Dinimiz
İslâm, toplumsal hayatın düzgün bir şekilde ikamesini sağlamak için onu ayakta
tutan unsurlara çok önem vermiştir. Bu unsurlardan biri de “doğruluktur”.
Arapçası “sıdk” olan kelimenin Türkçemizdeki karşılığı dürüstlüktür. Doğru ve
dürüst olmak, davranışlarımızda samimi olmak demektir. Kimseyi kandırmadan,
amacımız neyse ona göre hareket etmektir.
Rabbimiz
davranışlarında doğruluğu gözeten kullarına şöyle hitab etmektedir: “Bugün,
doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Onlara, içlerinden
ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı
olmuş; onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. İşte bu büyük bir başarıdır.”(1)
Ayet-i kerîme’de de görüldüğü üzere, dürüstlüğü kendine şiar edinen,
tartıda-ölçüde hile yapmayan esnaf, konuştuğunda yalan söylemeyen memur,
vaadine sadık siyaset adamı vb. herkes Allah Teâlâ’nın, o muazzam kıyâmet
gününde, cennetini hak edecektir.
Doğruluk,
toplumu ayakta tutan en önemli değerdir. Doğruluğun ve dürüstlüğün olmadığı
yerde, hainlik, yalan-dolan, entrika gibi toplumun zeminini temelden sarsacak
birçok kötülük yayılacaktır. İşte bu duruma düşmemek için doğruluk ve
dürüstlükten taviz vermeden hayatımızı şekillendirmeliyiz. Peygamber Efendimiz
(sav): “Doğru söylemekle helak olacağınızı bile zannetseniz yine de doğruyu
araştırın. Zira sizin kurtuluşunuz doğrulukta olacaktır.” (2) buyurarak en kötü
durumda bile doğru söylemeyi tavsiye etmiştir.
Milletimizin
bekâsı, doğruluk ve dürüstlük bilincine sahip olarak yetişmiş nesillere
bağlıdır. Bunun için çocuklarımıza doğru ve dürüst olmanın önemini onlara örnek
olarak öğretmeliyiz. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadîs-i şeriflerinde
doğruluk ve yalanın neticelerini şöyle bildirmektedir: “Doğruluğa yapışın! Zira
doğruluk, iyiliğe götürür, iyilik de Cennet’e iletir. Kişi doğru söyledikçe,
doğruyu araştırdıkça Allah katında doğru, yazılır. Yalandan kaçının, zira
yalan, kötülüğe götürür; kötülük ise Cehennem’e iletir. Kişi yalan söyledikçe
ve yalan peşinde koştukça Allah katında yalancı yazılır.”(4)
(1)
Mâide, 5/119 (Ayet metninin tercümesi)
(2) İbn
Ebi’d-Dünya, Mekarimü’l-Ahlak, I/136
(3)
Tevbe, 9/119
(4)
Buhari, Edeb, 69.














