İnsan sadece yiyip içme ve maddi ihtiyaçlarını karşılamakla
mutluluğu yakalayamaz.O çevresine alaka duyan, evlatlarıyla, torunlarıyla, dost
ve komşularıyla münasebeti olan bir varlıktır. Gerçek mutluluğu yakalaması da
münasebet içinde olduğu bu kişilerle sağlıklı bir iletişim kurmasına ve güzel
ilişkiler içerisinde olmasına bağlıdır.Yüce Dinimiz İslam, akraba ve yakınlarla
alakayı kesmemeyi, onları ziyaret edip hal ve hatırlarını sormayı ve
gönüllerini almayı emretmiştir. Buna da sıla-ı rahim denmiştir.
Kur’an-ı Kerim “Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve
ondan da eşini yaratıp o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten
Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anıp Kendisini vesile ederek
birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a saygısızlık etmekten ve akrabalık
bağlarını koparmaktan sakınınız. Allah sizin üzerinizde tam bir
gözeticidir.”(1) buyurarak sıla-ı rahimi emretmiştir. Hz.Peygamber (sav) de
“Akrabalık arşta asılıdır ‘beni gözeteni Allah gözetsin, benimle ilgiyi
kesenden Allah rahmetini kessin’ der
durur”(2) buyurmuştur. Yine “Rızkının
bol olmasını ve ömrünün uzamasını isteyen kimse akrabasını görüp gözetsin”(3)
buyurmak suretiyle sıla-ı rahimde bulunmanın rızkın bollaşmasına ve ömrün
uzamasına vesile olduğunu bildirmişlerdir.
Bir başka defa “Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu
sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka diğeri sıla-ı
rahimdir ki bu da sadaka sayılır”(4) buyurmuş ve “Akrabalık bağlarını kesip
koparan kimse cennete giremez”(5) ifadesiyle mü’minleri ikaz etmiştir. Arz
ettiğimiz ayet ve hadislerden sıla-ı rahimde bulunmanın vacip olduğu, ve onu
terk etmenin büyük bir günah sayılacağı anlaşılmaktadır.
Unutulmamalıdır ki hiç kimseye karşı yapılan sıla,
anne-babaya karşı yapılan sılanın yerini tutmaz. Peygamber Efendimiz öncelikli
olarak gözetilmesi gerekenlerin anne ve baba olduğunu bildirmiştir. Sonra
kişinin baba tarafından akrabaları, anne tarafından akrabaları ve eşin
akrabaları gelir. Sevgili Peygamberimiz teyzeyi anne, amcayı baba gibi kabul
etmiş, hanımı Hz. Hatice’nin akrabalarını onun vefatından sonra bile sürekli
ziyaret ederek gönüllerini hoş tutmuş, hediyeler takdim etmiştir. Hutbeme Hz.
Peygamber (sav)’in bir hadisi ile son veriyorum: “Akrabadan gelen iyiliğe
misliyle karşılık veren kimse tam manasıyla akrabasına sıla etmiş değildir.
Gerçek sıla, kendisiyle ilgiyi kesenleri görüp gözetmektir.”(7)
(1) Nisa, 1. (ayet metninin tercümesi)
(2) Müslim, Birr, 8.
(3) Müslim, Birr, 6.
(4) Tirmizi, Zekat, 26.
(5) Buhari, Edep, 11.
(6) Nisa, 36.
(7) Buhari, Edep, 15.














