Gönderdikleriniz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
27 Şubat üstüne çeşitlemeler -2-Zorlu bir yola çıkıyorsanız,mutlaka ayağınıza diken batacak,taş ve kaya parçaları ile yaralanıp sıyrıklar alacaksınız,üstünüz başınız yırtılacak,saçınız başınız dağılacak.
Siz ve hedefiniz arasındaki bu zor yolu göze alıp yola çıktı iseniz kulaklarınızı her türlü eleştiriye kapatıp hedefinize kilitlenmelisiniz.Hedefinize vardıktan sonra size yöneltilen eleştirilere kızmak,her eleştiriye karşı eleştiri getirmek ,polemikler fayda getirmez.Aksine insanı daha da yıpratır.
Hedefler insanlık tarihi boyunca insan oğlunun önünden hiç eksik olmamıştır.Kimisi için hedef; akşam evine götüreceği bir lokma helal kazancıdır.Kimisi için ise hedef;En zengin sofralarda,en hünerli ahçıların hazırladığı kral sofrasıdır.
Toplumun yararı ve menfaatı uğruna yapılacak işlerin birden fazla kişi tarafından organize şekilde yapılması teşkilatlanmayı,fikirlerin diğer insanlarlada ortak paydada buluşması siyaseti doğurmuştur.Türklerin orta asyadan günümüze kadar uzanan hayatta var olma macerasında bulunduğu yerin lideri olma vasfı ,tabiat şartlarının ve mayasında olduğuna inandığımız liderlik ruhu Emirdağ ımız insanında da birebir gözlemlenir.
Son günlerde ilçemiz için düzenlenen gece ile ilgili bende dahil herkes olumlu yada olumsuz yorumlarda bulunduk,halada bulunacağız.Eleştirilerin esas amacı bu organizasyonu yapan insanları küçük düşürmek,onları kıskanmak,başarısızlıkları için el ovuşturmak değildir.En azından ben böyle düşünüyorum.Her güzelin mutlaka bir kusuru mutlaka olacaktır.Amaç Emirdağ adına yapılan her organizasyonun daha başarılı olmasıdır.
Göçten bunalmış,her gün tuz misali eriyen bir Emirdağ varken bizler zevkü sefa içinde olamayız,olmamalıyız.Çok yüksek ücretler karşılığında sahne alacak sanatçılar ile düzenlenecek gece daha mütavazi sanatçılar ile de yapılabilirdi.Biz para vermedik sponsorlar karşıladı masrafları mantığıda geçerli olmamalıdır.Sponsorlar Emirdağ ın sorunlarına daha çok kişinin fikrini ve projelerini tartışarak,konuşarak çözüm önerilerini dikkate alarak çareler üreten projelerde daha faydalı olacaklardır.
Dünyanın ve Türkiyenin çeşitli bölgelerinden oraya toplanan insanlarla geceden en az 3-4 saat önce bir konferans şeklinde toplantı yapılabilir,sorunlar ve çareler üzerine fikirler elde edilebilir,daha sonra geceye geçilebilirdi.Bunlar dan dersler çıkartıp daha güzele,daha iyiye varabilmek;toplumun bütün kesimlerini kapsayan içerisinde kişilerin değil,projelerin ön plana çıkacağı kendimizden değerler katarak yöre kültürümüzü ve folklorümüzü ön plana çıkartarak yapılacak geceler ve festivaller in daha yararlı olacağı düşüncesi ile saygı ve sevgilerimle...
Şükrü SAĞLAM
www.topakev03.com
Not:Yazı kimseye cevap için yazılmamış,ilk yazının devamıdır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Amcam geçmiş Televizyonun başına,giymiş pijamaları geceyi eleştiriyor. Kusura bakma ama biz senin kadar rahat değildik o akşam. Üstümüzde dünyanın yükü vardı. Şükrü Bey....Amcam geçmiş Televizyonun başına,giymiş pijamaları geceyi eleştiriyor.
Kusura bakma ama biz senin kadar rahat değildik o akşam.
Üstümüzde dünyanın yükü vardı. Şükrü Bey....
