Diyorlar ki:”Önce ordunun etkisi kırılacak, ardından da Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay, Danıştay vb. gibi temel kurumlara kendi adamlarını dolduracaklar… o zaman vay bu ülkenin haline!” Statükocular basında, ekranlarda, meydanlarda hep bu ana temayı işliyor. Açıkçası, halkın gözü içine baka baka yalan söylüyorlar. Neden mi? Anlatalım.Batı ülkelerinin hemen hemen hepsinde Anayasa Mahkemesi üyelerini seçilmişler, yani parlamentolar seçiyor. Almanya’da 16 üyenin hepsini, Belçika’da 12 üyenin hepsini (6 Flemenk, 6 Valon), Fransa’da üçünü Devlet Başkanı, kalan 6’sını parlamento, İspanya’da 12 üyenin yalnız ikisini Yargı Kurulu, kalanını parlamento, Portekiz’de 13 üyenin üçünü bizzat Anayasa Mahkemesi, ötekilerini parlamento, Macaristan’da 11 üyenin 11’ini, Polonya’da 15 üyenin tamamını yine parlamento seçmektedir. Yalnız Rusya’da 19 üyenin hepsini Devlet Başkanı seçiyor. Bilindiği üzere Rusya burjuva demokrasisine henüz yeni geçmiştir. Bu konuda gerçekten deneyimsizdir.
Bu fotoğraftan açıkça anlaşılacağı gibi, karma sistem yalnız İtalya ve bizde var. İtalya’nın durumu her halükarda yine de bizden iyidir. Çünkü, İtalya’da 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 5 tanesini parlamento seçiyor. Durum bu kadar somut, bu kadar nettir. Açıkça görülüyor ki Batı Demokrasileri milli iradeye saygılıdır. Ulus-devletin temelleri halk iradesine göre biçimleniyor. Seçilmişler, yani parlamento devletin bütün kurumlarına egemendir. Zaten burjuva demokrasisinin anlamı da budur.
Biz, bırakalım Anayasanın bütünü, Anayasa Mahkemesi konusunda yeni değişikliklerde bile Batı Demokrasisinin çok gerisindeyiz. Çünkü Batı ülkelerinin tamamında Anayasa Mahkemesi üyeleri parlamentolar tarafından seçildiği halde, bizdeki yeni değişikliklerde parlamentonun, seçilmişlerin kesin egemenliği yoktur. Durum bu kadar açıktır. Ama buna rağmen kendini çağdaş sanan tutucular ateş püskürüyor. “İstemezük…istemezük!” sesleri kulakları tırmalıyor. Kısacası, bizim “güdük demokrasi”den yana olan statükocular bir türlü seçilmişlere güvenmiyorlar. Evet, kendi partilerine, kendi seçtikleri milletvekillerine güven duymayabilirler. Fakat parlamentoya güvensizlik ne demektir? Senin partin tembelse, senin partin yalancıysa, senin partin hala 1303’ten kalma yasaların devamı için çırpınıyorsa, demokratik gelişimi karalamaya hakkın var mı? Elbette bu ülkede şu ya da bu biçimde doğru yolda yürüyenler, yürümeye çalışanlar var. Ha…bu değişiklikler yeterli midir? Elbette yeterli değildir. Fakat bu referandum daha düzgün bir anayasaya, tarihimizde ilk kez sivil bir anayasaya gidecek kanalları açacaktır. Önemli olan budur.
Referandumda getirilen yeni tasarıda Anayasa Mahkemesi üye sayısı 11’den 17’ye çıkarılıyor. Eskiden bunların üçünü Cumhurbaşkanı, kalanını; Yargıtay(2), Danıştay(2), Askeri Yargıtay(1), Askeri Yüksek İdare Mahkemesi(1), Sayıştay(1) ve YÖK(1) seçiyordu. Yani bu kurumlar isimleri tespit ediyor, Cumhurbaşkanı ise sadece onaylıyordu. Şimdi bu yöntem tamamen değişmedi. Rusya’da olduğu gibi mahkeme üyelerinin hepsini Cumhurbaşkanı seçmiyor. Eski sistem aynen devam ediyor. Yeni tasarıda üye sayısı 11’den 17’ye çıkıyor. Bu 17 üyenin 3’ünü parlamento, 4’ünü de Cumhurbaşkanı seçiyor. Geri kalan 10 üye için yine Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi aday gösteriyor. Fakat bu kurumlar bu kez seçilecek üye sayısının üç katı kadar aday tespit ediyor. Örneğin, yeni sistemde Yargıtay üç üye ile temsil edilecek. Bu kurum Cumhurbaşkanına üç katı aday gösterecek. Cumhurbaşkanı da bu 9 kişiden üçünü seçecek. Aynı yöntemle Anayasa Mahkemesinde Danıştay 3, Askeri Yargıtay 2, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi de 2 üye ile temsil edilecektir. Bizce askeri mahkemelerin böylesi bir kurumda bu kadar sayı ile temsil edilmesi bile fazlalıktır.
Kısacası, ipler yine bu kurumların elindedir. Cumhurbaşkanı ancak ve ancak 4 üye seçebiliyor. Parlamentodaki çoğunluk partisinin ise sadece 3 kontenjanı var. Şimdi soruyoruz, bu koşullarda iktidar partisi Anayasa Mahkemesini kendi adamlarıyla nasıl dolduracak? Eğer böylesine önemli bir ulus-devlet kurumunu, böylesi değişikliklerle ele geçirmek mümkünse, o zaman sizler de etkin/güzel politika yapın, çoğunluğun desteğini alın ve Anayasa, HSYK gibi önemli kurumları sizler ele geçirin. Elinizi, kolunuzu bağlayan mı var? (VVV. Emirdag.com.tr)














