Gönderdikleriniz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Hindileri meze yapıp yiyenler
Azazilden gömlek alıp giyenler
Varmı? Bana yan bakan diyenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Hep yaşını başını almışlar
Hayasızlığın içine dalmışlar
Yaptıklarından nasiplerini almışlar
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ahlak deneni hepsi yemişler
Biri birine bak ne demişler
Hiç oldu paslanmayan gümüşler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kaderine ağlayıp küsenler
İnsanları bu gecede süsenler
Sam yeli gibi boşa esenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Akıl gitti avret yerini açtılar
Ayılanlar hayasından kaçtılar
Bu zıkkımı bilmeden nasıl içtiler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ağlayanlar durmadan gülenler
Her günü yılbaşı diye bilenler
Bu gecede karanlıktan gelenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kusur arama ayıkıp gidende
Böyle hayasızlık varmı idi dedende
Haya kalmamış şu harika bedende
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Karıştırdı hep helali harama
Kimse karışmaz diyor benim parama
Yandım ağalar iblis girdi arama
Hepsi bu gece de oldu da gitti
İçi boş imiş hele kalıbı başka
Düşmesem idi ya Rab bu dile keşke
Aşık Halil yola sarıl bitmeyen aşka
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Halil Sarı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yüce dağlar başında kar ile duman
Kahpe felek vermiş, katlime ferman,
Tükendi gücüm, kalmadı derman
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Mesken oldu gurbet, inan yurt değil,
Bin bir çilem var, bir tek dert değil
Yüreğimde fırtınalar, hava kış değil
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Bi çare kalmışım, ıssız yollarda
Ötmüyor bülbül, kurumuş dallarda
Ak doldu saçlarım, acımasız yıllarda
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Dayandığım duvarlar bir bir yıkıldı
Yemyeşil umutlarım kurutulup, yakıldı
Kan ağlayan yüreğime tuzlar ekildi
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Geleceğim karanlık, umutlarım kaybolmuş
Dertler azat, sevinçlerim hapsolmuş,
Yorgun gözlerime yaş yerine kan dolmuş
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Aşk yerine, vurgun yedi yüreğim
Bin dualar etsem, olmaz dileğim
İçim kan ağlıyor, nasıl güleyim
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Çaresizim, azap ile geçer günlerim
İnan ki asırlarca, bitmez dertlerim
Umutsuzca bir ışığı beklerim
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Erol OKUTAN
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Herkes nasibine düşeni alsın
Rızkına ayrılan pişeni alsın
İstersen tekeldeki şişeni alsın
Hakkını alsın şaşmasın Hakdan
Rızkını verir yaradan yoktan
Gurbet kuşlarını hedef alma
Doğru tart sakın hakkı çalma
Hayır er başını derde salma
Az versin bereketi bol olsun
Maddiyat hayırlı kul olsun
Çoğunu bilirimde diyemem
Senin gibi haram lokma yiyemem
Haktan sonrasına boyun eyemem
Bir nefes değilmi senin varlığın
İki cihan için olsun senin karlığın
Mülk sahibine muhkem kayıtlı
Yüce beyler geçti şahşalı atlı
Emanetin söylermisin kaç katlı
Biriktirme hele öteye bak
Zaten öyle diyor kuluna hak
aza razı ol dostum aşırı gitme
Her canlıya sakın zulmetme
Azazilin yolunda hiç gitme
Şükür et nimetlere sayısız
Orası biliyorsun hep dayısız
Yine karıştırdım bilmeden
Hesabını yap durma ölmeden
Biriktirme ağam hayra vermeden
Hepsi buranın malı yerinde dursun
Yürü dostum uğurlar olsun
Biri rüya idi geldi de geçti
Kimi bardaktan kimisi şişeden içti
Aşık halile acaba kimler şişti
Doğruyu söylemek suçmu oldu
Bu çarşı kaç kere boşaldı doldu
Halil Sarı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Ne koşturuyorsun ardından
Kimileri etmedin mi yurdundan
Öldürürsün sen beni derdinden
Can para canan para
Koştum ardından tutamadım
Lokma oldun yutamadım
Senin derdini atamadım
Sağlık para insanlık para
Gittiğin yere akıyorsun
Yuvaları yıkıyorsun
Yüce dağlara çıkıyorsun
Dert para derman para
Anayı kızdan ayırıyorsun
İstediğini doyuruyorsun
Sen şeytanı kayırıyorsun
Din para iman para
Ömrümü ardında bitirdim
Hep kaçtın ben getirdim
Hangi eksiğimi yetirdin
Beden para nefes para
Latsın uzzasın menatsın
Sevdiğine elbet kanatsın
Aşık: Halil ne inatsın
Cennet para cehennem para.
