Sünnet lügatte: tutulan yol, âdet, davranış şekli demektir. Dini hüküm olarak ise: Kur’an’dan ayrı olarak Hz Peygamberden nakledilen söz, fiil ve takrirlerdir. Sünnet Kur’an’ın açıklayıcısı olduğu için Kur’an-ı Kerim’den sonra dinin ikinci kaynağı olarak kabul edilmiştir. Alemlere Rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin mübarek ağızlarından asla boş ve anlamsız sözler çıkmamıştır. Yüce Rabbimiz Necm suresinde “O nefis ve arzusu ile konuşmaz. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir”(1) buyurarak bu hususu bize bildirmiştir.Yüce Dinimizde Kur’an’dan sonra en büyük kaynak olarak güzel Peygamberimizin sünneti gelmektedir. Kur’an’da tafsilatlı bir şekilde açıklanmayan konuları bizler, Allah Resulünün uygulamaları sayesinde öğreniyoruz. Abdestin alınış şeklinden namazın kılınış şekline, zekatın hangi mallardan verileceğinden haccın yapılış şekline varıncaya kadar ibadetlerin hemen hepsini bize Sevgili Peygamberimiz öğretmiştir. Yine Hz. Peygamberin sünneti Yüce Kitabımız Kur’an’ın en güzel tefsiridir.
Yüce Peygamberimizin bize miras olarak bıraktığı iki şeyden birisi olan sünnet yolumuzu bulmamızı kolaylaştırır. Bu hususu ifade etmek üzere Peygamberimiz “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız sürece şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti”(2) buyurmuşlardır. İşte bu yüzden İslam alimleri karşılaştıkları her hangi bir probleme önce Kur’an-ı Kerime, sonra da Peygamberimizin sünnetine müracaat ederek cevap bulmaya çalışmışlardır. Peygamber Efendimize müracaat etmek Rabbimizin emridir aynı zamanda. Ayet-i Kerime’de şöyle buyrulur: “Peygamber size ne verirse onu alın, neyi yasaklarsa ondan kaçının.”(3) Hutbeme bir ayet meali ile son veriyorum: “Deki Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”(4)
(1) Necm, 3-4
(2) Malik, Muvatta, Kader, 3
(3) Haşr, 7
(4) Âl-i İmran, 31














