EMİRDAĞ’DA ÖDEMİŞLİ BİR EFE: ELMAS PEHLİVAN
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Milli Mücadele yıllarında Emirdağ’da işgal kuvvetlerine karşı askeri ve sivil örgütlenme birlikte yürütülmüş, eşgüdüm halinde çalışılmıştır. Yerli yolbaşçılar ve öncüler bu kutlu yolda gayrette bulunurken, Birinci Meclis ile Batı Cephesi Karargâhı tarafından görevlendirilen sivil ve askerler de yer alarak topyekun mücadele edilmiştir.
Elmas Pehlivan, bunlardan biridir. Ancak Pehlivan’ın gönüllü bir efe mi yoksa asker kökenli bir görevli mi olup olmadığı konusunda kaynaklarda bir açıklama bulunamamıştır. Herhalukârda onun bir kahraman olduğu, Emirdağ’da Kuva-yı Milliye ve Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşunda bulunduğu, iç isyanların bastırılmasında Karakeçili Alayı ile birlikte hareket ettiği bilinmektedir.
Milli Mücadele boyunca, Misak-ı Milli sınırlarını düşman işgalinden kurtarmak için memleketi nere olursa olsun bütün bir millet varını yoğunu, canını cananını ortaya koyarak savaşmıştır. Ödemişli Emirdağ’da, Emirdağlı Uşak’ta çarpışmıştır. Ordu- millet olmak; yediden yetmişine, kızından kızanına, gencinden yaşlısına.. bir bütün hâlinde düşmana karşı bayrak kaldırıp ayyıldızın altında toplanmaktır.
Emirdağ’da Kuva-yı Milliye çete birlikleri çok kısa zamanda teşkilatlanarak savunma ve isyan bastırma görevlerini üstlenmişlerdir. Bunlardan Karakeçili Alayı Arif Bey komutasında olup Ankara Hükümeti emirleriyle hareket etmektedir. Elmas Pehlivan, Kara Ahmet Efe, Çerkes Osman Bey Müfrezelerinin üçü de Reşit Bey’e bağlıdır. Tahir Efe ise birliği ile yüzbaşı olarak düzenli kuvvetlerde görev yapmıştır. Böylece Emirdağ halkı, 5 askeri kuvvetiyle İstiklal Savaşına destek verip katkı sağlamıştır.
Prof. Dr. Nuri Köstüklü¸ Elmas Pehlivan’ın kimliği ve hizmetleriyle ilgili şu bilgileri vermektedir: ‘’ Aziziye Şube Başkanı Hasan’ın verdiği bilgiye göre, Aziziye’de milli bölük kurulmuş ve bu bölük zabitanı ve mühimmatıyla 29 Ağustos günü öğle üzeri Milli Cihat Komutan Yardımcısı Yzb.Nuri Bey’e teslim edilmiştir. Aziziye ve Bolvadin şubelerinden ‘’mücahidin 100 süvari ve 600 piyade’’ 2 Ekim’de Karahisar’a ulaşmıştır. Ayrıca yine Ekim ayındaki yazışmalardan Aziziye ve havalisinde ‘’Elmas Çavuş Müfrezesi’’
Mevlana’dan Şems’e
- Ayrıntılar
Ay ışığına baktım şöyle,
İçim bir ah çekti derinden,
Aradığım sevgili sen misin ?
Vaktimiz azdır, gün senindir ,gecede ..
Pencereye sarılan sarmaşık gibi,
Kalbimi bırakırım sarmaya,
Dolanacak yar nerede ?
Sarsam yüreğimdeki pencereme!
Ah yar neredesin?
Hoyrat gönlüm uslanmaz bir yerde,
Ateş yandı ışık saçar her yerde,
Dolan gel ışık saçan yere.
Sar beni tek yürek olalım,
Bu yolda ışıklar yakalım,
Ay yüzlü şemsim benim,
Ateş olup yanalım !
BERATI ALMAK
- Ayrıntılar
Berat almak kolay mı?
Her gelene banane dersen,
Sessiz sedasız buradan gidersen,
Dua almak olmadan bu dünyada,
Mazluma siper olmadan,
Garibi doyurmadan,
Namusunu muhafaza etmeden,
Kimsenin ahını almadan,
Dedini kodunu yapmadan,
Af edersin demeden,
Özrünü dilemeden,
Anaya babaya bakmadan,
Hal hatır sormadan,
Kardeşine nasılsın demeden,
Sor kendine kime ne iftira attın bilmeden,
Hadi dök önüne ve yalvar Rabbine ,
Ya Rabbim ben pişmanım beni affet demeye,
Affedene sığınmaya ,
Beratı sağdan almaya,
Saidler defterine kaydolmaya,
Varmısın???
MİLLİ MÜCADELE’DE EMİRDAĞ’IN YOLBAŞÇISI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
ABDİL AĞA
1. Beyler Daim Bey olur.
Emirdağ yöresinin son ‘’Türkmen Beyi’’ Yusuf Bey, 1839-1904 yılları arasında yaşamıştır. Bey, çok eski bir Türk ünvanı olup ilk defa Orhun Yazıtlarında ve Uygur metinlerinde geçmektedir.
Bey kelimesi Kubbealtı Lugat’te: Beg 1. Bir beyliğin, küçük bir devletin başında bulunan kimse, emîr, prens. 2. İleri gelen nüfuzlu kimse, eşraf. 3. Efendi, sâhip. 4. Türk devletlerinde asılzâdelere, ileri gelen devlet adamlarına verilen unvan. Erkek isimlerinin sonuna eklenen saygı sözü anlamlarıyla açıklanmıştır. Selçukname’de; ‘’beğlik ve asalet ancak göçebelikte ve Türkmenlik’tedir.’’ denilmektedir.Keza bir Kekük hoyratında da; ‘’ Ben sana beyim derim,
Beyler daim bey olur.’’ifadesiyle ‘’beylik’’in sosyal hayatta önemli bir statü olduğu belirtilmiştir.