Halil SARI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Bir ilçe düşünün Anadolunun kavşak noktasında. İzmir, İstanbul, Zonguldak, Antalya'ya 5'er, Ankara ve Konya'ya 3 saat uzaklıkta.
Bir ilçe düşünün kaderiyle başbaşa bırakılmış. Yetiştirdiği tarım ürünleri, hayvancılık ve avrupadan gelen eurolarla yıllardır kendi kendine geçinip giden, çevresinde bulunan kendi nüfusunun yarısı kadar büyüklükteki ilçeler kadar bile devletten destek göremeyen. Yıllardır dillendirildi iktidar partisi ile aynı partiden belediye başkanı çıkartamadığı için devlet desteğinden mahrum kaldığı fakat iki dönemdir iktidar partisi ile aynı partiden belediye başkanı çıkartamasıda kar etmedi bu garip ilçeye. Eğer bir ilçenin adı Emirdağ ise destek alamamasının en büyük sebebidir isminin Emirdağ olması.
Emirdağlı kendi başının çaresine bakmasını bilen, kurt misali kendi işini kendisi görendir her zaman. Gurbet göbek adıdır Emirdağlının sıla özlemide soyadı. Kim bilir belkide gurbet acısındandır Emirdağ Türkülerin yanıklığı. Emirdağlı ya köyünde kalıp varsa imkanı çiftçilik ve hayvancılık yapacak, ya az sayıda küçük çaplı esnaflık yapacak, her Türk vatandaşı gibi kazandığı 3-5 kuruşun vergisini verecek ya da gavur ellerine gidecektir acıyla, kahırla, özlemle yoğrulan ekmeğini kazanmak için. Çünkü Emirdağlının çalışıp ekmeğini kazanabileceği ne devlet eliyle ne de özel sektör eliyle fabrika gibi iş sahaları yoktur. Bırakın iş sahasını Türkiyenin dört bir tarafına yapılan duble yolların Çifteler Emirdağ sınırında bıçak gibi kesildiğini görmek bile şaşırtmaz anadolunun göbeğinde unutulan Emirdağlıyı. Bu sebeple avrupaya gitsin kurtulsun mantığı ile genç kızlar ve erkekler evlendirilmektedir hiç tanımadığı kişilerle. Boşanma oranının en yoğun olduğu ilçe olmasının bir önemi de yoktur Nasrettin Hocanın göle yoğurt çalması gibi ya tutarsa... Tutmasa da yapacak fazla bir şey yoktur kağıdını, küreğini, oturumunu alsında avrupaya gitmiş kurtulmuştur "O" artık yakınlarının gözünde. Emirdağ'da, köyde kalsa ne yapacak ki tarla tapan yoksa, iş sahası zaten yok.
Emirdağlı bölünecek parçalanacak gurbetin acısıyla, kahrıyla, memleket özlemi ile yanık yanık türküler söyleyerek yoğrulula yoğrula ekmeğini kazanacak ama yinede devletine yük olmayacaktır. Çünkü onun ilçesinin adı, siyasi partilerin oy isterken hatırladığı Emirdağdır. Herşeye rağmen Emirdağlı olmak bir ayrıcalıktır Emirdağlı için...
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Emirdağ gündemini yaklaşık 5 yıldır yakından takip ediyorum. Aynı zamanda mümkün olduğunca da ilçemiz ile ilgili organizasyonlara katılmaya çalışıyorum. Bugüne kadar yaşadığım izlenimlerim sonucu neden Emirdağ gençliğinin bir araya gelemediği sorusuna net bir cevap bulabilmiş de değilim. Örneğin Emirdağlı olup ta üniversite okuyan gençlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz?
