Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar
Rüyasında gördü.Evleneceğini efendisiyle.Müjde verildi ona.Hak yazıp ayarlayınca.Sevde Binti Zem’a
Doğdu Mekke şehrinde.Babası Zem
Annesi Şemmûs idi.
İslamiyetin ilk yılları,müslüman olan vâlidemiz,gönül verdi baş koydu.
İslamiyeti seçti yoluna koyuldu
Ailesinin ilk müslümanı,anlattı yaşantısını.Topluca girdi islama ailesi,
önder oldu,öncülük etti ailesine.
Rüyasını gördü Sevde (r.a);“Resulullah (s.a.v)onun omuzuna,ayağıyla basıyordu”Ona dediler;“Sen Hz.Peygamberle evleneceksin.”
Hz.Sevde validemiz yine, başka bir rüya gördü ;“Yaslanmış yastığa,gökyüzünden ay inerek, başının etrafında dönmüştü.” Eşi olan amca oğlu Sekran dedi ki;”Gördüğün bu rüyalar benim öleceğime işaret,sende benden sonra mutlaka evleneceksin”dedi.
Eşi Sekran vefat etti.Sevde vâlidemiz elli yaşında idi.O’nun imanı ve sadakatiyle,zorluklara rağmen dininden dönmedi.
Bu yolda başını koydu,Resulullah’ın üzerinde bu hal derin tesir bıraktı.
Yaşlı ve dul kalan Sevde ‘ye evlilik teklif etti.
- Ayrıntılar
601 doğum tarihi
Hicretten dokuz yıl öncesi
Mekke’de doğdu Aîşe
Ebu Bekir Sıddık,Ümmü Ruman’ın kızı
Hicretten sonra Hazreti Ebu Bekir
Mekke’den aldırdı ailesini
Medine’ye yerleşti Aîşe anamız
Annesinin kızı,gelincik çiçeğiydi.
Ebu Bekir Sıddık sordu bir gün
“Ya Resulullah, evlenmekten
Seni alıkoyan nedir?”
Bunun üzerine Resulullah hazırlıklar yaptı
Kendi nefsi ve arzusu değil
Allah-u Teala’nın emriyle
Nikah akitleri olmuştu
Fakat düğün olmadı
Peygamberimiz rüya gördü
Üç gece üst üste
İpek kumaşa sarmış bir melek
“Bu senin hanımındır “dedi.
- Ayrıntılar
Kerbela olayı yaşandıktan sonraki kısmı ele alan bu yazıyı sizlerle paylaşmak isterim.Ne hüzün, ne acı dolu Muharrem ayı . İçimize oturan çaresizlik ,kıyılan mübarek canlar için akıttığımız gözyaşlarımız ve ağıtlarımız. Canlar dayanmaz ,özler kavrulur, hâl kalmaz. Çok seviyoruz Yâ Rabbi Hazreti Hüseyin’i ve aile efradını.Bin canımız olsa da bizler baş koysaydık canları yoluna. Affet bizleri Allah’ım kıyılmaz canlara kıydılar ,kaderine yoluna razıyız Ya Rabbi.
Hazreti Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzûruna varmıştım. Ubeyy bin Kâ’b da huzûrunda idi. Bana: “Merhaba, ey Ebû Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü!”diye hitâb etti. Ubeyy bin Kâ’b hazretleri, yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi; Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyâde süs, göklerin tabakalarıdır” buyurdu.
Şehid-i Kerbela Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübârek Kesik Başı
Hazret-i Hüseyin (r.a.)ı şehid edenler, Yezidten ödül almak için; o yüce zatın mübârek başını kestiler. Süngülerinin ucuna taktılar.
Ehl-i Beyt'ten geriye kalan kadınlar ve küçük çocuklarla beraber, Kerbelâ'dan Şam'a doğru yola çıktılar.
Menzilleri, kat ede ede yollarına devam ettiler.
Her bir menzil'de değişik değişik kerâmetler ve hârikulâde hadiseler gördüler. Ama yine de Ehl-beyt'e saygı göstermediler.
Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübarek Başına hürmetsizliklerine devam ettiler.
Harran'a geldiler.
Halk, heyecana kapılmıştı.
Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübarek başı ve Ehl-i beyt fertlerinin (hanım ve çocuklarının) Harran'a geldiğini duyan bütün Müslümanlar, işlerini bıraktılar.
Ehl-i beyt fertlerini ve Hazret-i Hüseyin'in Mübarek kesik başını görmek için koştular.
Devamını oku: ŞEHİD-İ KERBELA HZ. İMAM-I HÜSEYİN EFENDİMİZİN MÜBAREK KESİK BAŞI
- Ayrıntılar
Dünya hiç bu kadar terkedilmemişti tarihte. Daha kötüsü de geliyor deniliyor. Allah muhafaza eylesin hepimizi.
İnsanoğlu özüne dön, dünyaya meyletme. Sığınağımız evlerimize, iç alemine dön ve Rabbini bul.
Sen azarsan, dünyadaki mazlumlara yapılan zulme dur demezsen, mazlumlar açken sen saraylarda oturursan, gözle göremediğin ordusuyla seni sarayında bulur, hastalar kendini hatırlatır.
Cuma hiç bu kadar mahzun olmamıştı. Allah Resulü dünyadan ayrıldığındaki gibi.. Allaha şükür ki serbest edildi camilerimiz.
Neyin mahzunluğu bu??
Rabbimiz bizi niye mahrum bıraktı.