Bir yandan gece hazırlama derdi,diğer yandan her biri bir ton ağırlığında ağır bir yük gibi duran birbirinden değerli misafirleri ağırlama telaşı,diğer yandan gecenin sunuş kargaşası.
Televizyonun karşısına geçip ahkam kesmek kolay.
Gel bir de sen bizim yerimizde gece de ol.
Zaten biz emirdağlıların en büyük sıkıntısı bu vetsiz özelliğimiz.
Konuşmak kolay hoca...
Gel işin içine gir de boyunu görek.
Sen daha iyisini yap ta ayakta alkışlayak.
Adamın yarı ömrünü yiyor böyle işler.
Sen hayatından kaç dakika ayırırsın bu iş için.
Geceye gelme zahmetinde bile bulunmamışsın.
Çıkıp Avrupadan ahkam kesiyorsun.,
Geceyi eleştiren orda olsa hiç yüreğim yanmayacak.
En azından adam geldi canlı yaşadı, eksiklikleri de söylüyor ne güzel derim.
Ama sen eleştirmiyorsun Şükrü Bey, Resmen karalıyorsun.
Şunun şovu bunun şovu......
Şov yapan birisi varsa o da benim orda.
Sor sokağa Cüneyt´in spikerliği konuşuluyor.
İnsanlar kabul etsede kabul etmese de Emirdağ kuruluşundan bu yana yapılan en kapsamlı organizasyondur 27 Şubat.....
Siz istediğiniz kadar bağırın çağırın azınlıktasınız.
Geceden sonra Başkan Pala´ya yüzlerce teşekkür telefonu yağdı.
Çünkü bu büyük organizasyonun içinde idi.
Evet doğru kararlar verdi. Şimde de tebrikleri kabul ediyor. Kaymakam´da aynı. Mutsuz olan kimse yok gece´de Tek sıkıntımız ve yanlışımız Yoksul derviş gibi bir değeri bekletmemizdi.
Saygısızlıksa bu saygısızlığımız.
Gerçekten istemeden oldu.Keşke olmasa idi...
Yüzlerce kez elini öpsek acaba bizi affeder mi? Büyüklüğünü bir kez daha gösterir mi ben bunun derdi ile cebelleşiyorum.
Siz kalkmışsızınız şu şov yaptı, bu yapamadı derdindesiniz.
Haaa Bir de Emirdağ tapulu malın mı diyorsun.
Emirdağ benim vatanım dostum.
Ben burda yaşıyorum. Bu memleket kötü olursa ben de açım.
Annem babam yedi sülalem orda ama ben gitmedim.
İsteseydim bin kere giderdim.
Gide gide nereye kadar sevgili kardeşim.
Aha siz gittiniz, bzi gittik,onlar gitti,bunlar gitti.
Memlekette adam kalmadı.
Şimdi bırakın siz ahkam kesmeyi kendi bulunduğunuz yerde örgütlenmeye bakın.
Bak Avrupalı Bakanımız var diye övünüyoruz durmadan.
En azından onu kaçırmayın elinizden.
Anahtar satılmaz mış
Satılır kardeşim satılır.
Kırkpınar Ağalığı bile satılıyor, Anahtar niye satılmasın.
Geceyi her yıla yayarsın bunu da her defasında satarsın,
parasını da bir yerlere bağışlarsın yada organizasyon giderinde kullanırsın.
Ne var bunda....
Son olarak...
Kardeşim aklınıza şunu kazıyın orda şov yapan
Sadece Emirdağ vardı
Emirdağ insanı vardı......
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Günlerdir Emirdağ da 27 Şubat Gecesine O da katılıyor!Geceye bu da Geliyor!Muhteşem buluşma!diye lanse edilen geceyi tv den izlemek için koltuğuma kuruldum.İnşallah bir geceyi daha Emirdağlılar ellerine yüzlerine bulaştırmazlar diye içimden dualar ediyor,yayının başlamasını bekliyordum.En sonunda muhteşem buluşma gerçekleşti.Program Emirdağlı Mahalli sanatçılar(Edelerimiz)ın çalıp icra ettiği,Emirdağ denildiğinde akla gelen türkülerle açıldı.Fasıldan sonra;
Emirdağlı sunucu arkadaşımız aldı eline mikrofonu,Gecemizde o da var.Bu da var,diyerek Hisseli Harikalar Kumpanyasındaki Çadır tiyatrosunun çığırtkanları gibiydi.Hal ve tavırlarından geceye iyi motive olduğu belliydi.Daha gecenin başında Bazılarına da taş atmadan edemedi.Bu gecede herkes var.Bir tek Emirdağlı olmayanlar yok diyordu.Sanki Emirdağ lılık babasının tapulu malıymış gibi gecede Emirdağlılık dağıtıyordu.
Gecenin güzellikleride vardı elbette.
-Afyon Valisi Haluk İmga Huriye Saraç a Emirdağ a katkılarından dolayı ödülünü verdi.
-Emirdağ Devlet Hastanesinin yapılması için arsa bağışlayan merhum Yusuf Mola nın yerine oğlu Emir Mola ya Ödülünü Prf.Esat Erenoglu verdi.
-Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır Emirdağ a Katkılarından dolayı EYAD Başkanı Metin Edeer e ödülünü verdi.
Bu Arada Afyon Milletvekili Emirdağ gecesinde Afyon İcraatın içinden programını anlatıyordu ki son anda hatırladı nerde olduğunu kısa kesti.
Bedirhan Gökçe alışılageldik şiirlerini söylerken vokal yapan bayan sanatçı sanki dikenli koltukta oturuyormuş gibi memnuniyetsiz tavırlarla kulak tırmalayan bir sesle ciyak ciyak bağırıyordu ki neyse proğramı allahtan çabuk bitti.
Bizler reklamları izlerken salonda neler oluyordu pek bilemiyoruz ama,Kanal3 canlı yayın ekibide çekim hataları ile dolu gecenin ayrı bir eleştirisini almalıydı.Ses sanatçılarının gözlerini alan ışık aynı zamanda çekim kalitesinide düşürüyordu.Gece Sanki Emirdağlılar gecesi değil mişte, özel solo konseri imiş gibi hep sanatçıların üzerindeydi kameralar,ara sıra lütfen masalar kısadan teget geçiyor.Gecede kim var kim yok?bilinemiyordu.Sanki Konser arasına sıkıştırılmış bazılarına ödül dağıtma gecesine dönmüştü muhteşem gece.
Neyse ki bunlarada katlanalım,biz daha kötülerinide gördük.hiç olmazsa Muazzez Ersoy hanımefendiyle keyiflenelim dedik.Bir saat kadar nostaljik şarkılarla değişik duygular yaşadıktan sonra hala muhteşem buluşma bekliyorduk ki yine reklamlara geçtik .Reklam aralarında kimlere ne ödüller ne için verildi onları gözlemleyemedik.
Muazzez Ersoy konserinin ikinci bölümünün sonunda.Bence de Muhteşem Büyük buluşma gerçekleşti.
Gerçekten de hem muhteşem,hemde büyüktü.
Özel yaptırılmıştı ve Altın Kaplama idi.
Emirdağ ın Altın Anahtarı idi.
Açık arttırma usulü Satışa sunulmuştu.
Ne kadar pahalı satarsak sizin paranızı ödeceyecegiz, diyordu sunucu arkadaş Muazzez Hanıma şark kurnazlığı ve olayın cinliği ile.Başkanımız kendisinin ve eşinin emekli maaşının tamamı olan 10 bin Tl ile açıyordu Mezat ı.Bu arada elinde mikrofon masalar arasında gözlüklü bir arkadaşta açık artırmaya katılacak kodamanlara vereceği fiyatın duyulması için mikrofon yetiştirmeye gayret ediyordu ki;imdadına yine sunucumuz yetişti işi uzatmadan 60 şa bağlayalım deyince kumpanyada sonlanmış,Şehrin sembolik Altınla kaplatılmış Anahtarı Emirdağlı iş adamımız Sayın Fehmi Denizli de kalmıştı.