Burada acı bir gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor. Yeni yetişen gençlerimize yeterince sahip çıkmıyoruz, bu gençleri bir araya getiremiyor ve de bu gençlere Emirdağ sevgisini aşılayamıyoruz. Bunu söylememdeki amacım bu gençlerimize yardımcı olmak. Marmara Üniversitesinde 5 yıllık üniversite hayatım boyunca kendi çabalarımla İstanbul’da yaşayan Emirdağlı hemşerilerimize ulaşma fırsatı buldum. Sağ olsunlar bugüne kadar ulaştığımız insanlar bizlere İstanbul’da kol kanat gerdiler. Bu tanıştığım insanlar vesilesiyle diğer hemşerilerimizin staj işlerini hallettik. Burada vurgulamak istediğim nokta nesil farkını yaşıyoruz ve gençlerimizle orta yaş üstü hemşerilerimizi buluşturamıyoruz. Amaç gençlerimizin sıkıntılarını dinleyelim, onların sorunlarına çözüm üretelim, birlik ve beraberlik duygusunu aşılayalım, hemşericilik bağlantısını gerçekleştirelim. İstanbul’da birçok ilin dernek ve vakıfları öğrencilerini haftada bir veya ayda bir kez bir araya getiriyor, yemek veriyor veya bir etkinlik yapıyor. Üniversitelerin bahar şenliklerinde stant kuruyorlar, memleketlerini tanıtıyorlar. Bunu aslında bizler rahatlıkla yapabiliriz. Mesela Eskişehir Emirdağlıların yoğun olarak yaşadığı bir şehir ve buradaki üniversitelerde okuyan Emirdağlı öğrenci sayımızda oldukça yüksek. Osmangazi Üniversitesi’nin bahar şenliğinde kampüs içerisine bir topakev kurulup, önünde de bazlama yapılsa ve üzerine Emirdağ kültüründen bir şeyler yazılsa güzel olmaz mı? Marmara Üniversitesi bahar şenliklerinde bazlama yapan bayanlar çok ilgi görmüştü. Biz bunu topakev ile birleştirip yapsak bence çok ilgi çekecektir. Bunu belediyemiz ile görüşüp gerçekleştirebiliriz.
Bir diğer önerimde Eskişehir Emirdağlılar Vakfı’nın burs alan öğrencileriyle ilgili. Yıllarca burs verilen öğrencilerin neden bir araya getirilip tanışma imkanı sağlanmadığını henüz anlayabilmiş değilim. Oysaki bu öğrenciler bir araya getirildiğinde kendilerine sahip çıkıldığını düşünmezler mi? Emirdağ kültürümüz yeni nesil gençliğe anlatılmış olmaz mı? Bir diğer mevzu ise diğer illere giden öğrenci arkadaşlarımızla o illerdeki Emirdağlı hemşerilerimiz buluşturulamıyor. Bir öğrenci gittiği ildeki hemşerisi ile bir çay içse bu bence öğrenci için çok şey ifade eder. En azından ben burada yalnız değilim hissine kapılır. Bu bir öğrenci için çok anlamlıdır bence. Eğer bizler bu öğrencilere şimdi sahip çıkmazsak, ilerde önemli bir konuma geldiğinde bu öğrencimizi kazanmak çok zor olur. Çünkü önceden Emirdağ sevgisi, Emirdağ kültürü bu gencimize aşılanmamıştır. Bu öğrencilerimizi bana göre öğrencilik hayatındayken kazanıp desteklememiz şart. Yoksa sahip çıkılmayan insandan sahip çıkmasını beklemek çok zor olacaktır. Bugün gelecek vaat eden birçok gencimiz var ama biz bu gençlerimizi istihdam etmek için neler yaptık? Mesela Belçika’da bir üniversitede yüksek lisans ya da doktora imkanı için onları destekledik mi? Hep övünürüz ya Belçika’da Emirdağlı çok diye.. İşte okuyan bu gençlerimize Belçika’daki bürokratlar aracılığıyla bir üniversite ile anlaşıp yüksek lisans imkanı yaratılsa fena olmaz değil mi? Bunun gibi birçok sıralanacak öneri ortaya koyulabilir. Bu noktada okuyan gençlerimizi bulup onlara mutlaka söz hakkı vermeliyiz. Eğer Emirdağ olgusunun sadece kimlikte ve mazilerde kalmasını istemiyorsak…
Ziya Ekşi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM,
Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim...
...
Hayat bu, kimi ağlar kimi güler; sen gülümse öğretmenim. Özün güldükçe yüzün gülüyor. Her gülüşün bin ilaca bedel ...
Hareketlerimizin en kalıcısı nezaket ... Her zamanki gibi kibar ol öğretmenim.
Hem hatıralarımda yaşıyorsun hem hatıralarımı yaşatıyorsun. Davranışlarınla terbiye et öğretmenim.
Ara sıra yanlışlarını görüyorum. Görüyorum ama bunları unutuyorum hemen. Hayatın en büyük esası, samimilik ... Samimiyet içten olmalı ... Samimi ol öğretmenim.
“İyi insan olmak için dışarılara gitmeye lüzum yok.” dersin. İçimizdeki işe yaramaz unsurları atmamızın yetebileceğini söylersin. Bunun farkındayım; iyimser ol öğretmenim.
“İnsanların itibarlısı cömert olanıdır”. Bu yüzden cömert ol öğretmenim.
Sabır, kuvvetin bir başka adı … Kuvvetini koru öğretmenim; sabırlı ol.
“İyiye başla; iyi başla” diye bellettin hep. Başaracağıma inandır öğretmenim.
İnsana büyüklük veren şey, düşüncedir. Daha iyi düşünmeyi öğrenmek istiyorum. Düşündür öğretmenim.
Hakikat önce hayalle başlar. Hayal gücüne sahip olmak, bilgi sahibi olmaktan daha önemli... Hayallerimi zenginleştir öğretmenim.
Çok bilenler az konuşuyor; az bilenler çok ... Buna sen de sabredemiyorsun. Sen sıkıldıkça ben daha çok sıkılıyorum. Sıkıcı olmak, kendine ve bana en büyük ceza ... Asla sıkıcı olma öğretmenim.
Senin sükûnetin, benim huzurum, benim güvenimdir. Sakin ol öğretmenim.
En küçük dokunuşun bana en büyük manivela... Yerinde ve zamanında, lütfen, dokun bana öğretmenim.
“Marifet iltifata tabidir.” dersin. Takdirde cömert ol öğretmenim. Eleştiriyi özel almak isterim; tenkitte cimri ol öğretmenim.
Korkutursan ikimiz de korku içinde yaşarız. Korku, bütün meziyetlerimizi engeller. Korkularımı azalt öğretmenim.
Geleceğimden kaygılıyım. Kaygılarım, zihnimi yanlış kullandırıyor. Kaygılarımı azalt öğretmenim.
Bana başardığım kadar değer verirsen olduğum gibi yaşamaya devam ederim. Eğer bana başarabileceğim kadar değer verirsen olmam gereken yere kadar yükselebilirim. Önemli olduğumu hissettir öğretmenim. Benimle yeteri kadar ilgilen öğretmenim.
“Adalet, solmayan çiçektir.” Adil ol öğretmenim.
Bilgiyi öğrenmenin yollarını biliyorum. Duygularım aklımı karıştırıyor. Bilgiyi kullanmak için doğru kararlar vermek zorundayım, bunu da biliyorum. Bunlar için aklımı kullandır öğretmenim.
Birbirimize haksızlık ettiğimiz zamanlar da var. Alışkanlığa alışkanlıktan uzak durmak istiyorum. Doğruyu bulmak, doğruyu hissetmek, doğruyu yaşamak istiyorum. Suçumu aşmayan cezalarıma razıyım. “Taş yiyen baş, uslanmalı.”... Yanlışımı azalt öğretmenim.
İyiliklerin takipçisi olmazsam kendimi kötüden ve kötülüklerden koruyamam. İyiliğin hiçbir zaman boşa gitmeyen yatırım olduğunu yaşamak istiyorum. Kötüden, kötülükten uzaklaştır öğretmenim.
İnsanları yargılarsam sevmeye zamanım kalmaz. Sen de beni yargılama öğretmenim.
