Yüce dinimiz İslâm, insan fıtratına uygun olarak ortaya koyduğu değerlerle insanların sağlıklı ve güçlü bir toplum halinde yaşamalarını öngörmektedir. Dinimizin önem verdiği “aklın, malın, canın, neslin, şeref ve haysiyetin” korunması ilkeleri, bugün evrensel değerler olarak kabul görmüş temel hak ve hürriyetlerdendir.
Her zaman samimiyet ve kardeşliği tavsiye eden yüce dinimiz, bu ilkelerle eşitliğin ve karşılıklı saygının vazgeçilmez değerler olduğunu belirtmiştir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, “İnsanlar tarağın dişleri gibi birbirlerine eşittirler. Kimsenin kimseye takvadan başka bir üstünlüğü yoktur.”(1) "Ey insanlar Rabbiniz birdir, babanız birdir. Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab’a, beyazın siyaha ve siyahın beyaza hiç bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir”(2) sözleriyle, temel hak ve hürriyetlerdeki bu eşitliği dile getirmektedir.
Halkın, egemenliği elinde tuttuğu ve bunu belli süreler için seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimine Cumhuriyet denir. Kur’anda ve Peygamberimizin uygulamalarında, halkın idareye katılması, onların görüşlerine yer verilmesi anlamında pek çok mesajlar vardır. Yüce Rabbimizin Sevgili Peygamberimize hitaben, “Yapacağın işleri halkla istişare et, karar verince de artık Allah'a güven. Doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever,”(3) buyurduğu bu ayette Peygamberimizin dahi, insanlarla istişareye çağırılması, dinimizin halkın iradesine ne kadar değer verdiğini göstermektedir.
Sevgili Peygamberimiz (sav)’de cumhuriyetin ruhuna uygun olarak vahiy gelmeyen konularda karar vermeden önce, daima ashabıyla istişare etmiş, sonra karar vermiştir. Bedir Savaşı’nda alınan esirlerin fidye karşılığında serbest bırakılması; Hendek Savaşı’nda Medine'nin etrafına hendek kazılması gibi kararlar hep istişare sonucu alınmıştır.
Peygamberimizin vefatından sonra da halife seçiminde çoğunluğun görüşüne önem verilmiş ve istişare prensibine uyulmuştur. Halife Hz. Ebû Bekir'in, göreve gelişinden sonra yaptığı şu konuşma çok anlamlıdır: "Ey halkım! Ben size yönetici oldum. Hâlbuki sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyi işler yaparsam, bana yardım ediniz. Eğer yanlış işler yaparsam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk, emanettir. Yalancılık, hıyanettir. Sizin en zayıfınız benim yanımda güçlüdür ki, onun hakkını müdafaa ederim. En güçlünüz benim yanımda zayıftır ki, başkasının hakkını ondan alırım." (4)
Kurtuluş savaşını gerçekleştiren iradenin bizlere kıymetli bir armağanı olan ve bugün 87. yılını kutladığımız Cumhuriyetin, özünde taşıdığı ruha uygun olarak yaşatılması en temel vatandaşlık görevlerimizden birisidir. Bize bu kıymetli armağanı bırakan tüm şehit ve gazilerimizi hayırla anar, kendilerine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiretler niyaz ederim.
1) Keşfu’l-Hafa, 2847, C II, S.451
2) Ahmed b. Hanbel, V, 411
3) Âl-i İmran, 3/159
4) Hz. Muhammed ve Hayatı, 435, DİB Yay. Ankara, 1996
Cumhuriyet Fazilettir
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi














