Zekat, dinimizin beş temel esasından biridir. Mali bir ibadet olan ve Kur’an’da 28 yerde namazla birlikte emredilen zekat dinen zengin sayılan kimselerin ihtiyaç sahiplerine malının belli bir kısmından vermesi demektir. Yüce Rabbimiz “Zenginlerin mallarında muhtaç ve yoksulların hakları vardır”(1) buyurmuşlardır.
Zekat dinimizin koyduğu sosyal yardımlaşma mekanizmalarının en güzel örneğidir. İnsanlar arasında sevgi, kardeşlik ve samimiyet bağlarını güçlendirir. Toplumda birlik ve beraberliğin oluşmasına vesile olur. Peygamberimizin ifadesiyle “Zekat islamın köprüsüdür.”(2) Bir başka hadislerinde ise Efendimiz “Mallarınızı zekatla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, bela dalgalarına dua ve tazarru ile karşı koyun”(3) buyurmuşlardır. Helalinden kazanıp kazancından Allah yolunda harcamak bir mü’min için en güzel erdemdir.
Nimetlere şükrün bir ifadesi olan zekat’ın ihtiyaç sahiplerinin yaralarını sarmak sıkıntılarını gidermek gibi birçok hikmetleri vardır. Ancak bu ibadeti yerine getirirken, fakir ve muhtaç kimseleri incitmemeye, rencide etmemeye dikkat etmeliyiz. Mümkünse sağ elimizin verdiğini sol elimiz görmemelidir. Kur’an-ı Kerimde; “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir”(4) buyrularak, zekata Rabbimiz tarafından büyük bir karşılığın verileceği bildirilmiştir.
Zekat vermek malı eksiltmez, aksine bereketini artırır. İnsana dünyada iken vermenin lezzetini tattırır. Ahirette ise cehennem ateşinden korunmasına vesile olur. Peygamber Efendimiz (sav): “Mal, yardım sebebiyle noksanlaşmaz”(5) buyurmuşlardır. Bu husus bir ayeti kerimede şöyle ifade edilir: “De ki Rabbim dilediği kimsenin nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini de kısar. Siz hayır yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerini doldurur. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(5)
(1) Zariyat, 19.
(2) Et terğib ve’t terhib c.1 s.517
(3) Et terğib ve’t terhib c.1 s.520
(4) Bakara, 261.
(5) Müslim, Birr 69; Tirmizi, Birr 83.
(6) Sebe, 39.