Sen banane dedin...
Aman benden uzakta dedin... Dünyada Müslümanlara yapılan zulümlere katliamlara…
Beni ilgilendirmez dedin..
Açsa Allah doyursun dedin...
Sesimiz soluğumuz çıkmadı...
Kimi razı etmenin peşine düştük, asıl razı olması gerekeni bırakıp.?
Desinler için yaşadık!!
Benim daha çok param var, bilsinler için yaşadık.!!
Üç kişi iken sustuk, iki kişi kalınca başladık fiskosa, bu da dindarlık adı altında oldu. Kardeşimizin etini yedik..
Komşunun başına gelenle uğraşmadık, senin grup benim grup olduk. “Ümmetim benden sonra yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bir fırka müstesna, diğerleri hep ateştedir”.
- Ayrıntılar
Eshab-ı Kiram’ın
En büyüklerinden
Aşere-i Mübeşşere den
Cennetle müjdelenen.
Soyca soylu nesebi
Yedi kuşak ötesi
Peygamberimizin dedeleri
Kilâb bin Mürre’de birleşmekte
Asıl adı Abdulharis
Abdurrahman dedi
İsmini değiştirdi
Peygamber efendimiz
Annesi müslüman oldu önce
İki kardeşiyle kendiside
Pek çok evlendi
Yedi kız , yirmi bir erkek sahibi oldu
Efendimizden dokuz yaş küçük
Vefatında yetmiş beş yaşında idi
Hicrete gidenlerin arasında
Medineyi mekan bildi
İri yapılı beyaz tenli
Yakışıklı bir zât idi
Efendimiz ona
“Göktekiler ve yerdekiler katında,
Sen eminsin”buyurdu.
- Ayrıntılar
Rabbimiz, “Ey İnsanlar” “Ey iman edenler” “Ey Adem’in çocukları” “Ey ehli kitap” gibi kadın ve erkeği içine alacak şekilde hitap ettiği için ben de her ikisini içine alacak şekilde “Eşler” diyorum.
Eşlerden her biri, Hazreti Adem ile Hazreti Havva’dan çoğaldığımızı hatırlarından çıkarmamalıdırlar.
Hepimiz, peygamber çocuğuyuz.
Maymundan gelmediğimiz için hayvanlara özenmeye gerek yok.
İnsanlığın ilk eğitimi cennette olduğundan ruh genlerimizde iyiye, güzele, doğruya meyil ve ilgi vardır.
Onun için eşler, evlerini cennet köşelerinden bir köşeye çevirebilirler.
Bir dalda açmış iki çiçek gibi olmalısınız.
Aslınız aynı.
İkiye bölünmüş bir elma gibisiniz. Nikahla bir araya geldiniz ve her ikiniz de tam oldunuz.
Nikah, yalnız sizi değil, iki tarafın akrabalarını da hısım yaptı.Hısım olmakla ,hasımlığı karıştırmayalım.Ulaşamaz ve gücü yetmediğinde hısımlara , hasımlık yapılmamalı.Bu hal etik değil ve gayri insanidir.Zaten nikahtaki akit
bu birlikteliği Allah katında da helaliyle neslin devamı için yapılan bir akittir.
Her iki tarafında genlerinin devamı bu nikahla gerçekleşmektedir.Onun içindir ki sağlam nesil sağlam genlerle ve iki ailenin birbirleriyle uyumuyla olmaktadır.Ruh hastası nesiller yetiştirip evliliklerinde her yönden zararlı bireyler yetiştirmemeli.Öyle insanlar var ki değil evlenmek arkadaşlıklarından bile zarar göreceğimiz vasıfları olanlar , onlarla arkadaş dahi olunmaz.!!Bu gençler anne babasından sevgi görmemiş anne babasının ilgisiyle şımartılmış sorumluluk alamayacak gençlerdir.Girdiği her toplumu zehirleyen asalak, yaptığı hal ve hareketin vehametini anlamayacak kadar narsist , bencil bir o kadarda uyumsuz itici kişilikdirler.Kendi yalanına kendisi inanan ve gülen zavallıdır.
- Ayrıntılar
Amerikalı kadın yazar Elisyan Stanbori, Mısır'da bir ay kaldıktan sonra Kahire'de yayınlanan Ell-Cumhuriye gazetesinde şunları yazmıştır:
Arap toplumu kâmil ve salim bir toplumdur. Bu toplumun gençlerini makul ölçüler içerisinde geleneklerine bağlı tutması lazımdır. Çünkü bu toplum Avrupa ve Amerika toplumuna benzememektedir. Zira müslümanlarda atalardan devralınan birtakım gelenekler kadının hayatını sınırlamakta, anne babaya karşı saygı icab ettirmektedir. Bundan daha önemlisi de Avrupa ve Amerika'da aile ve toplum hayatını tehdit eden kadın-erkek İlişkilerini yasaklamaktadır.
«Arap toplumunun bilhassa gene kızlar için vazettiği kayıt ve nizamlar son derece faydalıdır. Bunun İçin ben size ahlak ve geleneklerinize sımsıkı sarılmanızı öğütlerim. Kadınlarla erkeklerin karışmalarına mani olun. Bilhassa genç kızlarınızı tarihten devraldığınız terbiye kuralları İle yetiştirin. Bu, Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi kadınların heryere serbestçe girip çıkmasından daha hayırlıdır. Hem sizin için, hem İnsanlık için daha hayırlıdır.














