Hz. Peygambere (S.A.V.) inanmak ve O’nu sevmek imanın temel şartlarından biridir. O, etrafına ışık saçan bir kandildir. Kendisine tabi olanları daima en doğruya götürür. Bütün insanlar için rahmet olarak gönderilmiştir. Bu sebeple O, bütün bir beşer ve özellikle Allah’a ve ahiret gününe inananlar için en mükemmel bir örnektir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “And olsun, Allah Resulünde sizin için, Allah'ı ve Ahiret Günü'nü arzu edenlerle, Allah'ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.”(1)Resullerin sonuncusu olarak gelen Peygamberimiz; kemale ermişlerin en yücesi, en büyük ahlâk sahibi, kitapların sonuncusu ve en mükemmeli olan Kur'ân'ın da en iyi tebliğ edicisidir. O, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O belli bir topluluğa değil, bütün insanlığın mutluluğu için gelmiş Allah'ın Elçisi'dir.
Yüce Allah: “Biz seni, bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik”(2) buyurmaktadır. Rahmeti; iman edenlerden başlayarak bütün insanlara, bütün hayvanlara, bütün bitkilere ve bilip bilmediğimiz bütün varlıklara uzanır.
Hz. Peygamberi sevmek, Allah'ı sevmenin bir gereğidir. Onu sevmek imanın gereğidir. Nitekim Resulullah (sav) bu konuda: “Sizden birinize Ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz”(3) buyurmaktadır. Rabbimiz ise bir Ayet-i Kerime’de şöyle buyurmaktadır: “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.”(4)
(1) Ahzap, 21.
(2) Sebe, 28
(3) Sahih-i Buhari, İman, 2/8.
(4) Nisa, 65














