Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar

Merhum Mustafa Fehmi Gerçeker (ö. 1950) Hilye-i Fahr-i alem adlı eserinde, ilahî san’atın bir lütfü ve ihsanı dediği Efendimizin gül yüzünü, muhtelif beyitlerde bakınız ne güzel tasvir ediyor:
Şîrin yüzü Fahr-i enbiya’nın
Bahşayiş-i sun’udur Huda’nın
Vurmuş yüze gönlünün safası
Aşıklara can verir ziyası
Parlak yüzünün beyazı parlak
Titrerdi yüzünde nür-ı mutlak
Parlar yüzünün bu penbe rengi
Gülzar-ı zeminde yoktu dengi
Mümkün mü gören o bînazîri
Gül renginin olmasın esiri
Baktıkça bakar, dalar hayale
Gözler doyamaz o meh cemale
Açmış o güzel yüzünde güller
Geysüsuna bağlıdır gönüller
Bir kerre gören o gül’izarı
Yad etmez olurdu lalezarı
- Ayrıntılar

Çocuklara olan sevgisinden dolayı onlara tesadüf ettikçe dâima selamlardı. (Ebû Dâvud)
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) anne ve baba ile çocuklara dâir hâdiselerden son derece mütehassıs olurlar ve bunlan dinlemek isterlerdi. Bir gün fakir bir kadın, iki kızı ile Hz. Âişe (r.a.)’yi ziyaret etmiş ve Hz. Âişe (r.a.) evde onlara ikram için bir hurmadan başka bir şey bulamayınca hurmayı anneye vermiş; anne de hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirmişti. Hz. Âişe (r.a.) bu hâdiseyi Allah (c.c.)’ın Resulü (s.a.v.)’ne anlatınca Efendimiz (s.a.v.) şu sözleri söylediler:
“Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak Cehennemden kurtuluştur.”
(Buhârî)
Ashâb’dan Câbir b. Semûre (r.a.) anlatıyor:
— “Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’le namazımı kıldım. Namazdan sonra Resûl-i Ekrem (s.a.v.) evlerine gidiyorlardı. Ben de kendilerini ta’kib ettim. Rsûl-ı Ekrem (s.a.v.) yolda ba’zı çocuklara rast eldiler; hepsini okşadılar, beni de onlarla beraber okşadılar…”
Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.), bir çocuğu severlerken bir bedevi gelmiş ve Allah (c.c.)’ın Resulü (s.a.v.)’ne:
“Siz çocukları bu kadar seviyorsunuz, benim on torunum olduğu halde bir defa bile kucağıma alıp sevmedim!” demişti de Allah (c.c.)’ın Elçisi (s.a.v.) de:
Devamını oku: PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDİMİZİN ÇOCUKLARA ŞEFKÂT VE SEVGİLERİ
- Ayrıntılar

Ramazanı Şerifi ağırladık.Yine bekleriz seneye sağ salim olursak inşAllah. Biz razı olduk ramazan ayımızdan inşAllah bizden de ramazan ayımız razı olmuştur.
Vücutların sıhhat bulduğu maddi manevi arınma ayımız.Oruç tutanlara selam olsun, tutmayanlara da tutmak nasip olsun.
Ramazan bayramını kutlayacağız inşAllah 1444 tüncü kez. Allah şimdiden herkesin bayramını mübarek kılsın. Birlik ve beraberliğimizin zirvede olacağı günler küsler barışsın, kırgınlıklar kalksın, büyükler ziyaret edilsin elleri öpülsün, küçükler sevindirilsin hediyeler harçlıklarla gönülleri alınsın.Ülkemin insanları hepimizin bayramı mübarek olsun. Gurbetteki kardeşlerimiz sizlerde mahzun olmayın siz nerede olursanız olun biriz tekiz millet ve ümmet olarak.Sizlerin de bayramları mübarek olsun.
Sevelim, sevilelim ..
Kime kalmış bu dünya ?
Herkese hayırlı bayramlar diler sağlık sıhhat afiyetler dilerim güzel Emirdağ’ımın güzel insanları..
- Ayrıntılar

