Kur’an Kerim, Allah’ın insanları bir erkekle kadından yarattığını, birlikte rahat, huzurlu, kardeşçe bir hayat yaşasınlar; iyilik, güzellik, fazilette yarışsınlar diye onları ırklara, boylara ayırdığını belirtmiştir.
Tüm insanlar Âdem ve Havva’nın çocuklarıdır. İslama göre, ırk, renk, zenginlik, güzellik, makam, şöhret ve güç gibi özellikler kendi başına bir üstünlük sebebi değildir. Üstünlük sadece takvadadır. İslamiyet, aynı Allah’a iman edenleri kardeş ilan etmiştir.
İslam dini; birlik, beraberlik ve dayanışma duygularıyla huzur ve sükûn içerisinde yaşamalarını sağlamak için mü’minleri kardeş ilan etmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”(1) buyrulmuştur.
Dinimiz, bu kardeşlik hukukunu korumak ve sağlıklı bir şekilde devamını sağlamak için bir takım sorumluluklar ve ilkeler ortaya koymuştur. Selamı yaymak, ziyaretleşmek, hediyeleşmek, infak, isar, yardımlaşma,
paylaşma ve fedakârlık gibi güzel davranışları tavsiye ederken; kin, düşmanlık, sû-i zan, gıybet, iftira, dedi-kodu, yalan, haksız kazanç, insanları alaya almak, kötü lakap vb. kardeşliğe zarar verecek, birlik ve beraberliği bozacak her türlü kötü davranışı yasaklamıştır.
Değerli Kardeşlerim!
İslam dini, dün Ensar ve Muhaciriyle indiği toplumu nasıl şereflendirdi ve yaşadıkları çağı “Asr-ı Saadet” olarak tarihe geçirdi ise, bugün de ferd ve toplum olarak onu hayatına hâkim kılanları mutlu kılma, onları kardeş yapma ve birleştirici şemsiyesi altında toplama özelliğine sahiptir.
Zayıf ve mazlumların, güçlü ve zalimlere yem olduğu günümüz dünyasının, bugün İslam’ın özgürlük, şefkat, merhamet ve kardeşliğine olan ihtiyacı dünden az değildir.
Bir anne ve babadan olan kardeşler nasıl birbirlerini severler ve himâye ederlerse, din kardeşi olan mü’minlerin de birbirlerini aynı şekilde Allah için sevmeleri ve himâye etmeleri gerekir. Sevgi, kuru bir sözden ibaret değildir.
“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini mü’min kardeşi için sevmedikçe gerçek mü’min olamaz”(2) buyuran Rasulü Ekrem Efendimiz insanlar arasındaki dostluk ve kardeşliğin pekişmesi için yapılması gerekenleri bildirmiştir. İşte mü’minlerin karşılıklı selâmlaşmaları, özellikle aralarında selâmı yaymaları bu sevginin sebeplerinden biridir: “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”(3)
Ne mutlu gerçek İslam kardeşliğini en güzel şekilde anlayıp, yaşamaya çalışanlara!..
(1) Hucurat Suresi 10. Ayet.
(2) Buhari, “İman”, 7.
(3) Müslim, “İman”, 93.














