Köyümüz, tarihinde ilk kez böylesine, önemli, böylesine görkemli bir şenlik yaşadı. Yapılan hata ve yanlışlar bir yana sevgili muhtarımız Mehmet ÖZKAN ‘ı kutluyorum. Yurt içindeki, özellikle Eskişehir’de ikamet eden Suvermez’liler katılmasalar da gelen 500’ e yakın köylümüzü, misafirleri de kutlarım. İnsanlar yılardır görmediği akrabaları, komşuları ve arkadaşlarıyla bir araya geldiler. Dertleştiler, sohbet ettiler. Herkesin yüzü güleçti. Böylesi şenliklere, festivallere halkımızın gerçekten gereksinimi var. Ben eleştirimi üç noktada topladım. SıralıyorumBu şenlik elbet güzeldi. Övgü dolu bir geceydi fakat bazı yanlışlıklara parmak basmak gereğini duyuyorum. Şenliğin en önde gelen görevi, yurt dışında yaşayanlarla, yurt içinde olup da köye gelmeyen, zamanla köyden kopan köylülerimizi, herkesi kaynaştırmaktı. Bu amaç, yurt içindeki Suvermezliler gelmeyince aksadı. Katılıma Avrupada’ki Köylülerimiz damgasını vurdu. Sonunda “Suvermez Şenliği” gurbetçi şenliğine dönüştü. Böylece gecenin amacı unutuldu, şenlik yavanlaştı. Bu bir…
İkincisi, müzik programı zayıftı. Köyümüzün biricik bülbülü yerel sanatçımız Abdullah Özkurt da olmasa inanın ki eğlencenin çekilecek yanı yoktu. Sevgili muhtarımız nereden bulduysa bir “ düğün müzisyeni” bulmuş. Adam “kahverengi gözlerin” şarkısıyla başladı, aynı arabeskle programını bitirdi. Oysaki meşhur sanatçılar getirilemediyse, türkü barlardan usta bir bağlamacı bulunabilirdi. Buda iki…
Şimdi gelelim üçüncü ve yapılan en önemli yanlışa. “ 1. Suvermez Şenlikleri” bir halk şenliğidir, festivaldir. Ne yazık ki militarizmim bu şenliğe gölge düşürdü. Katılımcıların 300 kadarı Avrupa da yaşayan köylülerimizdi. Hepsine teker teker sorunuz: “ onlar yaşadıkları ülkelerde böylesi şenliklere giderler, hangi şenlikte şehitlik ziyareti yapılmıştır? O ülkelerde hangi halk festivali milli marşla saygı duruşuyla açılmıştır. Hangi Avrupa ülkesinde, hangi şenlikte Vali Kaymakam ya da Belediye Başkanı konuşma yapmıştır? Yine hangi halk şenliğinde militarizm hevesçileri nutuk atmıştır? “Yok böyle bir şey! Beyler demokrasiyi biraz olsun içselleştirelim. Ne olur artık, militarizimle halk şölenlerini birbirinden ayıralım. Eğlenmek isteyen kitlelerin eğlencesine bari karışmayalım.
Sevgili Yılmaz Gökşen’i severiz. İyi insandır. Alçak gönüllü, efendi bir köylümüzdür. 30 Ağustosta Zafer Bayramında Dumlupınar’da nutuk atıyor gibi konuştu. Elbette başta Atatürk olmak üzere, bu vatan için canını/kanını veren şehitlerimize, dedelerimize sonsuz şükran borcumuz var. Ama duyguların yeri halk şöleninde değil, ulusal bayramlardır. Bu olay bile demokrasiyi hala içimize sindiremediğimizin somut bir göstergesidir. Katılımcıların çoğu Avrupa da doğan gençlerdi. Onlar “Batı Demokrasisi’nin odağında doğdular. Gözlerini demokratik ortamlarda açtılar. O Koşullarda eğitim gördüler. Bari onların duygularına saygı gösterelim. Doğrusu bu değil mi? Kısacası bürokrasi ve asker kökenli aydınlarımız ( muhtarımız dâhil ), bu şenliğe gölge düşürdüler. Batı ülkeleri, doruğa tırmanan demokrasilerini liberalleştirmeye çabalıyor. Bense, liberal demokratik haklarında aşılmasından yanayım. Yani dünya, “küresel demokrasi” ye inşa edesiye kadar, insanlık çekecektir diyorum. Oysaki ülkemiz yöneticileri, aydınlarımız burjuva demokrasisini bile halka fazlalık olarak değerlendiriyor.
Ne yapalım! Elbette halkımız mutlaka layık olduğu demokrasiye eninde sonunda kavuşacaktır.
Bu güzelliğin gelecek yıllarda küçülmesi istenmiyorsa, yani serpilip gelişmesi arzu ediliyorsa, umarız böylesi temel yanlışlar bir daha yapılmaz. Dileriz devlet, halkın en basit eğlencesine el atmaktan vazgeçer.
Genelinde güzel olan, güzel düşünülen bu geceyi bizlere yaşatan, sevgili amcam, muhtarımız Mehmet ÖZKAN ve hazırlıklarda emeği geçen tüm köylüleri kutlar, gelecek yıllarda daha doyumlu şenlikler hazırlamalarını dilerim.
Ömer ÖZKAN
Araştırmacı Yazar.














