Gönderdikleriniz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Geçtiğimiz Perşembe günü Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu yine ilçemizdeydi. Eroğlu, önce ilçemiz Belediyesini ziyaret ederek burada vatandaşlarla bayramlaştı. Sonra Eroğlu, rutin programının dışında yani diğer ilçelerdeki programının dışında ilçemizde bir açılış yaptı. Aslen Emirdağlı olup, İstanbul'da ikamet eden ve Afrika'da yakalandığı bir hastalık sonucu vefat eden Rahmetli Ömer Halaç anısına yaptırılan Ömer Halaç Diyaliz Merkezi'nin açılışını yaptı Bakan Eroğlu.
Geçenlerde CHP Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe bir konuşmasında Emirdağ'ın devlet imkanlarından en az yararlanan ilçelerden biri olduğunu belirtti. Kimbilir belki de çok doğru söyledi. Durum böyle olunca da iş memleketini seven hayırsever Emirdağlılara düşüyor.
Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz Perşembe günü gördük.
Bunun yanında Metin-Zülbiye Sarı Anadolu Lisesi, Perihan-Kemal Çuna Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Emirbaba Camisi (Rahmetli Dede Koyuncu tarafından yaptırılmış ama Emirbaba ismini almıştır) gibi kurumlar ve camiler de Emirdağlıların ne kadar hayırveser olduklarının birer göstergesi... Yani aslında Emirdağlı memleketine birşeyler yapmayı her zaman istiyor. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın memleketini unutmuyor...
Küçüklü, büyüklü bu tür yardımsever hemşehrilerimizi saymakla bitiremeyiz...
Memleketini bu kadar çok seven insanların yetişip, büyüdüğü bir yerde aslen Emirdağlı olup, Emirdağ'a yatırım yapmak isteyen işadamları yok mu peki? Elbette var... Geçenlerde yine İstanbul'da yaşayan önemli işadam larımızdan biri bu konuyu bana söyledi. İstanbul'da yaşayan Emirdağlı işadamları da Emirdağ ile ilgili birşeyler düşünüyorlar dedi. İşte tam bu noktada ilçemiz Kaymakamı, ilçemiz Belediye Başkanı ve ilçemiz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı'na büyük görevler düşüyor. Emirdağ'a fayda sağlayacak düşüncesiyle Avrupa'ya bile giden ilçemizdeki yöneticilerin Türkiye ayağını da bir şekilde organize etmeleri gerekiyor bana göre.
Öncelikle İstanbul'da, Ankara'da, Eskişehir'de, İzmir'de yaşayan onlarca belki de yüzlerce Emirdağlı işadamının bir tespiti gerekiyor. Sonra il il bu hemşehrilerimizin ziyaretine gidilerek Emirdağ için birşeyler yapmaları istenebilir. Ben, böyle bir organizasyonun Emirdağ için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Görüyoruz ki Emirdağlı nerede olursa olsun nerede yaşarsa yaşasın memleketine birşeyler yapmak istiyor.
Belki de birilerinin kendilerini Emirdağ'a davet etmesini bekliyorlar...
Son olarak, Perşembe günü açılışı yapılan Ömer Halaç Diyaliz Merkezi'nin ilçemize hayırlı-uğurlu olmasını diliyor, Rahmetli Ömer Halaç'ı bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyoruz...
Mekanı cennet olsun...
Sağlıklı ve huzurlu bir hafta dileklerimle hoşcakalın...
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Karun gibi yığıyorsun
Kimin sırtın sıvıyorsun
Daracık yere sığıyorsun
Mahkemey-i kübrayı unutma
Develerle taşınırdı açacak
Yer aradı bulamadı kaçacak
İnsanoğlu bu köprüden geçecek
Mahkemey-i kübrayı unutma
Fayda etmedi malı karuna
İsyan etti Musa ya Harun a
ahiret azığın hani yarına
Mahkemey-i kübrayı unutma
Sarı maden aklını almış
Yıkılıp bak çamura dalmış
Gidiyor dostum biri ölmüş
Mahkemey-i kübrayı unutma
Ardına bak kalan var mı
Hastasın derdin alan var mı?
Aşık Halil de yalan var mı
Mahkemey-i kübrayı unutma
Halil SARI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Dede;torununa eski bereketli günleri,o devirdeki ucuz ve kolay yaşamı anlatıyormuş..''.Çocukken bakkala gider salam,süt,portakal,ekmek,çeşitli dergiler,gazeteler alır,BİR LİRA verir çıkardım....'' demiş.
'' Şimdi imkansız dede...'' demiş torunu. ''Marketlerde artık her köşede GİZLİ KAMERA yerleştiriyorlar !...