“Söz, kalptekinin tercümanıdır.” derdin hani. Senin sözlerin can azığı ... Anlamak için dinlemek gerektiğini hep söylerdin. Beni dinle öğretmenim.
Önceliğimiz verimlilik değil mi? Başarısızlık yok; sadece sonuçlar var değil mi? Ne yapacağımızı hep biliriz değil mi? Önümü aç öğretmenim.
İşe yaramayan gerçeği ne yapayım? Gerçeği taşıyacak güce sahip olmak istiyorum. Gerçeklere yakınlaştır öğretmenim.
“Sevgi; bilmenin, anlamanın meyvesidir.” demez misin hep. İnsanın en büyük mutluluğu sevebilmesidir. Sevmediğin zamanlar sever gibi yapma. Beni gönlünle sev, kendini sevdir öğretmenim.
Ölçülü sev ki kalımlı olsun öğretmenim.
Gözümü budaktan sakınmıyorum ama gözümün ucuz olmadığını da biliyorum. Beni cesaretlendir öğretmenim.
Her emeğin bir değer olduğunun farkındayım. İnsanın değerinin iş olunca ortaya çıktığını da biliyorum. İşimi kuralına göre yapmak görevim ama bu kurallarda söz hakkım olsun istiyorum öğretmenim. İstemek, değişimin ilk şartıdır. İste, istet öğretmenim. Her şeye rağmen isteklendir, yüreklendir beni öğretmenim.
İnsanlar diğer insanlarla aralarına ya duvar örüyor ya köprü kuruyor. Ben, köprü kuranlardan olmak istiyorum. İletişim becerilerimi geliştir, pekiştir öğretmenim ...
Sevinçle ıstırabım arka arkaya geliyor. Durmadan kurulup durmadan dağılıyorum. Ne kadar çaba göstersem de kontrol edemeyeceğim durumlar var. Eminim sende de aynı ... Rahatla, rahatlat öğretmenim.
Niçin öğrenmem gerektiğini, öğrendiğim zaman bu bilginin ne işe yarayacağını, bilgilerimi nasıl kullanacağımı kavrat. Ne yapacağımı değil ne yaparsam ne olacağını söyle öğretmenim.
Bilmek, bildiğimi de yapmak istiyorum. Tekrarı kavrat öğretmenim.
Beklentilerimi artır öğretmenim. Fark edilmek istiyorum.
Donuk hayatımı renklendirmek istiyorum. Beklediklerimi kontrol et öğretmenim.
Beklemeyi öğret öğretmenim.
Yapamazsın dediklerini yapınca daha çok eğleniyorum. Kendi kendimle de eğlenmek istiyorum. Eğlendir öğretmenim.
Problemlerle karşılaşınca çözümlerde bocalıyorum. Azim olmazsa çözüm olmayacağını kavrat öğretmenim.
Bencillikten uzaklaştır öğretmenim.
Cahile cüret verme öğretmenim.
Hem derdin insana yol gösterdiğini biliyorum hem dertlerimin paylaşılınca azalacağını ... Derdimi dinle öğretmenim.
Herkesin kusuru var diye bellettin bana. Büyük kusurlardan uzak durmak istiyorum. Küçük kusurlarımda bana hak ver; kusurlarımı kapat öğretmenim.
Yanlış hareketlerim de olacak. Beni anla. Özellikle cezalandırabileceğin zaman beni affet öğretmenim.
Değer verdin öğretmenim. Değer verdin ve değer kattın.
“Ya mum ya ayna ol öğretmenim.”
Beni sevdiğini biliyorum öğretmenim. Güvenilmenin sevilmekten daha büyük iltifat olduğunu da biliyorum. Bana güven öğretmenim; “güven ama takip et.”
İsteklerimin çokluğu, seni yıldırmasın.
Düşe kalka ama dosdoğru öğretmenim dosdoğru ...
Bana verilen ve senden alınanı hep merak ettim. Anladım ki:
“Ver ver hiç alma kanunudur bu mesleğin.
Arayacaklar seni öğretmen ama
Kanatlarında olacaksın meleklerin.”
Öğrencin
Özcan Türkmen














