Barat Gecesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Bütün dünya barış olsun, 
Bu gecenin hürmetine,
Bir sevgi bir görüş olsun,
Bu gecenin hürmetine.
Ne gül solsun ne gülistan,
Kimse incinmesin dosttan,
Sevgi koksun her nefesten,
Bu gecenin hürmetine.
Dinsin gayrı feryatları,
Kabul olsun Muratları,
Alsın Mümin Baratları,
Bu gecenin hürmetine.
Adam ve Ayı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: fıkra
Ateist bir adam bir gun ormanda geziyor ve etrafindaki
guzelliklere bakiyormus. 'Evrim ne guzellikler yaratiyor!' diye dusunup mest oluyormus. Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu kovalamaya baslamis. Adam butun gucuyle kaciyormus ama her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu farkediyormus. Dakikalarca suren bir kacisin sonunda adamin ayagi yerdeki dala takilmis, ayi adaminuzerine atlamis, pencesini kaldirmis. Tam vurmayahazirlanirken adam ;
'TANRIM!!!' diye bagirmis. Bir anda zaman durmus,
ayi donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus. Bir anda orman kararmis ve gokyuzunden bir isik huzmesi adamin uzerine parlamis. Cok derinden gelen ilahi bir ses adama: 'Yillarca bana inanmadin, yaratilisi kozmikbir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?'
demis.Adam utanç içinde:
Yangınların Çevre ve Ormanlarımıza Verdiği Zararlar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi

Yüce Rabbimizin bize ihsan ettiği sayısız nimetlerinden biri de dünyamızı adeta bir cennet gibi süsleyen yeşil alanlar, ağaçlar ve ormanlardır. Havaya, suya ve gıdaya ihtiyacımız olduğu gibi ağaçlara, ormanlara ve yeşil alanlara da ihtiyacımız vardır. Maalesef tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden yangınlara sebebiyet verilmekte, o güzelim yeşil alanlar yok olmakta ve çevremize büyük tahribatlar verilmektedir. Bunun zararını da yine bizler çekmekteyiz. Yüce Rabbimiz bu konuya Kur'an-ı Kerimde dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.”(l)
Çevremize verdiğimiz büyük zararlardan bir tanesi de anız yakmaktır. Anız yaktığımız zaman birçok canlıyı yakarak öldürmenin vebalini yüklendiğimiz gibi ölen hayvanlara ve böceklere toprağın ihtiyacı olduğunu da unutmamalıyız. Uzmanlar anız yakmayla toprak verimliliğinin azaldığını, topraktaki besin maddelerinin yok olduğunu ve yağmur suyunun toprağa giriş hızının düştüğünü ifade etmektedirler.
Devamını oku: Yangınların Çevre ve Ormanlarımıza Verdiği Zararlar
Trafik Çilesi Çekilmez Oldu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Metin Sağlam
Emirdağ ilçesinde yaz aylarının gelmesi ile başlayan trafik çilesi artık çekilmez oldu. Özellikle yurt dışında yaşayan gurbetçilerin tatillerini geçirmek üzere ilçeye geldikleri Temmuz ve Ağustos ayları çile ayı oluyor. Hep söylendi yazıldı çizildi, fakat ne hikmetse hiç bir yetkili kulak asmadı. İlçenin en işlek 3 caddesine üç görevli görevlendirmek bu kadar mı zor. Hiç bir modern toplumda bu kadar vurdum duymazlık olamaz. Olmamalıda. Geçen yıl yaz aylarında görevlendirilen yetkililer trafiği Arap saçı olmaktan kurtarmıştı. Temmuz ayı sonunda ilçedeki görevinden ayrılıp Yozgat iline tayin olup giden Emniyet Amiri Mehmet Çoşkun'un bir uygulaması vardı. Eskişehir caddesi, Bolvadin caddesi ve Girne caddesine görevlendirilen polis memurları bu sıkıntıların önüne geçiyordu. Bu yıl ne hikmetse bu uygulama yapılmadı. Tabiki insanlar için çile dönemi de başladı. Lütfen bu konuda kim yetkili ve etkili ise bu soruna bir çözüm bulsun. İnsanlar artık sokak ortasında yol verme kavgasına başlayacak. İlçenin acilen otopark konusundada sıkıntısı var.
İslamda Yaralama ve Adam Öldürme Haramdır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi

Sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah, İnsanı en güzel bir şekilde yaratmış, şan ve şeref sahibi kılmış ve sayamayacağımız nice nimetleri insanoğlunun emrine vermiştir.
Rabbimizin bu kadar değer verdiği insanoğlu, yaratılış gayesine uygun olarak hareket ederse, dünya sorunsuzca yaşanılabilecek bir mekan haline gelecektir. Müslüman hiçbir zaman kinin, nefretin ve kabalığın timsali olamaz. Bulunduğu toplulukta kimseye zarar veremeyeceği gibi, başka birinin canına kıyması ise asla düşünülemez. Müslüman bilir ki Allah’ın emanet olarak verdiği bu canı alacak olan da yine O’dur.
Cenab-ı Hakk hutbemin başında okumuş olduğum ayet-i kerime’de mealen: “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi (haksız yere) öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur”(1) buyurmaktadır. Hiçbir kimse gerekçesi ne olursa olsun bir kişiyi öldüremez ve kanaatlerine göre hüküm veremez. İnsanları suçlarından dolayı ancak otoriteyi elinde bulunduran devlet cezalandırabilir.
Miraç Kandili
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi

Üç aylar içersindeki mübârek gecelerden bir tanesini daha idrak etmek üzereyiz. Önümüzdeki 29 Temmuz salı günü Miraç Kandilidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süflî duygulardan, beşerî hislerden tertemiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakkî ediştir. Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakkî ufkudur.
Miraç öyle bir gecedir ki, iki Cihan serveri onda Rabbi Âlâsının huzuruna maddi cisim ve duygularıyla birlikte yükselip gözüyle Cemâlullâh’ı müşahede etmiştir. Önce içinde bulunduğu Kâbe ve Mescid-i Haramdan, etrafı peygamberlerle mübarek kılınan Mescid-i Aksâya götürülmüş, oradan da bütün âlemleri geride bırakarak peygamberlerle bir bir görüşmüş, varlıklar âleminin en son noktası olan Sidre-i Müntehâya ulaşmış, oradan da geçip Rabbinin huzûr’u izzetine yükselmiş, Vahdet sarayına girmiş ve İlâhi kelâmı doğrudan doğruya işitme nimetine mazhar olmuş, ümmetine büyük bir müjde ve şefaatle dönmüştür.
Miraç mucizesi Kur’ân’ı Kerim de âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu İlâhi yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadar ki safha Kur’an da şöyle anlatılır:
Ekizce Köyü'nün İlköğretmeni Huriye Hanım ve Basılı eserleri
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler

Huriye Öğretmen daha 17-18 yaşlarında iken 1952, yıllarında Ekizce Köyü’nün idealist genç ve çok çalışkan bir köy öğretmeniydi. O yıllarda öğretmenler saat kullanmadan ve saate bağlı kalmadan geceli gündüzlü çalışırlardı. Öğrenciyi yalnız okutmakla kalmazlar, yetiştirmek için uğraş verirlerdi. Arkada kalan öğrencinin yetişkin ve başarılı olmaları için adeta çırpınır dururlardı. Fakirlik diz boyu idi. Hemen hemen hiç kimse, istediğini yiyip istediğini giyemezdi. Çok öğrencinin okul giysileri şimdiki gibi çeşitli ve dayanıklı değildi. Beslenme de giyim kulam da öylesine bir çaresizlik ölçüleri içindeydi.
Hele okul, öğrencinin biraz uzağındaysa kış günlerinde çocuğun okula gelip gitmesi işkenceden başka birşey değildi. İşte HURİYE ÖĞRETMEN o zamanlar bazı öğrencilerini sırtında yola kadar taşıyarak zorlu kış günlerinin güçlüğünü en aza indirmeye çalışanlardandı. Çünkü o zamanının öğrenci - öğretmen ilişkileri çok daha bircanlı anlamlarla yüklü bulunmaktaydı. Kurs vermek ve çocuğu parayla yetiştirmek için "PARALI DERSHANELER" yoktu. Onun için yetişkinliğine inanmadığı öğrencilere ayrıca vakit ayırarak, ve elbette ücretsiz özel çalışan öğretmenler, çoğunluktaydı. Biliniyorki HURİYE ÖĞRETMEN de Ekizce'de öğretmenken, bu çalışma biçimini uygulayanlardan birisiydi. Merhum babasının "SÖZÜ GEÇKEL BİRİSİ" olmasından ötürü Ekizce'deki çalışma süresi dolmadan ve hemen ertesi yıl, BURUNARKAÇ Köyü'ne tayini çıkıvermişti. Huriye hanım'ın yaşamla boğuşma, mücadele etme, yüksek irade gücüyle ayakta kalabilme, evde ve dışarıda binbir şiddet olayıyla başetme, analığının çeşitli oyunlarına direnebilme süreci ondan sonra başlamıştır. Ayrıca zamanın en güzel, en seçkin, en göze batan bir genç öğretmen olması da, üstüne üşüşen belaların dayanılmaz yanı olmuştur. Altmış (60) yıl öncesinin anlayışıyla ana-babaya ''KESİN İTAAT'' ve her şartta, sessiz kalma geleneği, yaşamını temelli içinden çıkılmaz duruma düşürmüştür.
Huriye Öğretmenin şimdi gerek öğretmenlik, gerek öğrencilik ve gerekse eşsiz güzelliğinin hüküm sürdüğü yıllara ait,
anılar zincirinden oluşan, üç ciltlik ve 400'er sayfaya yaklaşan, hemen hemen 1200 sayfa cürmünde roman türünde kitapları var. Kitaplar; yenice basımdan çıkmasına rağmen elden ele dolaşır durumdadır. Emirdağ'da satış rekoruna ulaşmış kitaplardır. Eskişehir, İzmir ve İstanbul'da hızlı satış yapan kitaplar arasına girmiştir. Şahsen ben okudum. Daha niceleri... Okuyucularının çoğu ağlamaktan kurtulamamıştır. Bendeniz dahi ağlamaktan kaçmak için kitapların bazı yerlerini, ara vererek heyacanımı bastırdıktan sonra okumaya yeniden başlamak zorunda kalmışımdır. Ama ağlamadan okuyanların az olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü kitapların üç cildide arka arkaya, yaşanmış hayatın tamamen çok acı gerçeklerini anlatan kitaplardır.
Devamını oku: Ekizce Köyü'nün İlköğretmeni Huriye Hanım ve Basılı eserleri














