Evlilik, kişinin dinî hayatını en güzel şekilde yaşaması ve koruması için son derece lüzumlu bir müessesedir. Bu sebeple evlenirken dindar, güzel ahlâk sahibi eşleri seçmek ve dindar bir âile kurmaya çalışmak îcab eder. Âilenin en güzel tarafı gönül meyveleri olan evlatlardır. Kişinin hanımı ve çocuklarıyla huzurlu bir hayat sürdüğü âile yuvası, âdeta bir cennet köşesidir.Dünyada ki cenneti evidir.
Kim evlenirse imanın yarısını tamamlamış olur; kalan diğer yarısı hakkında ise Allah’tan korksun!” (Heysemî, IV, 252)
“En fazîletli şefaatlerden (teşvik edilen amellerden) biri, evlilik hususunda iki kişiye aracı ve yardımcı olmaktır.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 49)
“Kadın dört sebepten biri için nikâhlanır: Malı, nesebi, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç ki hayır ve bereket göresin!” (Buhârî, Nikâh, 15, Müslim, Radâ, 53)
“Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkânı varsa, hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa, nafile oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 1/1846)
“Evlenin, çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (Abdurrezzâk, el-Musannef, VI, 173; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VII, 131)
“Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenâzeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât, 13/171)
“Ey gençler! Sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin.” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1)
“Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” (İbn Mâce, Nikâh, 1)
“Kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü evlilik, gözü haramdan alıkoyar ve iffeti en iyi şekilde korur…” (Buhârî, Savm, 10)
“Kadın dört şeyi, yani malı, güzelliği, soy-sopu ve dindeki kemâli için nikâhlanır. Siz dindâr olanını tercih ediniz ki, elleriniz hayır görsün!..” (Buhârî, Nikâh, VI. 123; Müslim, Radâ, 53)
“Nikâhın hayırlısı, külfetsiz olanıdır.” (Ebû Dâvud, Nikâh, 32)
“Zenginlerin dâvet edilip fakirlerin çağırılmadığı düğün yemeği ne fena bir yemektir.” (Buhârî, Nikâh 72; Müslim, Nikâh 107. Ayrıca bkz. İbn-i Mâce, Nikâh 25)
“Ey insanlar! Kadınların haklarına riâyet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muâmele ediniz! Onlar hakkında Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emâneti olarak aldınız; onların nâmuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz!” (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı, X. 398)
“Evleniniz, boşanmayınız!.. Zira boşanma dolayısıyla Arş titrer…” (Ali el-Müttakî, IX, 1161/27874)
“Bir kimse geceleyin hanımını uyandırır da beraberce veya her biri kendi başına iki rekat namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlardan yazılırlar.” (Ebû Dâvûd, Tatavvû 18, Vitir 13)
“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin! Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin!” (Ebû Dâvûd, Tatavvû 18, Vitir 13)
“Sâliha kadın, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindirir, kocasının meşrû isteklerini yerine getirir ve onun olmadığı yerde hem malını, hem de nâmusunu muhafaza eder.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 5/1857)
“Kocası kendisinden râzı olarak vefat eden kadın, cennete gider.” (Tirmizî, Radâ, 10; Ayrıca bkz. İbn-i Mâce, Nikâh, 4)
“Mü’min, Allah’a takvâdan sonra en ziyâde sâliha bir eşten hayır görür. Böylesi bir kadına emretse itaat eder. Ona baksa sevinç duyar, bir şeyi yapıp yapmaması hususunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır, kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi nâmusunu korur hem de kocasının malı hususunda hayırlı ve dürüst olur.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 5/1857)
“Dünya geçici bir faydadan ibarettir. Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı dindâr kadındır.” (Müslim, Radâ, 64; Ayrıca bkz: Nesâî, Nikâh, 15; İbn-i Mâce, Nikâh, 5)
“Sahip olunan şeylerin en kıymetlisi; zikreden bir dil, şükreden bir kalp, kocasının îmanına yardımcı olan sâliha bir eştir…” (Tirmizî, Tefsir 9/9)
“Kendi için evlenmek kolay olduğu hâlde evlenmeyen kişi benden değildir.” (Beyhakî, Şuâb, VII,
Günümüzde artık bu müjde ve tavsiyelerle kimse ilgilenmiyor. Varsa yoksa erkek için cazibe ve güzellik kadınlar için erkeğin cüzdanı ve imkanları. Kimse Allah için evlenip İslam ahlâk ve şuuruna uygun nesiller yetirmek için bir niyet ,amaç ve gaye taşımıyor.
Nerede zengin erkek var veya zengin kızı var onu arayıp buluyor ve eş olarak alıyoruz.Zengin erkek, dindar ve manevi eğitimli değil ise ,evlendiği taktirde eşini en kısa zamanda (bir altı ay sonra ) aldatacaktır.Sonu hüsran olacak evliliklere imzalar atılıyor.İster çevre faktörü, isterse de nefsi istekler bunları getiriyor.Değindiğimiz konular
âile hayatına atılacak adımlarda öncelik nedir , kesin ve aydınlatan konular.
Evlilik bahsine değinmişken kendimizin oluşturduğu whatsap hanımlar grubumuzdan anladığım kadarıyla evlilik yaşı 30 dan önce olmalı ,
30 dan sonra asla denecek durumlar görüyoruz.Bir başka yaş aralığıda 70
yaş ve sonrası için geçerli.Evlenmeleri neredeyse imkansız gibi oluyor.
İnsanoğlu elindekinin kıymetini bilmeli.Evliliğinin devamı için gayret göstermeli.
Kariyer yapacak, maaşı olsun diyerek ötelenen evlilik yaşları ,günümüzde pek çok 30 yaş ve üzeri evlenememiş gençlerimizin oluşmasına sebep olmakta.Rızık kaygısıyla evlilikler geciktirilmekte ve sonrasında sorumluluk altına giremeyecek duruma gelinmekte.
Bazen etrafımızda görüyoruz çocuklar birde bakıyoruz ki yanlarında anne veya baba olma yaşını çoktan geçmiş
insanlarımıza anne veya baba diyorlar.Ne ara büyütecek ,ne ara okutup evlendirecek ebeveynleri?
Çevre bunlarla dolup taşmış .
Hal böyle, gayri meşru yaşantıda var.
Ondan dolayı gençlerimizin evlenme yaşını geciktirmek hem kendisine, hem ailesine ,hemde topluma zarar vermektedir.
Hadis-i şeriflerin beyanında yaşamak ve yaşatmak hayatımıza düstur edinmek ,gayri ahlaki yaşantıdan uzak olmamıza ,huzur dolu yuvaların kurulmasına sebebiyet vermektedir.
İslâm, insanı huzur ve saâdete ulaştıracak bir âile hayatının şartlarını en güzel şekilde ve inceden inceye tayin etmiş ve Resûlullah Efendimiz’in şahsında bizlere huzurlu bir âile yuvasının en mükemmel modelini
sergilemişti