Gecenin finalinde Muazzez hanımla dans ve şarkılara edilen eşlik beyefendiğine ve Emirdağlı lığına yakışmıştı Fehmi Beyin.Ama Şehrin Altın Anahtarının açık artırma ile satılması şehrimizi yönetenlerin değerlerimizinde aynı mantıkla satışa konulduğunu bizlere bir kere daha anlatıyordu.Şehrin Altın Anahtarı Satılmaz.Sadece Onur Ödülü olarak şehre üstün hizmeti geçen şahsiyetlere verilirdi bizim bildiğimiz.
Muazzez hanımın sahnesi bitince canlı yayında sona eriyordu.Ondan sonra neler oldu,Gecenin ruhuna uygun olarak gelen iş adamlarıyla neler konuşuldu?
Emirdağ a bakış açıları ne idi?
Yatırım sözü verildimi?
Göç duracak mı?
Yüksek okul gerçekten açılacakmı?İmzalar atıldımı?yoksa hala söz demi?
Tek yürek,tek ses platformunda emeği geçenler nerdeydi?neden geri plana atıldılar?
Birdaha ki muhteşem buluşma ne zaman?nerde yapılacaktı?
Bir daha ki Muhteşem Buluşma acaba 100 edermiydi?
Bunları da önümüzdeki günlerde geceyi izleyip,bağımsız,korkusuz,sansürsüz,menfaat ilişkileri dengesi yürütmeyen arkadaşlar yazarlarsa hep birlikte bizde öğreneceğiz.
Şükrü SAĞLAM
www.topakev03.com
28 Şubat 2010
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Çok hoş bir klasik musiki parçasının güzel nağmeleri kulağımı okşuyor.
Facebook´a girer girmez Sazz&Jazz´ın Grup Cemre ile 13 Şubat Sevgililer Akşamı daveti geldi.
Başka yere verilmiş sözüm olmasaydı koşa koşa giderdim.
Hem birkaç dost yüz görür, hem de bir-iki Yakut eşliğinde birkaç lafın başını gözünü yarardık…
Çok ta iyi olurdu.
***
İnsani ilişkilerde benimsediğim 3S kuralı yön veriyor ilişkilerime.
Mütekabiliyet esasına göre ben insanda üç temel değerin olup olmadığına bakıyorum.
Sevgi – Saygı – Samimiyet, yani 3S…
Üçüde aynı anda aynı kişide mevcut olmak şartıyla.
Yani bende o kişiye karşı sevgi, saygı ve samimiyet var mı ?
Onda da bana karşı ve aynı anda…
Var ise merhabaya, sohbete, tartışmaya, paylaşmaya, küsmeye, barışmaya devam…
Zira karşılıklı güvenin gerçekleşmesi buna bağlı !
Aksi takdirde şüphe vardır ve şüphenin olduğu yerde huzur olmaz, gelişmez, güdük kalır.
İlişki (fonksiyonel) işlevsel kalır, çıkar ilişkisi olarak devam eder…
Ve şüphenin girdiği kapıdan aşk kaçar !
***
Esasen S´leri 4´lemek, 5´lemek te mümkün.
Ve hatta gerekli bazen.
Olmazsa olmaz ilk 3 S´ye seksin 4.cü S´si eklenirse AŞK oluşur.
AŞK´ı muhafaza etmek için ise 5.ci S olan Sadakat gerekir.
Her kural ihlalinin, her kaçamağın bir bedeli vardır !
Unutmamak gerekir ki 3S ne kadar evrenselse, AŞK ta o okadar tek kişiliktir, tekelcidir.
Bencidir, bencildir.
Zira CAN sevdiği CANANI paylaşmaz…
Sahiplenir, kıskanır, kaybetmekten korkar…
***
14 Şubat Sevgililer Günü !
Senede bir gün…
Hediyelik satanlar bana kızacaklar ama, anlayacaklarına da eminim !
364 gün dövülen, sövülen bir insanın sevgili olmaya devam etsinini benim aklım almıyor…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Dikeni de vardır ve arasıra batar elbette, ama kimse çiçekçiye diken almaya gitmez…
Ve dikenli gül olmak ısırgan otu olmaktan yeğdir.
O halde aşık gibi olmayı bırakın, aşık olun.
Düşün aşk yoluna…
Sevgi ile !
Saygı ile !
Samimiyet ile !
Bunlar varsa seks ile !
Daha sonra sadakat ile !
Ve hespinden önemlisi sabır ile !
***
Sevgililerinizin değerini bilin.
Bolca tatlı dil, güler yüz, iyi niyet çok derdin ilacı.
Gönlünüzden sevgi eksik olmasın !
Yakup Yurt ©
Brüksel, 09 Şubat 2010
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Gurbetciler
Emirdağ; Belçika’nın başkenti, hatta Avrupa’nın başkenti diyoruz yeri geldiği zaman. Gurbetçisi ile meşhurdur benim memleketim. Gurbetçimiz orda yabancı, burada gavurcu olurlar. Yedinci ayı bekler Emirdağ’lı, Hasat kaldıracak, kız verecek oğlan everecek, hayatları kurtulacak çocuklarının. Kimine görede isyandır Avrupa hayali, bir türlü gidememiştir hayalini kurduğu Avrupa’ya. Avrupa’ya gideceğim diye düzende kuramamıştır Emirdağ’da. isyan eder Avrupa’ya gidemeyenler şu kelimelerle “anamın kuruttuğu patlıcan kurusu gitti de Belçika’ya bi ben gidemedim” diye. Gurbetçi Emirdağ’ın en önemli değeridir, sıla gurbet hasretle yoğrulmuştur Emirdağ insanı. Birbirinden güzel oyun havaları türküleri yakar yürekleri. Burada şu açılımı yapmak istiyorum Gurbete para kazanmaya gidenler daha dönmedi Emirdağına, tamam dönmesinler ama gücü olanlar Emirdağına yatırım yapsınlar. Ekonomik dönüşler Emirdağa olmalı. Başka il ve ilçelere değil. Doğduğumuz yere Emirdağ’ına yatırım yapmanın zamanı geldi geçiyor bile. Türkülerimize gelince, türküler bir yöreyi yaşayışı anlatır. Türkü kaynağı Emirdağ Türküleri derlenip Türkiye’ye sunulsa alın size ücretsiz reklam.
Bediüzzaman Saidi Nursi
Yıllarca yaşamış Emirdağ’da üstad, kimi zaman özgür kimi zaman hapis yatmış Emirdağ’da. Lahikalarından biridir Emirdağ Lahikası, üstadın 4 yılını kapsar Emirdağ Lahikası. Üstadın kaldığı yerlerden biriside Isparta’nın Eğridir ilçesine bağlı Barla Kasabası. Nüfusü iki binin üzerinde olan bu şirin kasabanın yaz aylarında sayısı yüzbinleri geçiyor. Nedeni mi ? Üstadın yaşadığı yerleri ziyaret etmeye gelen konuklardan dolayı tabiki. Üstadın Emirdağ’da tefekküre daldığı yerler kaldığı ev gittiği yerler biliniyor, fakat yaşatılmamış yaşayamamışız. Yaşatsaydık ne olurdu Barla örneğini düşünün gerçekler ortaya çıkacaktır. Yaşatalım dense kimse yanaşmaz bu işe ama yaşatılması gereken değerlerden en önemlisi
Amorium
Hisarköyde bulunan Amorium antik kenti arkeolojik alanda bilimsel kazı çalışmaları 1988 yılında Oxford Üniversitesi’nden Prof. R. Martin Harrison tarafından başlatılmıştır. 1993 yılından bu yana New York Metropolitan Sanat Müzesi´nden The Metropolitan Museum of Art Dr. Chris Lightfoot başkanlığında uluslararası bir ekip tarafından yürütülmektedir. 22 yıldan beri yürütülen kazı çalışmaları üniversite öğrencilerine ders amaçlı yapılan çalışmalar olup Antik kent kazılarında fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Turizm bakanlığının konuya el atması gerekiyor bence. Efes antik kentte kazı çalışmaları devam ederken bir yandanda ziyaret ediliyor Efes antik kenti kadar değerli bir tarihe sahip olan Amorium artık turistlere açık hale gelmeli bunun için çalışmalar başlatılmalı.
