İslam medeniyeti, insanın özgürlüğüne fazlaca önem vermiştir. Bu özgürlüğü bütün safhalarda görmekle birlikte; özellikle fikir ve düşünce alanlarında daha fazla görmekteyiz. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz: ‘Dinde zorlama yoktur.’(1), ‘Artık dileyen inansın dileyen inkâr etsin.’(2), ‘Şüphesiz biz insana yolu gösterdik; ister şükreder, ister nankörlük eder.’(3) gibi ayetlerle fikir hürriyetine verilen önemi açıkça göstermiştir. Lakin bununla beraber insan, sonuçlarını da kabullenmiş olur. Dinimiz hiçbir zaman insana baskı yapmamış, hiçbir fikir ve düşünceyi kabul için zorlamamıştır. İnsan araştırır, inceler, düşünür ve sonuç olarak o işi ister yapar ister yapmaz. Cüz ’i irade çerçevesinde özgürlüğünü kullanır. Çünkü Rabbimiz insana akıl nimetini vermiştir, akıl iyi ile kötüyü ayırma yeteneğine sahiptir.
İslam hoşgörü dinidir. İslam selamet dinidir. İslam ferahlık dinidir. Batı dünyası karanlık ortaçağda çoğu fikre tahammül edemezken, İslam bayrağını asırlarca
dalgalandıran cihan devleti Osmanlı; Yahudi, Hıristiyan ve daha birçok din mensubu ile iç içe, huzurlu, mutlu ve sorunsuzca yaşamıştır. Birbirlerine zarar vermediği sürece her düşünceye saygı duyulmuştur. Efendimiz(SAS)’in bir hadisinde, ‘Hakim bir hüküm verdiğinde ictihat eder de bunda isabet ederse kendisine iki ecir vardır, yanılırsa kendisine bir ecir vardır.(4)’ buyurarak fikirlerin açıkça söylenmesini teşvik etmiştir. İmam-ı Âzam’lar, Mevlânâ’lar, Sinan’lar İslam’daki fikir hürriyetinin en güzel örnekleridir. Bu üstatlar her fikri dinlemişlerdir. Hatta İmâm-ı Âzam Ebu Hanife, talebelerinin kendi görüşlerinine muhalif olan ictihatlarını değerli bulmuştur. Hz. Osman’ın halife seçilmesinde sokaktaki adama, evdeki kadına ve mektepteki çocuğa varıncaya kadar herkesin görüşü alınmıştır. Medine toplum sözleşmesinde Peygamberimiz(SAS) Yahudi ve Hıristiyanlarla sözleşme imzalamış ve kimse kimsenin hayatına, fikrine, dinine karışmamıştır. İşte İslam budur.
Şunu da hatırlatmakta fayda olduğu kanaatindeyimr: Fikir hürriyeti insanlara hakaret etme özgürlüğü şeklinde anlaşılmamalıdır. Fikir özgürlüğü topluma ve insanlara zarar veriyorsa bunun adı özgürlük olmaktan çıkar. Nitekim başkasının özgürlüğünün başladığı yerde kişinin özgürlüğü biter ve o hareket artık iftiraya, ahlaksızlığa dönüşür. İnsan istediğini istediği yer ve mekanda kayıtsızca dile getiremez. İşte İki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ne güzel buyurmuş ‘Ya hayır söyle ya da sus.’(5) Peygamberimizin sünnetinde buna benzer örnekler çoktur. Çünkü O (s.a.v.) az ve öz konuşur, söyledği her sözü ayetlerle delillendirerek ifade ederdi. Heva ve hevesine göre değil, İslam ölçülerine göre konuşurdu.
Hutbeme son verirken Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın şu dizelerini okumak istiyorum:
Her söyleneni dinle
Ol söyleneni anla
Hoş eyle kabul canla
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
Kaynaklar:
1-Bakara, 256
2-Kehf, 29
3-İnsan,3
4-Buhari, Kitabu’l- İ’tisam,21
5-Buhari, Kitabu’l- İ’tisam,48














