalama yaşı 33 ilken bu ülkemizde 28 dir. AB ülkelerinde ise nüfus ortalama yaşı 40 lı yaşları çoktan aşmıştır. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaş ortalaması 48 lerin üstünde olması bekleniyor. Nüfusla ilgili ortaya çıkan bu tablo, Avrupalı yöneticileri, düşünürleri, haklı olarak endişeye sevk etmektedir. Bu endişeyi iki Avrupalı araştırmacı, “Topluluk ülkelerinin çoğunda görülen doğum azalması ve nüfusun yaşlanması, Avrupa’nın geleceğini nüfus yönünden olduğu kadar sosyal ve ekonomik bakımdan da tehlikeye sokmaktadır” ifadesi ile endişelerini dile getirmektedir. Aynı yazarların şu sözleri de, Avrupa’nın durumunu ortaya koyması bakımından ilginçtir:”Tarihin yakın dönemi içinde Avrupa, çevresinde hala genç bir dünya bulunan “yaşlı bir hanıma” benzemektedir.”
AB’YE milyonlarca göçmen nüfus gerek: Aslında bütün bu önlemler ülkelerin gelecekteki ekonomik durumlarını etkilemesi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü genç işgücünün tek alternatifi ülkeye büyük sayılarda göçmen girişini kabul etmek. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre AB genelinde doğurganlık oranında değişme olmazsa çalışan-emekli oranının korunabilmesi için 25 yıl içerisinde milyonlarca göçmen nüfus alınması gerekecek.
Çevresindeki genç nüfusun en fazla olduğu ülkede tartışmasız Bizim ülkemizdir. AB ülkelerine baktığımızda şirketleri devir alacak yeni nesil bulmakta zorlanan şirketlerin olduğu görülmektedir. Ülke olarak önümüzdeki fırsatlar değerlendirirsek. Gerek Ab nin gerekse orta doğunun sözü dinlenen ülkesi olmamak için hiçbir neden yok.
Sonuç olarak yeter ki biz içimizde senlik benlik kavgasına düşmeyelim bir olalım diri olalım birlikten kuvvet doğar ilkesi ile birbirimize kenetlenelim.
Görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler ……………..













