Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

cennetYüce Allah insanların dünya ve ahirette ebedi saadete ulaşmaları için yol gösterici müjdeleyici, uyarıcı olarak ilahi kitaplar ve peygamberler göndermiş, hayatın her alanında insana rehberlik edecek ilke ve hükümler koymuştur. İnsanoğlunun kurduğu en anlamlı ilişki, yüce yaratıcı ile kendi arasındaki abd-mabud ilişkisidir. Bu ilişkide kul kendi acziyetinin farkındalığı içerisinde, Yaratıcının mutlak güç ve ilahlığını hiçbir şüphe olmaksızın tasdik ve ikrar eder. İman olarak tanımlanan bu tasdikte nihai gaye Allah’ın rızasına ulaşmaktır. Yüce Allah’ın rızasını gaye edinenler için dünya ve içindekilerin hiçbir ehemmiyeti yoktur. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “De ki; size onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası  vardır. Allah kullarını hakkıyla görendir.”(1)

Allah’ın kulundan razı olması ve kulun da Allah’dan  razı olması, rızanın tek boyutlu olmadığını anlatır. Rıza, kişinin, Allah’ın ezeli bilgisiyle hakkında takdir ettiklerini isyana ve muhalefete girmeksizin gönül hoşluğuyla kabul etmesidir. Rıza makamı, kulun çalışmasıyla elde edilir ve bunun yolu onun, Yaratan’dan razı olması ve takdirine teslim olmasıdır. Bu konuda peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: “Rab olarak Allah’tan razı olan kişi imanın lezzetini tatmıştır.”(2)
 
 İnsanı yücelten, değerli kılan, kendi menfaati ve çıkarı için yapmış olduğu şeyler değil, hasbi olarak, Allah’ın rızasını kazanmak için yapmış olduğu ibadetlerdir, işleridir, tutum ve davranışlarıdır. Nitekim Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “İşte ben sizi ateş saçan bir aleve karşı uyardım. O ateşe, ancak dini yalanlayıp yüz çeviren kötüler girer. Ama Allah’a karşı gelmekten çok sakınan ve gönlünü arındırmak için Allah yolunda mal harcayan ise ondan uzak tutulur. O verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez. Verdiğinden ötürü hiç kimseden mükafat  da beklemez. Sadece ve sadece Yüce Rabbi’nin rızasını kazanmak için verir. Ve elbette kendisi de ahirette Rabbinin kendisine vereceği nimetlerden dolayı hoşnut olacaktır.”(3)

Öyleyse Değerli Kardeşlerim, bütün işlerimizde Allah’ın rızasını esas tutalım. O bizden razı olduktan sonra bütün dünya bize küsse ehemmiyeti yoktur. Rabbim bütün ömrümüzü Allah’ın rızasını elde edebilmek için harcamayı, bu uğurda canla başa çalışmayı, sonuçta da rızasını kazanmış olarak cennete girebilmeyi nasip eylesin

(1) Al-i İmran, 15.
(2) Müslim, İman, 56
(3) Leyl, 14-15.