Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor
Ömer ÖzkanTürkiye sıradan bir ülke değildir. Hele hele haritadaki jeo-politik konumu, ikinci savaştan sonra çok önemli hale gelmiştir. Çünkü savaş öncesi dünyada bir tek sosyalist ülke varken, savaştan sonra tüm Doğu Avrupa’yla Çin ve Küba gibi ülkeler de sosyalizm kervanına katılmışlar, sonunda“Dünya Sosyalist Sistemi” adıyla yeni bir blok ortaya çıkmıştır.
1945 sonrası ülkemizin önemi daha da arttı. Çünkü ikinci dünya savaşı, var olan dünya dengelerini tamamen değiştirdi. Bu değişim dikkatlerin Türkiye üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu. Böylelikle ABD ister istemez ülkemizle ilişkilerini derinleştirdi. Türkiye hakkında yeni yeni politikalar üretti. ABD önce  “Marshall yardımı”yla işe başladı. Fakat, görünürdeki bu yüzeysel dostluk ilişkileri giderek, ülkemizin sosyalist ülkelere karşı “ ileri karakol” olmasına kadar tırmandırıldı.
          İkinci dünya savaşı sonrası, dünyanın “ki düşman kamp”a ayrılmasını sürecinin başladığı yıllardır. Bilindiği gibi bu süreç insanlık tarihinin en karanlık, en korkunç, en sancılı dönemidir. Bu süreçte anti-komünizm hortlatılmış, sermaye bütün dünya da, özellikle de ülkemizde solun yükselişini kanlı bir biçimde önlemiştir. Bu dönem amerikanın iç politikamızı yönlendirdiği en talihsiz dönemdir. İşte “derin devlet” denilen çeteler bu süreçte örgütlenmiştir. Militarizm bu dönemde şahlanmıştır.  Zaten güçlü bir ordu ve devlet sahip olan ülkemiz rejimi, ABD tarafından yeniden düzenlenmiş, ordunun sistemi kontrol etmesi daha da geliştirilmiştir. Halkımız, ülkemizin ileri karakol olmasından çok çekmiştir. Türkiye her on yılda bir darbelerle sarsılan yoksul Asya ülkelerinden birisi konumuna dönüştürülmüştür.
           Ekonomik kalkınmayı başardık. Sanayileşmeyi gerçekleştirdik. Ama askerler vesayet rejiminden hala vazgeçmiyor, egemenliğin, erkin sivillere geçmesine asla razı olmuyorlar. Bu ne biçim Atatürkçülüktür? Bu ne biçim çağdaşlıktır?
            Dün komünizm tehlikesini bahane ederek sağ sol çatışmasını körüklediler. Kardeşi kardeşe düşman ettiler. Binlerce on binlerce vatan evladının kanını akıttılar. Günümüzde de Türk- Kürt çatışmasını alevlendiriyorlar. Kardeşi kardeşe kırdırmaktan sanki zevk alıyorlar. Sistem böyle devam edecek olursa, yarınlarda da mutlaka bir bahane bulabilirler.
            Yeter artık! Türk toplumu “sanayi toplumu” aşamasını gerçekleştirmiştir. Ülkemiz feodal bir Orta-doğu ülkesi değildir. Türkiye güçlü bir ekonomik yapıya, güçlü bir sermayeye sahip olduğu için, ekonomik olarak dışa açılmayı başarmıştır. Sizler teokratik din devletinin ancak ve ancak “kapalı ekonomi”lerde, sanayileşemeyen geri toplumsal yapılarda barınabileceğini bilmiyorsunuz. Ya da vesayet rejiminin sınıfınıza bahşettiği maddi ve manevi çıkarları yitirmekten yana değilsiniz.
            Ne dersiniz? Gerçek bu iki şıktan birisi ama hangisidir?