ERTUĞRUL ALTINEL
Emekli, EMİRDAĞ HUZUREVİ MÜDÜRÜ.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
İki adam gecenin geç saatlerinde düğünden dönerlerken kestirme olsun diye mezarlıktan geçiyorlardı... Mezarlığın tam ortasına geldiler ki ''tap-tap-tap'' diye bir ses karanlıkların,esrarlı gögelerin arasından gelmeye başladı...
İki adam korkudan titreyerek,nefeslerini tutarak,sisleri dağıtarak mecburen yollarının üzerindeki sesin kaynağına yaklaştılar... Bir baktılar ki, yaşlı mı yaşlı bir adam MEZARIN birine oturmuş,elinde çekiç ve keski, MEZARTAŞINI oyuyor...
'' Ooohh ! '' dedi adamlardan birisi ;
'' Usta bizi korkudan öldürüyordun !.. Vallahi hortlak sandık.. Gecenin yarısında çalışıp da ne yapıyorsun ? '' ''Cahil hergeleler ! '' dedi yaşlı adam homurdanarak..'' ADIMI MEZAR TAŞINA YANLIŞ YAZMIŞLAR DA...! ''
ERTUĞRUL ALTINEL
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Evini yeniden dekore etmek i isteyen Japon,. bunun için bir duvarı yıkar.JAPON EVLERİNDE genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur...
Duvarı yıkarken;,orada dışarıdan gelen bir çivinin, kertenkelenin ayağına battığını ve kertenkelenin sıkıştığını görür.Japon,bu durumu gördüğnde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır.Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce,ev yapılırken çakılmıştı.
Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozizyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı...Böylece Japon çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi merakla izlemeye başlar.Bu izleme esnasında ,nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir.Japon gördüğü manzara karşısında hayrete düşer.Çünkü;Gelen kertenkele ağzında taşıdığı yemekle,ayağı civili kertenkeleyi beslemektedir.Demekki, bu besleme 10 yıl boyunca devam etmiş.Sonunda,kertenkelenin ayağındaki çiviyi çıkarır ve hürriyetine kavuşturur.
Bunun nasıl bir dostluk olduğunu görür ve bu gördüğü dostluğu her yerde anlatır.
NE DİYELİM,UMARIM HEPİMİZ BİRİLERİNİ YAŞAMAYA BAĞLI TUTMAYA VESİLE OLURUZ...
ERTUĞRUL ALTINEL
Emekli,EMİRDAĞ HUZUREVİ MÜDÜRÜ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
İnsan seçmediği kişilerden, seçmediği yerde ve seçmediği bir anda dünyaya geliyor.İster kadın, ister erkek olsun…
Dünya nüfusunda cinsiyetler yönünden neredeyse eşitlik söz konusu.
İlahi bir mucize eseri…
Arz-telep kanunu şaşmasın, dengeler bozulmasın diye belki de !
Daha sonra kendisine hayat veren kişileri sevmesi bekleniyor insandan…
***
Dünyada iklimler, diller, dinler, kültürler muhtelif…
Ezmeden ve ezilmeden bu farklılıklar arasında bir kimliğe ulaşmak ve onu olumsuzlardan korumak cesaret, olgunluk ve sebat gerektirir.
Kendi farklılığını üstünlük olarak dayatma çabasına girdiysen uzak dur benden…
Hastasın, tedaviye muhtaçsın demektir !
Allah şifa versin…
Üstünlük kompleksi, aşağılık kompleksi…
Siz buna üstünlük hastalığı, aşağılık hastalığı deyin isterseniz…
Zira toplumsal hastalıkların, siyasi kavgaların kökeninde bu marazi duygu yatıyor bence !
***
Kadın olmak hiç kolay değil, günümüz dünyasında.
Ekonomik yaşamda çalışan aktif kadın farklı, çalışmayan ev hanımı kadın farklı…
Ekonomik durumla ilgili olarak sosyal yaşam ayrı bir mesele.
Kadın veya erkek ; fark etmez insanız sonuçta.
Ama öyle değil aslında.
Ve gidişat hiç iç açıcı değil kadınlar açısından.
***
ABD’de yapılan bir incelemeye göre, günümüz kadınları 70’li yıllara göre daha az mutluymuşlar…
Feminist devrim sonucunda şüphe, belirsizlik ve mahrumiyetlerle dolu yeni bir dünya şekillenmiş kadınlar açısından !
Gel-gitler, kararsızlıklar, caymalar, pişmanlıklar kadının tam manasıyla bir biyer olmasını engelliyorlar.
Sanki erkeklerin himayesine muhtaçmış bir konumda bırakılıyorlar.
***
Peki kadının kendi özgür iradesiyle mutlu olma hakkı ve imkanı yok mu ?
Olması gerekir !
