Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor
Ömer Özkanİngiltere Başbakanı David Cameron Ankara'ya geldi. İngiltere'nin yeni başbakanı bizi en içten destekleyen liderlerdendir. O: “ Türkiye'nin kampın bekçisi olabileceğini, ama çadırın içinde oturamayacağını” söyleyenlere ateş püskürüyor. Sayın Cameron doğrudur. Ülkemiz gerçekten de yükseliyor. Ekonomimiz büyüyor ki, dışa açılım hızlanıyor. Küreselleşmeye uyum sağladığımız için giderek zenginleşiyoruz.
Bütün bu gelişmeler bölgemizdeki, özellikle de Müslüman dünyasındaki ağırlımızı artırıyor. Başta ABD olmak üzere, çoğu AB yönetimleri bu gelişmeleri değerlendiriyor. Türkiye sıradan bir ülke olmaktan çıkıyor. Kendi coğrafyasında “merkezi bir güç” haline geliyor.
 Bu gelişmeler elbette bizlere kıvanç veriyor. Dün neredeydik, bugün nerelere geldik! Fakat bu güzel gelişmeler bizi yanıltmamalı. “AB bizi eninde sonunda kabul eder” gibi bir yanlışa asla düşmemeliyiz. Neden?
Evet, ekonomik büyümemize AB ülkeleri de hayran. Sanırım bu şart artık aranmaz. Başta şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor. Bizim tarihimizde “demokrasi geleneği” yoktur. 1946'da Demokrat Parti: “Yeter artık, söz milletin” dedi, sivil demokrasiye yönelimi o günkü koşullara göre başlattı.  Ama askerler bu gelişimi hazmedemediler. 1960 darbesiyle hala üstesinden gelemediğimiz  “vesayet Demokrasisi”nin temellerini sağlamlaştırdılar.
Bu konular elbette bu küçük makalede etraflıca incelenemez. Kısaca özetlemek gerekirse; Avrupa günümüzdeki sanayi toplumunu, en az 300 yılda oluşturdu. Bizse sanayileşmeyi 50-60 yıla sıkıştırdık. Evet, bugün biz de sanayileşmiş bir ülkeyiz. Bu, övünülecek bir gelişmedir. Fakat sanayileşmenin içini demokrasiyle dolduramadık. Çünkü yukarıda vurguladığım gibi, demokrasi geleneğimiz yok. Bizde demokrasi yukarıdan aşağıya pompalandı. Demokrasinin tabana yayılması engellendi. Hala frenlemeye çalışan statükocu güçler var.
 AB ülkeleri diyor ki: “Ekonomik başarılarınızı demokratik gelişimle süsleyin. Barışı, özgürlüğü, kardeşliği sağlamlaştırın. Kürtlerle ayrışmaya son verin. Bizler, otuza yakın devlet, altmıştan fazla halk, soğuk savaş yıllarını geride bıraktık. Siz de kendinizi yenileyin. Demokrasinizi evrensel ilkelerle donatın. Ondan sonra gelin aramıza.” Ne dersiniz? Avrupa'lılar haklı değil mi? Aslında onlar ne ekonomik büyümeye, ne uygarlıkta geri kaldığımıza, ne de Müslümanlığımıza bakıyorlar. Onlar tek bir konuda hassaslar. O da; evrensel demokratik ilkeler. Yani, demokrasimizin olgunlaşması.
Ne dersiniz…son İnegöl ve Dörtyol olayları bu görüşleri doğrulamıyor mu?              
 ÖMER ÖZKAN