“Allah yolunda ölenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.” (Bakara suresi 154. Ayet)
Doğumu; 1934 El-Cura Filistin
Vefatı (şehadeti) 22 Mart 2004 Gazze
İmam, öğretmen, siyasetçi..
Ümmetin suskunluğunu Allah’a şikayet eden adam. Kendisi üç yaşında yetim kalmış annesi ve kardeşleri tarafından yetiştirilmiştir. Gazze’ye yerleşmiştir. 1967 Gazze işgalinden sonra Ahmed Yasin arkadaşıyla yaptığı güreş esnasında belinden ciddi hasar almış ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuştur. Ailesine, arkadaşlarına eziyet etmesinler diye havuz kenarında düşüp başından yara aldığını söylemiştir.
El-Ezher de Üniversitesinden mezun olmuş, öğretmenlik ve cami imamlığı yapmaya başlamıştır. Söylemleri ve üstün zekası, Arapçayı güzel kullanmasıyla dikkatleri üzerine çekti. 1967 Gazze’nin işgalinden sonra faaliyetlere başlayan Ahmed Yasin, Gazze İslam Üniversitesi’ni kurdu. Dernek kurarak İslami çalışma ve faaliyetlerini resmileştirdi. İslami faaliyetlerinden dolayı pek çok kez tutuklanmış hapis yatmıştır. 15 yıl hapis cezası alan Şeyh Ahmed Yasin, 8 yılını ağır şartlar altında geçirmiştir. Sonrasında Ürdün’e gönderilen Ahmed Yasin faaliyetlerine devam eder. Serbest kalınca Gazze ye geri dönmüştür. Mücadelesine ve davasına sahip çıkan Ahmed Yasin, 22 Mart 2004 yılında füzeli hava saldırısında şehadete ermiş Rabbine kavuşmuştur.
Kendisini umreye gittiğim bir tarihte say yaparken gördüm, onu da paylaşmak isterim siz değerli okurlarımla. 80’li yılların sonuydu. Umre sayımı yaparken Merve tepesine çıktığımda, dua ederken kalabalık genç bir grup gördüm. Heyecanlı ve telaşlılardı. Ortalarına tekerlekli sandalyeli oturan nurani bir kişiyi almışlardı. Sandalyeyi süren genç yanında genç bayan ve etrafı gençlerden örülü duvar. Nurani insanla göz göze geldim içimden kalben selam verdim, selamı mı aldı. Sayıma devam ettim. Yine karşılaştık sayda ve gencin birini durdurdum sordum bu kimdir diye. Bir şey demeden durdu söylemek istedi, söylemeden arkalarından koşarak onlara yetişti. Yıllar geçti ve aynı kişiyi TV de gördüm ve şok oldum. Umre de sayda görüp selam verdiğim kişiydi. Şeyh Ahmed Yasin’di. Eşime seslendim umrede gördüğüm zat buydu, bak TV de dedim.
Şeyh Ahmed Yasin le karşılaşmamız, selamlaşmamız, TV de görmem yıllar sonrasında kim olduğunu bilmem, inanın Allah’ıma şükrediyorum, bu lütfu bana yaşattığı için. Allah onlardan razı olsun, makamları Peygamber aleyhisselam’a komşu olsunlar. Onların izinde olmayı bizlere de nasip etsin. Onlarla bütünleşmeyi, tek yürek olmayı, davasını dava bilmeyi ümmeti Muhammede nasip etsin.
Davası İslam davası, şuuru Cihat şuuru, Hakkın hakimiyeti, milletinin, topraklarının özgürlüğü. Hakkı hâkim kılmak gaye ve hedefi. Dünya üzerindeki oyunları çok iyi görüp anlayıp bizlere anlatan, Cihat şuurunu ümmete aktaran.
Bizi şikâyet etme Rab’bine. Davan davamızdır. Allah’ın nurunu söndüremezler, davanın önüne geçemezler. Bu yol çileyle, yarayla, şehitle, kurbanlarla yoğrulmuştur.
Şehadet en büyük rütben.. Mübarek olsun güzel ve kutlu insan. Karanlıklar ölür, zulüm ölür ancak şehitler ölmez. Bir ölür, bin dirilir şehit Şeyh Ahmed Yasin Ramazan’lar..
Şefaatlerine ermek duasıyla, kendisinin Allah’a olan mektubunu paylaşırken dualarınıza almanızı istirham ediyorum. Dua ile ..
İşte Şehid Şeyh Ahmed Yasin‘in vicdanlarda iz bırakan duası:
ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!..
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!..
Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!..
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!..
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?..
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?..
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!..
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? ..
Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!..
Omuzlarımıza el verecek ve göz yaşlarımızı silecek bir bakış!..
Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz şahsiyetleri, ALLAH için kızmaz mı!? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;
Ey RABBimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım et! diye çağıramaz mı!?..
Buna da mı gücünüz yetmiyor!?..
Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!..
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!..
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!..
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!..
Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!..
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!..
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! ..
Temennimiz, ALLAH’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!..
Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! ALLAH aşkına, bari aleyhimize olmayın!..
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!..
ALLAH’ım! Sana şikayette bulunuyorum Sana şikayette bulunuyorum..
Sana şikayette bulunuyorum..
Gücümün azlığını, imkanımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı sana şikayet ediyorum..
Sen mustazafların RABBisin Sen bizim RABBimizsin Bizi kime bırakıyorsun?..
Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?..
ALLAHım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına sana şikayette bulunuyorum…
Sana şikayette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı ve Birliğimiz bozuldu Yollarımız ayrıldı Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikayet ediyoruz…













