Başkasına ait bir malı korunduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice, alenen veya zorla almak demek olan hırsızlık, gasp ve haksız kazanç, mala ve mülkiyet hakkına karşı izlenen temel suçlardır. Alın terinden ve meşru kazançtan doğan servetin korunması ise İslam’ın temel ilkeleri arasındadır. İslam emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı yasaklamış ve şiddetle cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilahi dinlerde ve hukuk düzenlerinde olduğu gibi İslam’da da hırsızlık, hem hukuki açıdan suç, hem de dinen ve ahlaken büyük günah ve ayıp sayılmıştır. Rabbimiz kuran-ı kerim de ;”Ey iman edenler, mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin”(1) buyurarak her türlü haksız kazancı yasaklamıştır.
İnanmış olan bir kimse hiç kimsenin malını haksız yere zimmetine geçirmez. Tarlada, bağda ve bahçede komşularının hududuna tecavüz etmez. Bilir ki her gün yaptıklarından Allah’ın huzurunda sorgulanacak ve üzerine aldığı kul hakları sahiplerine verilecektir. Peygamberimiz: “Bir kimse yemin ederek bir müslümanın hakkını zimmetine geçirirse Allah o kimseye cehennemi vacip kılar, cenneti haram eder.”(2) buyurdu.
Bir şahsın devlete ait malı özel işinde kullanması, bir malı eksik ölçüp tartması, alışverişte hile yapıp müşteriyi aldatması, çalıştırdığı işçisinin hakkını vermemesi, sigorta pirimini yatırmaması, metreden, gramdan, demirden, çimentodan çalması, kaçak elektrik, kaçak su kullanması ve vergisini vermemesi hep birer hırsızlık örneğidir.
Bir Müslüman başkasının malına sahibinin rızası olmadan hangi yolla olursa olsun el uzatamaz, mülkiyetine geçiremez ve başkasının malından tasarrufta bulunamaz. İslam, şahıslar arasında hukuki ve medeni ilişkilerde rıza prensiplerine büyük önem vermiş, izni ve rızası bulunmadan bir kimsenin malını almayı yasaklamıştır.
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kimin üzerinde kardeşinin ırzı, namusu ve malı ile ilgili bir haksızlık varsa, altın ve gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahiplerine verilir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir”(3)
Bir kimseden alınan mal ona iade edilerek ve tövbe etmek suretiyle telafi edilebilir. Ama kamu arazilerinin, orman alanlarının, vakıf mallarının çalınması, gasp edilmesi durumunda tüm hak sahiplerinden helallik dileme mümkün olmadığı için, kişinin ahirette hesabını verebilmesi çok zor olacaktır. Hutbemi bir hadis mealiyle bitiriyorum: “Kim bir karış toprak gasp ederse Allah kıyamet gününde onu yedi kat yerden kafasına geçirir.”(4) buyurdu.
(1) Nisa, 29.(ayet metnin tercümesi)
(2) Müslim, İman,61.
(3) Buhari, Mezalim,10.
(4) Tirmizi, Beyat,21.
Hırsızlığın Türleri ve Haramlığı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi














