Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor
yüksel önaçanSözün özünü, sözün hasını, sözün tertemizini en yakınınıza da söyleseniz, söylenen söz karşınızdakini rahatsız ediyorsa, ne tesiri olur, ne etkisi...
Atalarımız, doğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar diye boşa söylememişler.
Temiz sözü günümüzde kaldırmak kolay değil...
Çünkü gerçeklerle yüzleşmeye tahammülümüz yok..

Taşa söyler gibide insana laf söylenmez ki diye, önümüze gelene şikâyet edeceğiz gerçekleri söyleyeni...
Ancak yüzümüze karşı, hele hele birkaç kişinin yanında söylenmesinin de ağırımıza gittiği ve kaldıramadığımızda bir gerçek..

“- Ondan hiç beklemezdim,” diye başlayacağız şikâyete.
Ve devam edeceğiz;
“- Zaten kapı diyeceği yerde baca der densiz. Doğrucu Davut ya. Sanki âlemin doğrusu bu.”

Çarpıklıklardan hoşlananlar, çarpık bir hayatı kendisine yaşama biçimi yapanlar, temizlikten, temiz sözden hazzedebilirler mi?

Ticaret konusunda iki sözünden biri yalan olan olan adama, ayak üstünde insanları kandıran, ikiye aldığını on ikiye satan adama, temiz söz kâr eder mi?
Ya da vaatlerle konuşmalarını süsleyen, vaatten ileri gidemediği halde, hala insanların peşinde koştuğu siyasetçi için temiz sözün önemi olabilir mi?
Çarpıklıkları doğru-düzgün göstermek için, çarpıklık abideleri dikenleri alkışlayan bizlere, temiz sözler etki eder mi?

Yanlışları ve çarpıklıkları ölüm döşeklerinde hatırlayanlar, helalleşmek için insan arayanlar bizlerin arasında...
Çarpık bir ömür sürdükten sonra, ölüm döşeğinde bana biraz daha ömür ver, hatalarımı tamir edeyim diye dua edenler bizim aramızda...
Doğruyu söylediği için kapılardan kovulanlar, adı boşboğaza çıkanlar, densizlik ve haddini bilmezlikle suçlananlar bizim aramızda...
Nalıncı keseri misali devamlı kendimize yontulan sözlere vurgunuz biz.
İstemiyor görünsek de,
İstemiyormuş imajı çizsek de…

Söz dediğin, adamı övüp duracak,  insanı arkalayıp duracak.
Her yapılan eğri de olsa alkışlanacak, yanlışlar doğru gibi sunulacak.
Sonra o istemez görünenler diyecekler ki:
“- Temiz söz diye ben buna derim. Doğru söz denmişse, kardeşimizin benim için sarfettiği söze kulak verin.”

İşte bu...
Kim demiş doğruyu söyleyenleri dokuz köyden kovuyorlar diye.
Adam doğruyu söyledi diye ne yaptık?
Başımıza taç ettik kardeşimizi...

Dahası da var tabii:
“- Her doğru her yerde söylenmez,” diye klişe haline getirilen cümle, çerçevelettirilip başköşelere asılacak...
Hakikatlere yani gerçeklere dokunanlar, meclislerde kendilerine oturacak yer bulamayacaklar.
Suya sabuna dokunulmayacak...
Zülfüyare dokunulmadan geçilecek.

Ya temiz sözler?
Temiz söz olacak tabii.
“- Temiz söz öyle bir sözdür ki,” denecek, “her ağza bu sözler alınamayacağı gibi her ağza da yakışmaz zaten.”

Temiz sözlerin temizliğine halel gelmesin diye, kırk kilitli, kırk sandığa ve de kırk bohçaya sarılıp, sarmalanıp muhafazaları sağlanacak.

Nutuk çekerken, önemli günlerde, birilerinin gözlerini boyayabilmek için, “kim demiş bizde temiz söz yok diye,” denilip, merasimle temiz sözler getirilip ortaya konacak.
Birkaç gün temiz sözler dolduracak atmosferi.
“- Açtırmayın bize kırk kilitli sandığı,” denilerek, kafalar karıştırılacak, zihinler bulandırılacak..
Sonra yine o bildik, o tanıdık manzaralar ve görüntüler

Çarpık ayakkabı, çarpık ayaklara uymasına uyacak amma, o çarpık ayakkabılar moda olacak, o ayakkabıları giymek için insanlar ayaklarını çarpıtmaya çalışacaklar.
İnsanlar yine şikâyetlerine devam edecekler:
“-Temiz söz vardı da, biz mi dinlemedik? Biz mi duyamadık? Duysaydık bize de tesir ederdi,” diyecekler, her zamanki gibi.

Temiz söz yazan yazar gazeteden kovulacak, temiz sözü basan gazeteye küsülüp, abonelikler iptal edilecek, hatta gazeteci ya da yazarı kurşunlanacak.

GÜNÜN SÖZÜ:
 “Temiz söz hakikatten uzak olanlara tesir etmez. Çarpık ayakkabı, çarpık ayağa uyar. - Mevlana,-