Ümmü Ma’bed künyesi ile tanınan annemizin asıl ismi Atike binti Halid’dir. Babası Halid İbni Huleyf, Huzâa Kabilesi’ne mensuptur. O, Mekke ve Medine arasında bulunan Kudeyd bölgesinde bir çadırda yaşayan bir ailenin kızıydı. Büyüyüp genç kız olduğunda amcasının oğlu Temim İbni Abduluzza ile evlendi. Ondan bir oğlu oldu. Oğullarının adını Ma’bed koydular. Çocuklarının doğumundan sonra annemiz, Ümmü Ma’bed yani Ma’bed’in annesi künyesi ile tanınır oldu.
Hz. Ümmü Ma’bed, akıllı, iffetli ve güçlü bir kadındı. Kuraklık ve kıtlık yıllarında Kudey’deki çadırının önüne oturup gelen geçen yolcuların su ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan eli açık ve cömert bir kadındı. Onun bu güzel ahlâkı İslâm’ın nuruna kavuşmasına vesile oldu. Saf, temiz, merhamet dolu kalbe sahip olan bu mübarek kadının çadırına uğrayanlardan birisi de Kâinat Güneşi Peygamber Efendimiz (sav) oldu. Annemiz kutlu misafirini henüz tanımıyordu.
Peygamber Efendimiz (sav) ile birlikte, Hz. Ebû Bekir, Hz. Âmir b. Füheyre ve Abdullah b. Uraykıt da onun çadırına uğradılar. Ondan hurma ve et satın almak istediler. Fakat Hz. Ümmü Ma’bed’in yanında bunlardan hiçbir şey bulamadılar. Çünkü hazerde, seferde azığı tükenen veya kıtlığa uğrayan halk, onda bulduklarını, satın alıp tüketmişlerdi. Hz. Ümmü Ma’bed; “Vallahi, yanımızda bir şey bulunsaydı, sizin ihtiyacınızı gidermek için ikram ederdim!” dedi. Peygamber Efendimiz (sav); “Ey Ümmü Ma’bed! Yanında süt bulunur mu?” diye sordu. Hz. Ümmü Ma’bed; “Yoktur! Vallahi davarlar kısırdır!” dedi. Peygamber Efendimiz (sav), çadırın bir tarafında duran arık koyunu gördü ve; “Ey Ümmü Ma’bed! Nedir şu koyun?” diye sordu. Hz. Ümmü Ma’bed; “O, arık, davar sürüsünden geri kalmış, dermansız, güçsüz bir koyundur!” dedi. Peygamber Efendimiz (sav); “Onda süt var mı?” diye sordu. Hz. Ümmü Ma’bed; “O, bundan tamamıyla mahrumdur!” dedi. Peygamber Efendimiz (sav); “Benim onu sağmama izin verir misin?” diye sordu. Hz. Ümmü Ma’bed; “Evet! Anam, babam sana feda olsun! Eğer sen onda süt bulabileceğini sanıyorsan, sağ!” dedi. Peygamber Efendimiz (sav), koyunu getirtti. Koyunun arkasına çömeldi. Bacaklarını ayırdı, besmele çekti, koyunun memesini eliyle sığadı ve; “Ey Allah’ım! Ona (Ümmü Ma’bed’e)
- Ayrıntılar

