Aile, huzur, sükûn ve mutluluğun sağlandığı en küçük sosyal kurumdur. Bu yüzden dinimiz aile kurmayı yani evlenmeyi teşvik etmiş, bunun fıtrat icabı olduğunu bildirmiştir. Toplumların huzuru, neslin devamı için evliliğin ve aile düzeninin sağlam temeller üzerine kurulmasını emretmiştir. Ailenin temeli sevgi, saygı ve hoşgörüye dayanır. Nitekim ayet-i kerimede; “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir”(1) buyrulmuştur. Birbirine sevgi ve saygı bağlarıyla bağlı olan, aynı inanç, aynı düşünce ve duyguları paylaşan, kendilerine düşen görevleri yerine getiren bireylerden oluşan aileler, huzurlu ve mutlu olurlar.
Aile saadetinin devamı için karşılıklı fedakârlık ve hoşgörünün hâkim olması gerekmektedir. Evlilik ve aile ciddi bir mesele olup, dini, ahlâki ve sosyal manada devamlılık gerektiren bir kurumdur. Bu devamlılığın sarsılması, toplumsal bir takım huzursuzluk ve kargaşalar meydana getirir. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır.”(2)
Bu hakların en önemlisi ise karşılıklı saygı ve sevgidir. Ayrıca kocanın, ailenin rızkını helal yoldan temin etmesi, hanımına karşı nazik ve yumuşak davranması, kaba ve kırıcı olmaması gerekir. Kadının da kocasına sevgi ve saygı ile bağlanması, kocasına ailenin dini ve ahlaki vazifelerini yerine getirmede yardımcı olması, yuvasına bağlı olması, namusunu titizlikle koruması bu sorumluluklar arasındadır.
Çocukları iyi terbiye etmek, onlara ahlâk yönünden güzel örnek olmak, çocuklara dini ve ahlâki görevleri öğretmek, onları sevmek, onlarla ilgilenmek ve aralarında âdil davranmak hem annelerin hem de babaların görev ve sorumluluklarındandır. Ayrıca geçimini sağlayabilecek bir meslek sahibi yapmak ve evlenme çağına geldikleri zaman onları uygun bir eş ile evlendirmekle görevlidirler. Çocukların ana-babalarına karşı görev ve sorumlulukları ise; ana-babaya iyilikte bulunmak, geçim sıkıntısı çekiyorlarsa geçimlerini sağlamak, onlara karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmak, onların isteklerini -Allah'a itaatsizlik olmadıkça- dinleyip yerine getirmek, ihtiyarlık halinde onlara hizmet etmek, öldükleri zaman onları rahmetle anmak, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına iyilik etmektir. Hutbemi bir ayet ve bir hadis meali ile bitirmek istiyorum: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”(3) “Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”
(1) Rum, 30 /21
(2) Ahmed b Hanbel, Müsned, I, 270
(3) Tahrim, 66/6
Aile Huzurunu Sağlamanın Yolları
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi














