Hollanda’ya gittim üç hafta önce.
Kayboldum Amsterdam ilinde gardaş.
Adres sormak ölüm, dil bilmeyince.
Kime sorsam Türkçe dilinde gardaş.
Baktım sallanarak biri geliyor.
Dedim ki, bu kesin Türkçe biliyor.
Türklüğü nerden mi belli oluyor.
Yürüyor bisiklet yolunda gardaş.
Amcaya sormadan önce adresi.
Aradım başka bir Türk emaresi.
Kulağıma geldi şakırtı sesi.
Oltu tespih vardı elinde gardaş.
Hızır yetişmez kul düşmezse derde.
Nasıl mı tanırım Türk'ü her yerde.
Hem bir top anahtar gördüm kemerde.
Hem telefon vardı belinde gardaş
Her Türk gibi, naçar insanı bildi.
"Bir şey mi arıyon" diye eğildi.
Hollandalı gibi soğuk değildi.
Bir sıcaklık vardı halinde gardaş.
İşte her Türk’teki sıcakkanlılık.
Fersiz gözlerinde doğdu canlılık.
Tütüyordu resmen bir Osmanlılık.
Hilal bıyığının telinde gardaş.
Çakmakla buluruz kaçağı gazda.
Davranış dilimiz ortaktır bizde.
İster kutuplarda ister denizde.
İster yaşa Sina Çölünde gardaş.
Hakiki Kabakçı














