Aile toplumun, çocuklar da ailenin teminatıdır. Aile evlilikle kurulur. Evlilik de nikâhla meşruluk kazanır. Evliliğin en önemli gayesi neslin devamını sağlamaktır. İslâm toplumunun güçlü olmasına önem veren dinimiz neslin çoğalmasını benimsemiş ve bunu teşvik etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (sav)’in: “Evlenin, çoğalın, çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim”(1) buyurmasından, evlilikle hedeflenenin, iftihar edilecek neslin devamı olduğu anlaşılmaktadır. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm’de, peygamberlerin ve salih kimselerin çocuk arzusuyla yaptığı dualara yer vererek bize de yapmamız gereken duayı öğretir. Zekeriya aleyhisselam: “Ya Rabbi, bana kendi katından temiz bir soy bahşet. Doğrusu sen duayı işitirsin”(2) diye dua ederken, Hz. İbrahim ve İsmail’in “Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyette sabit kıl. Soyumuzdan da müslüman bir ümmet yetiştir”(3) dualarını Rabbimiz en güzel bir şekilde kabul ediyordu.
Çocuk evlilik müessesesinin en güzel meyvesi ve geleceğin teminatıdır. Anne babanın neşesi ve sevinç kaynağıdır. Günümüzde aşırı bireyciliği, egoizmi ve zevk düşkünlüğünü özendiren hayat felsefesinin hâkim olduğu toplumlarda, nikâhsız birlikte yaşama ve her türlü gayrı meşru ilişkiler artış göstermektedir. Buna bağlı olarak aile bağları zayıflamakta, aile kurumu sarsıntı yaşamaktadır. Bunun tabii neticesi olarak da çocuk sayısı azalmakta, nüfus yaşlanmaktadır. Diğer taraftan aileler çocuklarına daha iyi eğitim sağlama ve daha üst düzeyde ekonomik imkânlar sunma kaygısı ile bir veya iki çocukla yetinmeyi tercih etmektedir.
Değerli Kardeşlerim!
Bu ve benzeri düşüncelerle çocuk sahibi olmamak veya az çocuk sahibi olmayı tercih etmek inancımıza terstir. İnancımıza göre çocuk, rızkı ile beraber doğar. Müşrikler buna inanmadığı için cahiliye devrinde fakirlik korkusuyla ve besleyememe endişesiyle çocuklarının olmasını istemiyorlar ve doğanları da öldürüyorlardı. Ancak Cenâb-ı Allah herkesin rızkına kefil olduğunu beyan ederek, onların bu çirkin düşünce ve hareketlerini yasaklamış ve bundan dolayı onları şiddetle kınamıştır.(4) Herhangi bir sebeple rahme düşmüş çocuğu düşürme/aldırma, doğmuş bir çocuğu öldürme gibi kabul edilmiş ve haram görülmüştür. Rasûlullah (sav) kadınlardan bey'at (söz) alırken, onlara: “Çocuklarını her hangi bir şekilde öldürmemeleri” şartını koşmuştur.(5)
Hutbemi bir ayet mealiyle sonlandırıyorum:
“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır”(6)
(1) Avnu'l Ma'bûd Şerh Ebu Dâvud, I, 173
(2) Al-i İmrân, 3/38
(3) Bakara, 2/128
(4) İsrâ, 17/31
(5) Mümtehine, 60/12
(6) Taha 20/132














