Beklenen gün geldi. Referandum yapıldı. Muhalefetin amacı Anayasa oylamasını genel seçim
havasına dönüştürmekti. Bu hedefe ulaştılar ve demokrasi sorununu bir yana atmayı başardılar. Böylece
Sayın Kılıçdaroğlu rüştünü ispat etti. CHP'nin tek liderinin kendisi olduğu gerçeğini kabul ettirdi. BDP Kürt
sorununda çözümün zorunlu olduğu gerçeğini bir daha gündeme taşıdı. MHP ise tabandaki kaymalara engel
olamadığı için en çok zararı uğrayan parti oldu.
Bu referandumun en büyük kazanımı; AKP'nin demokrasi mücadelesi konusunda kararlı tek parti
olduğunu somut olarak ortaya koymuştur. AKP dosta düşmana karşı Türkiye'nin onurunu korumuştur. Darbeleri
bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömmüştür. Geniş tabanlı çadaş/sivil bir anayasanın yapılması kanallarını
açmıştır. AKP hukukun üstünlüğü konusundaki samimiyetini sergilemiştir. Konuyu fazla uzatmadan özetleyecek
olursak; 12 Eylül referandumu gerçekten tarihimizin önemli bir "kırılma noktası"dır. Bu anlamda 12 Eylül ülkemiz
demokrasisinin miladı olmuştur,
Şimdi ben özellikle ilericilere, aydınlara, kendisine "solcuyum" diyen çevrelere, hatta referandumda
"hayır" kullanan ülkücülere 12 Eylül 1980 süreci sonuçlarını bir daha anımsatmak istiyorum. 12 Eylül şu acıların
çekilmesini sağladı. 12 Eylül'de:
- 650 bin kişi gözaltına alındı.
- 230 bin kişi yargılandı.
- 7 bin kişinin idamı istendi.
- 517 kişiye idam kararı verildi.
- 50 devrimci ve ülkücü ibret için asıldı.
- 299 kişi Diyarbakır ve Mamak başta olmak üzere cezaevlerinde yaşamını yitirdi.
- 43 kişinin intihar ettiği açıklandı.
- Siyasi partiler kapatıldı, mallarına el kondu.
- 23 bin sivil toplum örgütü kapatıldı.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl hapis cezası verildi.
- 171 kişinin işkenceyle öldürüldüğü belirlendi.
- 71 500 kişi 141, 142 ve 163. maddelerden yargılandı.
- 1milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Doğu'da, Güney-Doğu'da binlerce faili meçhul cinayetler yaşandı.
Şimdi bu rakamları neden sıralıyoruz? Bilindiği gibi dün 12 Eylül'ün 30.cu yıldönümüydü. Bu istatistikler de
dünkü günlük gazetelerde yayınlandı. Ben düne kadar günlük gazetelerde böylesi yayınlara ilk kez tanık oluyorum. Ve
şu gerçeği artık açıkça anlıyorum ki, AKP iktidarı gerçekten demokrasi mücadelesi vermektedir. Artık bu gerçekleri
aydınlar şu ya da bu nedenlerle külleyemezler. Demokrasiden yana olduğunu iddia edenler bu partiyi "cemaatçilik"le
suçlayamazlar.Şurası açıkça görülmektedir ki AKP, burjuva demokrasisinin, sivil demokrasinin, üstünlerin hukukunun
değil, hukukun üstünlüğünün tek savunucudur.
Evet, Kılıçdaroğlu çiçeği burnunda bir liderdir. Politikada herşeyden önce kendi koltuğunu sağlamlaştırması zorunluydu,
şimdi bu süreç tamamlanmıştır. Asıl bundan sonraki günlerde sivil Anayasa tartışmaları kızışacaktır. Bakalım Kemal Bey
bu tartışmalarda nasıl bir tavır sergileyecek? Vesayetçi seçkinlerin yanında mı, yoksa gerçekten demokrasi güçlerinin
yanında mı yer alacaktır? Bekleyeceğiz...yaşayacağız...göreceğiz!
Demokrasi Sınavı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ömer Özkan