Kadını sadece dişi olarak değil, aslen ve esasen insan gibi görürseniz, neden olmasın !
Bunun için ikiyüzlü, erkek egemen bir takım izmlerin arkasına saklanarak, kadın şeyleştirilmemeli, ona herkes gibi birey-insan olma hakkı iade edilmelidir.
İşte o zaman kadınlık veya erkeklik taslanmayacak, insanlık taslanacaktır.
Yarış yatakta değil, insalık pistinde yapılacak, iyi olan kazanacaktır.
Zengin, fakir, köylü, kentli, her kadın, her erkek gibi, beklentilerine uygun iş, aş ve eş bulabilmeli.
Yani yaşamdan maddi ve manevi her yönüyle nasibini alabilmeli…
Mutluluk satın alınamasa da, paranın, yani maddiyatın önemini inkar etmek saflık olur.
Fakat şurası unutulmamalı ki, maddeye tapanlar tüketim toplumunun girdabında boğulmaya mahkumdur.
***
Ressam Abidin Dino mutluluğun resmini yapabildi mi ?
Bugüne kadar kimse mutluluğun reçetesini yazabildi mi ?
Hayır.
Zira mutluluk durağan ve çizgisel bir durum değildir.
Değişken bir ruh iklimidir, haleti ruhiyedir eskilerin tabiri ile…
İnsan ne istediğini bilmese de, neyi istemediğini çok iyi bilir.
Şu an için kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz.
Önemli olan geleceğe dair umutları diri, canlı ve renkli tutmaktır.
***
Ne demiş bilge insan Erich Fromm ?
“Çocuk sevgisi; sevildiğim için seviyorum, büyüklerin sevgisi; sevdiğim için seviliyorum, olgunlaşmamış sevgi; seni sana gereksinmem olduğu için seviyorum, olgun sevgi; seni sevdiğim için sana gereksinmem var.”
Ne kadar da güzel sentezlemiş üstad...
İnsanlık temelinde buluşulan, sevgi, saygı dolu ve şiddetten arındırılmış güzel yarınlara ne dersiniz?
Kadın-erkek, elele, hep birlikte...
Yakup Yurt (c)
Brüksel, 05 Mart 2010
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
8 Mart 1957'de NEW YORK'da tekstil fabrikasında çalışan 40.000 kadın işçinin sokağa çıkması ile başlar.Düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto için greve gittiler.
1908'de NEW YORK'da 15000 kadın biraraya gelerek, daha kısa çalışma saati,daha iyi gelir,
oy hakkı ve doğum izni istediler.
Kullandıkları slogan ''EKMEK ve GÜL'' idi.
Fabrikaya patronları tarafından kilitlenen kadınlar çıkan yangında 129 kadın kaçamadığı için hayatını kaybetti.
28 şubat 1909'da ilk kez emekçi kadınlar günü olarak kutladılar.
26-27 ağustos'da 1910'da Kopenhang'da II.Enternasyonal'a bağlı kadınlar toplantısında Alman Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin'nin önerisiyle 8 mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasına oybirliği ile karar verildi.
1911'de Kopenhang kararları uyarınca ilk kez Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre'de kutlandı.
Türkiye'de ise 1921 yılında 'Emekçi kadınlar günü ' olarak kutlandı.
1975 yılında Birleşmiş Milletlerce eşit haklar, gelişme ve barış için uluslararası kadın yılı, 1975-1985 dönemini ise' Dünya Kadın 10 Yılı ' olarak ilan edildi.ilk kez sokaklara taşındı ve kadın yılı kongresi yapıldı.
1977'de ise, Birleşmiş Milletler Genel Kurul kararı ile 8 Mart Dünya Kadinlar Günü olarak kabul edildi.
1980 Askeri darbesinden sonra 4 yıl ara verildi.84 yılından sonra çeşitli kadın kuruluşları tarafından kutlanmaya başlandı.
Birleşmiş Milletlerin yaptığı bir araştırmaya göre;
-Dünya'daki işlerin %66'sını kadınlar yapıyor,
-Buna karşılık kadınlar gelirin %10'nuna sahip,
-Dünyadaki mal varlığının %1'ine sahip.
Başka bir deyişle erkekler dünyadaki işlerin %34'nü yapan erkekler, gelirin %90'nına ve mal varlığının da %99'una sahip oluyorlar.
Türkiye' de2001 yapılan bir araştırmaya göre,
-Şehirde evli kadınların %18'i, köylerde %76'sı eşlerinden dayak yiyor.
-Kadınların %57.7'si evliliklerinin ilk günü şiddetle karşılaşıyor.
-Aile içi suçların %90'ı kadına karşı işleniyor,
Fazla söze ne hacet.Esenkalın.
Ayla TOKMAK