Üç konuya kısaca değinmeye çalıştım Emirdağ’ın geleceği ile alakalı görünmez konuları Emirdağlı hemşerilerimle paylaşmak istedim. Değerlerimizin Bilinmesi Dileğiyle…
SAYGILARIMLA
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yaklaşık 59 yaşımdayım ve 42 seneden beri Belçika´da yaşıyorum.
Belçika´nın bütün bölgelerinde yaşadım.
Belçika´nın 10 milyonu biraz aşkın nüfusunun yaklaşık % 10 u yabancı kökenlilerden oluşuyor.
Yabancıların çoğunluğu da, benim gibi, sonradan Belçika vatandaşlığına kabul edilmiş, çifte vatandaşlardan oluşuyor.
Bu ülkede doğan ve büyüyen yabancı kökenli Belçikalılar hukuken Belçika kimliğine sahip olsalar da, kültürel anlamda kabul görmüyor ve dışlanıyorlar.
Dolayısıyla kendilerine gösterilen mahallelerde veya semtlerde, kendi geleneklerine göre, kendi aralarında yaşıyorlar.
Sonra da gettolarda yaşıyorlar diye suçlanıyorlar.
Yabancı kökenlilerin yoğunlukta olduğu semt okullarında eğitim seviyesi düşük ; gençlerin çoğu başarısız oluyor…
Bunun doğal sonucu olarak ta meslek veya sanat okullarına veyahut çıraklık eğitimine yönlendiriliyor.
Yani çocuklarımız yerleşik eğitim süreci sebebiyle geri kalıyor…
İstisnalar hariç !
***
Kuruluşunda üniter bir devler olan Belçika 25 yıldan bu yana federal sistemle yönetiliyor.
Anayasa Flamanya, Valonya ve Brüksel olmak üzere üç bölge öngörmüş.
Bir de Valonya içinde kalan Belçika Almanca Konuşanlar Toplumu bulunuyor.
Kuzeydeki Flamanya ile Güneydeki Valonya arasına sıkışmış küçük ortak Brüksel Bölgesi ülke ekonomisinin % 20 sini üretmesine rağmen bütçe olarak kendisine geri dönen pay % 8 lerde kalıyor.
Kuzey-Güney çekişmesi ve rakabeti yüzünden Brüksel hak ettiği para ve yetkilere ulaşamıyor.
Dolayısıyla para ve personel yetersizliğinden dolayı Brüksel´de kamu hizmetleri her alanda aksıyor…
Bunun yansıması Brüksel´de yaşayan yabancı kökenlilerde eğitimsizlik ve işsizlik devasa boyutlarda.
Hastalık belli, reçete yazılı, ama ilaç alacak para yok ; ama hastayı eleştirenler diz boyu !
***
Kuzey´in siyasi partilerinin gözü Brüksel´de.
Çünkü Flamanca konuşanlar Brüksel´de % 15 lik bir azınlık.
Ve işin garibi, sanki Flamanya´da başka şehir yokmuş gibi, Brüksel Flamanya Bölgesinin de idari başkenti.
Kalan % 85 lik çoğunluk Fransızca eğitim alıyor ve kendisini Fransızca dilinde ifade ediyor.
Ve Flamanlar yabancı kökenli Belçikalıların Fransızca konuşanlar çoğunluğuna katılmasını istemiyor.
Flamanya´da Flaman milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığı rüzgarı esiyor, rüzgar dalga dalga yayılıyor ve bütün demokratik partileri etkisi altına alıyor.
Oy kaybetme kaygısı sebebiyle milliyetçilik yarışı yapılıyor.
Flamanya nezle olunca, Brüksel hapşırıyor !
Ve bu direnç yüzünden Brüksel sorunlarına çözüm üretip kendi ayaklarının üzerinde koşamıyor.
Brüksel´de insanlar konuştukları dil (Fransızca veya Flamanca) yüzünden ayrılıyorlar.
Brüksel´de iki dilden birini seçmek zorunda kalıyor, kimlik kartları buna göre düzenleniyor, buna göre parti seçiyor, siyaset yapıyor veya oy kullanabilyorsunuz.