Nübüvvetin 10. yılında böylesi bir Ramazan ayının 10. gününde Hakk'a rücu etmişti Anneler Annesi.
Babasının adı Hüveylid, annesinin adı Fatıma idi. Baba tarafından 5. göbekte, anne tarafından 9. göbekte Efendimiz (sav) ile soyu birleşiyordu.
Miladi 595 yılında Mekke'nin en güvenilir, en temiz şahsiyeti olan "Muhammedü'l-Emin" ile evlendi. Bu evliliğin 15. yılında nübüvveti izhar edildiğinde Peygamber Efendimize (sav) iman eden ilk şahsiyet oldu. O günleri özlem ve takdirle yad eden Efendimiz (sav), "Tüm kapılar bana kapalıyken Onun kapısı açıktı. Kimseler iman etmemişken O iman etmişti" diyerek, en hayırlı kadının Hz. Hatice Validemiz olduğunu söylemiş ve bu gönül yoldaşını "Hayru'n-Nisa" olarak anmıştı.
Nübüvvetin 10. yılında -Ebu Talib ile peşpeşe- Hakk'a rücu ettiklerinde Efendimiz (sav) o yıla "Senetü'l-Hüzün" dedi. Her iki dayanağını toprağa verince Mekke'de daha fazla duramayacağını da anlamıştı.
Efendimize (sav) "Zeyneb, Ümmü Gülsüm, Rukiyye, Fatıma" adlarında dört kız evladı ve "Abdullah, Kasım" adlarında iki erkek evlat doğurmuştu.
İffetin mumla arandığı bir devirde Meryem, Firavunların çok olduğu bir zamanda Asiye, nübüvvete dostlukta Hacer misal vefa ve fedakarlık abidesiydi.
Ariflerimiz Onu hep "Aşk Makamı" olarak andılar. Üreten, geliştiren, bereketlendiren aşk...
- Ayrıntılar

Hazreti Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) zamanında Medine-i Münevvere İslâm devletinin gerçekleşmesinden sonra kurulan bir mezarlıktır. Buna el-Baki, Cennetü’l-Baki, Bakîul-Garkad isimleri de verilmiştir. Fakat genellikle kısaca el-Baki denilmektedir.
Bu mezarlığa ilk defnedilen sahabi, İslâm’ın Medine-i Münevvere’de yayılmasında büyük emeği geçen ve İslâm’da ilk defa Müslümanlara cuma namazı kıldıran Hazreti Es’ad b. Zürare (Radıyallahü Anh) oldu. Başka bir kanaate göre el-Baki’ye ilk defa Hazreti Osman b. Maz’un (Radıyallahü Anh) defnedilmiştir. Daha sonra Medine-i Münevveri’nin bu meşhur mezarlığına Ashab-ı Kiram’dan vefat edenlerle Hazreti Peygamber’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yakınları ve oğlu Hazreti İbrahim (Radıyallahü Anh) gömülmüştü. Hazreti Fâtıma (Radıyallahü Anha) ve oğlu Hazreti Hasan (Radıyallahü Anh) da burada medfundurlar. Rasulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bu mezarlığa sık sık uğrar ve burada yatan ashaba dua ederdi. El-Baki mezarlığı İslâm tarihi boyunca önemli şahsiyetlerin defnedildiği bir mezarlık olmuştur,isterseniz kisaca bilinen makamlari sizlere arz edelim ,
Cennetul baki mezarlığının ilk giriş kapısının hemen sağ tarafında tek başına yatmakta olan ( Hz Fatımat–üz Zehra )validemize aitken, solundaki ise Efendimizin amcası( Hz Abbas)’a ait. Hemen doğusunda ise Hz Ali’nin oğlu, (Hz hasan ), Hz Hüseyin’in oğlu( Zeynel Abidin) Zeynel Abidin’in oğlu (Muhammed Bakır) (ra) ve onun oğlu (Caferi Sadık)’ın kabirleri var
- Ayrıntılar

Çok özledik seni..
Bırakıp gittin gideli,
Yerin dolmaz ,doldurulamaz.
Ya Şehr-i Ramazan.!!
Geldin huzurla,
Bolluk, bereket, sürurla,
Düzen ,tertip, bereket,
Ruhlara manevi gıdanla.
Gönüllere ferahlıksın ,
Secdeler dualar,
Kur’an sofraları ,
Kabul olunan dualar.
Affet bizi Ya Râb,
Rahmetini bizlere sağanak, sağanak ,
Gönlümüze düşür, sevinç mutluluk ,
Hoşgeldin sefa geldin, ya Şehri Ramazan.!
Yılda bir gelensin,
En kıymetli misafirimizsin,














