Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

Peygamber Efendimiz (s.a.s), veda haccındaki bir konuşmasında şunları söyledi:
“Bu Kurban Bayramı gününüz, buZilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz de aynı şekilde saygındır, dokunulmazdır… Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”
Merhamet Peygamberi, insanın değerini, haysiyetini bu sözleriyle ilan ediyordu asırlar öncesinden. Zira O, beşerin özlediği ve hak ettiği değerleri ihyâ için Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir rahmet elçisiydi. Nitekim öyle de oldu. Rabbimizin, “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.” diyerek taltif ettiği insan, O Kutlu elçiyle bir kez daha muştulandı. O’nun sözleri ve hayatı bizler için en güzel örnek oldu. O’nun öğrettikleri, insanlığın karanlık dünyasını aydınlattı. İnsanlık O Nûrile, Efendimiz ileyeniden onurlandı.
Kardeşlerim!
        “Küçüklerimize sevgi ile muamele etmeyen bizden değildir.” buyuran Efendimiz, çocukları onurlandırdı. EbûUmeyr ismindeki bir çocuğun çok sevdiği bir kuşu vardı. Bir gün kuş öldü ve çocuk bir hayli üzüldü. Efendimiz, çocuğun evine giderek onu teselli etti ve acısına ortak oldu.
Peygamberimiz, kıyamet günü arşın gölgesinde barınacaklar arasında Rabbine ibadet ederek yetişen gençleri de sayarak  onları onurlandırdı. Gençleri, kendilerine olan güveni ve verdiği değerden dolayı çok önemli görevlere getirdi. Daha yirmili yaşlarındaki Cafer, Habeşistan Kralı karşısında İslam’ı savundu. Muâz, Yemen’e vali tayin edildi. Üsâme, önde gelen sahabilerin yer aldığı orduya komutanlık etti. Zeyd, Kutlu Nebi’nin vahiy katibi olma bahtiyarlığına erişti.
Kıymetli Kardeşlerim!


Allah Resulü,“Sizin hayırlılarınız kadınlarına iyi davrananlardır.” sözüylekadınıonurlandırdı. Mescidi Nebevi’yi süpüren yaşlı bir kadın vardı.Birara Resûlullah onu göremeyince nerede olduğunu sordu.“Öldü” dediler.Peygamberimiz: “Bana haberverseydinizya!”buyurdu. Ardından kadının mezarına giderek cenaze namazı kıldırdı ve dua aetti.
Efendimiz, “Büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurarakyaşlıları onurlandırdı. Mekke'nin Fethi'nde Ebû Bekir, yüz yaşına yaklaşmış olan babasını Peygamberimizin huzuruna getirdi. Bu duruma canı sıkılan Efendimiz, "Keşke bu ihtiyarı buraya kadar yormasaydın. Ben onu ziyaret ederdim" buyurdu.
Kardeşlerim!
Allah Resûlü, engellileri onurlandırdı. Bazı bedensel kusurları sebebiyle topluma katılmaktan çekinen ve bu yüzden çölde yaşamayı tercih eden, Zâhir isminde bir sahâbî vardı. Efendimiz, her gördüğünde ona iltifat ederdi. Bir gün, Zahir’in kendisinin hiçbir değeri olmadığını söylemesi üzerine Peygamberimiz şöyle dedi: “Hayır! Sen, hiç de değersiz değilsin! Aksine Allah katında çok kıymetlisin!"
Ayrıca merhamet Peygamberi, görme engelli olan Abdullah ibn-i ÜmmüMektum’u müezzinlik görevine getirdi. Sefere çıkarken kendi vekaletini on üç defa ona verdi.
Ve Peygamberimiz, insanı onurlandırdı. Birgün ashâbtan bir grupla otururken yanlarından bir cenaze geçti. Peygamberimiz cenazeyi görünce ayağa kalktı. Yanındakiler onunbir Müslüman cenazesi olmadığını söylediler. Ancak Gönüller Sultanı, "Olsun, o da birinsandeğil mi?”cevabınıverdi.
Ashab-ı Kiramın önde gelenlerinden Ebû Zer ile Bilâl-i Habeşi arasında bir tartışma yaşandı. Tartışmanın etkisiyle Ebu Zer kendine hakim olamadı ve Bilal'e "Siyah kadının oğlu" deyiverdi. Bu söz, renginden dolayı hor görülen Bilal'e ağır geldi. Dayanamayarak rahatsızlığını Efendimize arz etti. Efendimiz, son derece müteessir oldu ve hemen Ebu Zer'i çağırdı. Ona, "Sende hala cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı ayıplanır mı?” diyerek serzenişte bulundu. Ebu Zer, bu sözünden dolayı binlerce kez pişman oldu ve Bilal’den özür diledi.
İşte, Efendimizbusözleriveuygulamalarıylainsanıonurlandırdı.O ırk, renk,cinsiyet, mal-mülk,zenginlik, soy-sop gibimaddîvegeçiciölçülerehiçitibaretmedi. “Allah sizin görünüşünüze, malınıza, mülkünüze bakmaz; yalnızca kalplerinize ve amellerinize bakar.” sözü ile de bu anlayışı zihinlere ve gönüllere nakşetti.
Kardeşlerim!
Günümüzde yıkık ve biçare nice gönüller, horlanıp itilenler, yalnızlığa terkedilenler, onuru ve haysiyeti zedelenenler,insanlığını yitirenler, Rahmet Elçisi’nin ilkeleriyle hayat bulmaya ne kadar da muhtaç. O’nun ümmeti olan bizlerde, bu ilkeleri yaşama ve yaşatma konusundaki sorumluluğumuzu göz ardı etmeyelim. Yüce Rabbimiz, bizleri onun yolundan ayırmasın ve şefaatine nail eylesin.
 Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 9; Ayrıca bkz. Buhari, İlim, 9; Müslim, Kasâme, 29-30, Hac, 147.
1 Tîn, 95/4.
2 İsrâ, 17/70.
3 TirmiziBirr,  15.
4 Buhârî, Edeb, 112; EbûDâvûd, Edeb, 69.
5 Buhârî, Ezan, 36.
6 Tirmizi, Radâ, 11.
7 Buhârî, Salât, 74; Müslim, Cenaiz, 71.
8 TirmiziBirr,  15.
9 İbnHişâm, II, 405-406.
10 Tirmizî, Şemâil, 104.
11 Müslim, Cenâiz, 81; EbûDavûd, Cenâiz, 46.
12 Buhârî, İman, 22; Müslim, Eymân, 40.
13 Müslim, Birr ve Sıla, 34.