***
Nereden icap etti de yazdın bütün bunları diyebilirsiniz tabii…
30.01.2010 da Brüksel´de bir silahlı soygun teşebbüsü yaşandı.
Bir kambiyo bürosunu soymak isteyen silahlı üç zanlı, başarısız bu girişimden sonra otomobilleriyle kaçarken polisle silahlı çatışmaya girmiş, bir polis memuru yaralanmış (ameliyat geçirmiş ve çok şükür hayati tehlikesi yokmuş), helokipoter destekli bir kovalamacadan sonra gençler (yabancı kökenli) yakalanmışlar ve soruşturma devam ediyor !
Eeeee, daha ne olsun diyebilirsiniz !
Anlatayım.
İki demokratik Flaman partisi, yani yeşilci Groen ! ile sosyalist Sp.a partileri temsilcileri gençlerden gelen bu şiddete karşı hemen "sıfır tolerans" istemişler…
Groen ! partisi adına bay Luckas Vander Taelen "boğazıma bıçak dayanmadan Brüksel´de sokağa çıkabilmek isterdim" dedikten sonra Brüksel´in Orta Çağ´a döndüğünü ima eden sözler sarf etmiş.
Sp.a milletvekili Renaat Landuyt ise Brüksel´de daha fazla güvenlik talep ederek Flamanya´nın Tongres şehrindeki Gençler Hapishanesindeki boş hücrelerin derhal Brükselli genç suçluları kapatmak için kullanılsın demiş.
01.02.2010 tarihli La Libre Belgique gazetesinin haberine göre de, Federal Başbakan Yves Leterme bu Flaman korosuna katılarak "Brüksel´deki güven(siz)lik sorunu hiçbir tabuya bağlı kalmaksızın incelenmelidir" buyurmuşlar.
İlgili partilerin Türk kökenli seçilmişlerinin düşüncelerini ben henüz duymadım !
Ya siz ?
***
Ben tam 30 yıldır Brüksel´de yaşıyorum.
Belçikalı Frankofonu, Flamanı, Türkü, Arabı ve yetmiş iki buçuk milletiyle bütün Brüksellileri çok seviyorum…
Brüksel´de, diğer bölgelere oranla, hiçbir fazlalık sorunum yok.
Ne benim, ne de ailemin.
Brüksel´de mutluyum.
Türküm, Belçikalıyım, Brükselliyim.
Flamanya ve Valonya siyasetçilerinden de bir tek ricam var : Tribünlere oynamayı bırakın !
Elinizi Brüksel´den çekin…
Devlet adamı olun, yerel cüceler kalmayın.
Yabancılar üzerinden siyaset yapmayı bırakın.
Irkçıların ekmeğine yağ sürmeyin.
Gölge etmeyin, başka ihsan istemez…
Brüksel´de sizin gibilere ekmek yok…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 01 Şubat 2010
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Karakışlar ilkbahara dönerken
Yellibel de kar gülleri açtımmı
Akbulutlar Emirdağ’dan inerken
Çayderesi yağmurları içtimi
Emirbaba şu dağlara vurulmuş
Yorgun dede bı yul erken yorulmuş
Topakevler aleycikler kurulmuş
Türkmen beyi yaylasına göçtümü
Bahar gülü erken açar bucakta
Mis kokulu çalba kaynar ocakta
Yavru canlar neşe saçar kucakta
Bademlikte ibibikler uçtumu
Yer göçü bir bilinmez kuyudur
İncilinin piren kazmak huyudur
Kaklıkta içilen yağmur suyudur
Adaçala gökkuşağı düştümü
Alın teri harman eder yazları
Çoban yarımcada güder yozları
Görücüye çıkmaz olmuş kızları
Yiğitlerin uykuları katçımı
Karacaörende başak altın sarısı
Bağbostanla geçti ömnrün yarısı
Haremide türkü söyler birisi
Aşıkların yürekleri çoştmu
Gurbet elşde ufukları kolladım
Hasretimi zafa koydum pullladım
Bir ak kuşun kanadında yolladım
Emirdağın şafağında geçtimi
Fikret AKIN














