Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar
Muhteşem bir gece.Allah-u Teala nın emriyle dünyaya teşrif ettiler.Nurunu Allah-u Teala ,Adem babamıza ,bütün peygamberlerine ,İbrahim (a.s) ma ,dedesine, oradan babasına,oradan da hamile kalınca annesine nurunu taşıdı.Allah-u Teala nın emriyle bu nur soyunda ,neslinde devam edecektir.
Onun için Cenab-ı Allah Efendimizi cennetle müjdeleyici,cehennemle korkutucu olarak ,o karamtrak dünyaya teşrif ettirmiştir.
O gece öyle ki; Yüce Allah dünyaya geleceğinde Hz Amine annemizde öyle bir aşk, öyle bir nur olmuş ki ,işte o anda kendinden geçmiş ve Allah-u Teala iki melek göndermiştir.Ona;”Korkma!
Öyle güzel bebek geliyor ki,ahir zaman son Nebisi dünyaya geliyor,korkma!” dediğini duymuştur.Bütün alem nura gark olup Efendimiz (s.a.v) 18 bin alemi bütün gezdirilmiştir.Öyle gezdiriliyor ki,öyle gezdiriliyor.
Amine annemizde zaman ve mekan olayını yaşamış bu olaylara şahit olmuştur.Bebek olmasına rağmen
Yüce Allah O’na her şeyi bildirmiştir.
Öyle her taraf anlatılmış.Dünyaya gelir gelmezde ayrı anlatılmıştır.
Ne kadar yahudilerin putları varsa kırılıyor.Onların ne taptıkları varsa hepsi perişan oluyor.Evleri binaları altüst oluyor. Kramtrak dünya aydın oluyor aydınlaşıyor.
Allah-u Teala’nın nuru öyle bir ışık oluyor ki güzel müslümanlar “Nur doğdu,Muhammed geldi,nur doğdu” diyerekten bütün alem kuşların cıvıldaması ,bütün nehirlerin Allah Allah diye coşması,kelime-i tevhit çekişleri ayrı ismi celâl çekişi,kapıların gıcır gıcır Allah deyişi.Bütün ağaçların Allah Allah diyerekten ,bütün ismi celâl çekişleri.Dağların Allah Allah diye inlemesi ..Bütün yeryüzünde ne varsa Allahın emriyle hepsi , her şeyin meydana gelmesi.
Devamını oku: Rebiül evvel ayı 12. Gecesi Hz Muhammed(S.A.V)
- Ayrıntılar
Tazecik ömründe tanıdı,
İslamiyetle Şeref'i arttı
Önde gelen lider,genç,
Evs kabilesinin başıydı.
Münevver şehirde doğdu
Evs ve Abdüleshel oğulları Reis-i,
Çok zengin ve itibarlı,
Medine onla müslüman oldu.!!
Mus'ab bin Umeyri,
İslamiyeti anlatsın deyi,
Medine'ye gönderdi,
Allah Resul'ü.
Mus'ab bin Umeyrin,
Konuşmasını dinledi,
Kur'an okudu Umeyr,
Ruhu şâd oldu Sa'd 'ın .
"Ben müslüman olacam "dedi.
Kelime-i şehadeti getirdi.
Reisleri müslüman olan Medine'liler,
Topluca Müslümanlığı seçtiler.
O akşama kadar,
Medine semaların da,
Kelime-i şehadet ve tekbirlerle,
Sedalar yükseldi, çınladı.
Peygamberimiz çok memnun oldu,
621 yılı sevinç yılı oldu,
Mekke halkı sevince boğuldu,
Sa'd 32 yaşında müslüman oldu.
- Ayrıntılar
Öncelikle şunu kavramalıyız ki, evlilik bağı ile birbirimize bağlı olsak da farklıyız. Bazı konularda farklı düşünebiliriz.
Küçük yaşta evlilik yapan hanımlar.Erkek hegemonyasına boyun eğmeye , eğdirilmeye zorlanan hanımlarımız ,aile hayatında ,iş yaşamında ,egemenlik kurmasına toplum ve geleneklerin egemenlik hakkı verdiği erkeklerimiz.
Ayrıca eğitimini alıp ,işini kurup ,evlilik yapan hanımlarımız da var.Burada da ekonomik özgürlüğüne güvenerek hareket eden ,tavırlar sergileyen ve aile içi sıkıntılar yaşayanlar var.Her iki model de bizlere misal olması için verilmiştir.
Farklılıkların oluştuğu yerde, zıtlaşma yerine anlaşma esas alınmalıdır. Ortak bir buluşma noktasına gelinceye kadar birlikteliklerimizi öne çıkarmalıyız.
Problemlerinizi birlikte konuşarak çözün. Atanızdan aldığınız terbiye ve görgü size yol gösterici de olabilir tam aksi de olabilir.
Başınız sıkıştığında ailelerinize koşmak yerine, onlardan güç alıp kendi çözümünüzü üretmeli. Aileler son çare olarak görülmelidir. Tartışmaların hakemi Kur’an ve Sünneti Rasûlillah (sav) olursa ,evimiz o zaman;
“Dâru’s Selam” olur.
- Ayrıntılar
Medine..
Sabahın erken saatleri,
Işıltısıyla güneş,sahrada altına dönüyor,
Kuş cıvıltılar etrafı dolduruyor.
Hurmalıkların arasında,
Ak tüylü devesiyle Ali,
Görmemişti böyle bir yiğit ne Mekke ne de Medine,
Heybetli, vakarlı, edepli.
Geçiyordu aklından
Son Nebi ve kızı,
Adını anarken dahi,
Terler boşanır alnından.!
Avuç içleri terledi,
Fırtınaya tutuldu yüreği,
Nasıl bakacaktı Resulün yüzüne,
Nasıl isteyecekti can çiçeğini.
Nebi bahçesinin gülzarı,
Berrak akan çeşmesi,
Sulayıp yeşerten,
Sümbülleyen ve sevindirendi.
Değdiği yerler adeta zümrüttür O’nun,
Hali edep ve hayadır
Onunla sonsuza yürümek,
Yüce bir bahttır.
Kalbi yerinden çıkacaktı,
Önünden diz çöken cengaverler,
Kılıcını bırakıp, teslim olanlar…
Kalbi teslimdi o saklı çiçeğe,
“Zühre Çiçeği Fatıma’ya”.
"Ey sevgili !
Bir geceliğine değiş tokuş
etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin
Acaba bende ki seni"...
- Ayrıntılar
Çocukluğumda sana bakardım,
Ne kadar güzel benim teyzem derdim,
Kıvırcık dalgalı saçların
Gözlerinde doğal sürmeli.
Sesin tatlı ve sakin,
Burnun hokka gibiydi,
Bakışların manalı,
Ağzın güzel laf yapardı.
Eniştem seni istemeye geldi,
Beni aranıza elçi etti,
Sana dediklerini ,
Bana emanet etti.
Senin siyah papuçların ,
Önü fiyonklu çivi topuklu,
Nede yakışır dantelli tayyörün,
Elindeki çantan ,dantelli eldivenin.
Tam hanımefendisin,
Yeğenin çok sevdi seni,
İnsanlığın merhametin ,
Başlı başına yetti.
- Ayrıntılar
Camiler yapılır ibadet için,
Ezanlar namaza çağırır.
Saf olunur bir saf, ikinci belki ?
Ne caminin hakkını veriyor, ümmet !
Hac ve umre için
Kâbe’ye yüz sürülür,
Ahlak , maneviyat unutulur,
Ne Kâbe’nin hakkını veriyor, ümmet !
Kapanacaksın Allah’ın emri !
Yarı açık ,yarı kapalı.
Tesettüre riayet eden yok,
Ne tesettürün hakkını veriyor, ümmet !
Selâlar,ezanlar uyarıyor,
Ölüm var, gel hazırlık yap diyor,
Duyanda duymaz oluyor,
Ne selalar ne de ezanlar uyarıyor ,ümmeti !
- Ayrıntılar
Anadolu erenlerinden,
Akyazılı Sultan Efendi,
Boyu posu uzun,heybetli,
Kar gibi beyaz tenli.
Hoca Ahmed Yesevi,
Hacı Bektaş-i Veli ,
Mürşid-i Kâmili,
Öyle oldu,öyle okudu ki,
İcazet verdi Hacı Bektâşi Veli.
Ey oğul icazet diplomanı,
Hak ettin almaya,
Emir verdi padişah,
Gideceksin rum diyarına.
Yanına verdi kırk mürid,
Yollara revan oldular,
O diyar bu diyar derken,
Bugünki Varna şehrine geldiler.
Bulgaristan göç diyarı,
Karamanoğlu dağılmış ,
Konmuşlar Balkanlara,
Yurt salmışlar topraklara.
Kavim göçleri olmuş,
Karadeniz üzerinden,
Gagaus Türkleri
Yerleşmişler bölgeye.
Evlenmiş barklanmışlar,
Karışmışlar bir haylice,
Dini yaşatan hatırlatan ,
İhtiyaç olmuş bölgede.
Din yaşanıp, yaşatılacak,
Dini nasihat yapılacak
Karşıladı halkı,
Hoca geldi diyerek.
Kebap yapmışlar,
Çubukla ateşte pişen kebap,
Misafirler yemişler,
O anda bir ses gelmiş.
Akyazılı Sultana gelen seste,
“Yanmış yağlı çubuğu ,
Toprağa dik “diyerek,
Dikmiş yanmış, yağlı çubuğu toprağa.
Anında yeşermiş,yaprak vermiş,
Meyve vermiş,kestane ağacı işte.
“Ey evlatlarım bu ağaç,
Bu vadinin koruğu olsun.