Türkmen Beyi; konar-göçer obaların başlarına atama yoluyla görevlendirilen kişilere verilen idari bir ünvandır. Bunların başlıca görevleri; kararlaştırılan vergileri toplayarak devlet hazinesine ulaştırmaktı. Çeşitli sebeplerle, belirlenen aşiretler dışında göç edip gelen cemaatleri himaye etmeyerek geri göndermek Türkmen Beyi’nin sorumluluğundaydı. Eşkiyalık yapanları gerekli yerlere bildirmek de Türkmen Beyi’nin görev alanına girmekteydi.
Yusuf Bey, atalarından devraldığı bu vazifeyi uzun süre devam ettirmiş, daha sonra yeni idari yapılanma sürecinde Aziziye Kazasının yönetiminde önemli mevkilerde yer almıştır. Hüdâvendigâr Vilayeti Salnamesinin Aziziye bölümünde açıklamalar yapılmıştır.(1)
1870 yılından başlayarak vefatına kadar Aziziye Kaymakamlığı Meclis-i İdaresinde ‘’Aza-yi müntehabe’’(2), Muhacirin Komisyonu Reisliği (3) ve Tedarik-i Vesait Nakliye-i Askeri Komisyonu azalığı (4) yapmıştır. (5)
Yusuf Bey; Emirdağ için kökleri derinliklerde, dalları yüceliklerde ulu bir çınardır. O, Emirdağ kuruluş halkının farklı aşiret/oymak kültürlerinden bir sentez yaparak bölgenin ‘’Emirdağ Türkmen Kimliği’’ ni tesis etmiştir. Muhacirin Komisyonu Başkanlığı sürecinde Anadolu’ya sığınan ‘’kaybettiğimiz topraklardaki vatan evlatları’’nı sorunsuz olarak iskan etmiş, ihtiyaçlarını karşılamış, birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını sağlamıştır.
‘’Beylik dermekle, ağalık vermekle’’ sözü gereğince Türk kültürünün temel özelliklerinden olan ‘’sofra ve kesesi’yi açık tutma geleneğini yerine getirmiştir. Verilen her görevi layıkı veçhile yaptığı için genç yaşlarından itibaren ölümüne kadar saygın kişi olma vasfını sürdürmüştür. Günümüzde de adının hayırla yâd edilmesi, halkın ona olan saygısını ifade etmektedir.
Hatice-Tahire-Kübra
- Ayrıntılar
Kırk yaşında gelen nimet,
Verdi Allah ona en büyük saadet,
Soyu güzel asaletli,
Tahire,Kübra,Hatice..
İslama girmeden önce,
Konuşulurdu iffeti,
Babası Hüveylid,
Kureyşin en ileri tüccarı.
Yüce gönüllü ve ahlâklı,
Güvenilir ticarette,
Büyük kervanlar sahibi,
Temizlerden Tahireydi.
Hira dağların dağı,
Mekkeye bakar yönü,
Bir hayli de yüksek,
Mesafesi uzaktır.
Anaların hası Hatice,
Çıkardı evinin çatısına,
Hira da duran efendisini,
Beklerdi sevdasını.
“Ey Hatice neden yaparsın böyle,
Hava çok sıcak,
Yaşlı vücudun,
Yorgun düşecek.”
“Benim efendim,
Güneşin altında,
Ben gölgede,
Duramam ondan sebep.”
Muhabbet ve birlik,
Eşler arasında olmalı,
Bize örnek oldun,
Yaşayarak gösterdin bunları.
İçimizden Başarılı Bir Kadınımız
- Ayrıntılar
Sizlerle paylaşmak istediğim Emirdağ’ımız adına sevindiğim bir durum oldu. Teyzem İsmet Dönmez ve eniştem Tevfik Dönmez kızı Figen Dönmez Aslan kendisi biyoloji öğretmenidir. Ankara da yaşamaktadır.
Teve 2 de yayınlanan Kelime Oyunu yarışmasında ilk önce günün birincisi daha sonra haftanın birincisi ve en sonunda da 9800 tam puan alarak rakiplerini geride bırakıp ayın birincisi de olmuştur. Bu program 6 Mart pazar akşamı teve2 de saat 19.45 de yayınlanacak hemşehrilerime duyurumdur. Gurur duydum kuzenimle maşAllah, barekAllah. Teyzem gibi akıllı , kıvrak zekalı ,dikkatli. Seydi Boz abim de İsmet teyzem yıllar geçse de bir konu sorduğunuz da noktası virgülüne kadar hatırlar ve anlatırdı der. Bu durum herhalde genlerle ilgili, işin doğrusu Seydi Boz abimde her konuda geniş malumat sahibidir .Hafızası çok güçlüdür ve çok tatlı bir anlatış üslubu vardır .Kendisini uzun süre keyifle dinlersiniz. Ayaklı kütüphanedir.
Kuzenim Figen Dönmez Aslanı tebrik ediyor ,
Halis Erenoğlu'nun Aramızdan Ayrılışının 4. Yılı
- Ayrıntılar
Dört yıl önce bugün kaybettiğimiz, gerek derlediği gerekse kendine ait türkülerle Emirdağ halk müziği kültürüne büyük emekleri olan ve bu sebeple “Emirdağ Türkülerinin Babası” olarak anılan Halis ERENOĞLU’nu saygıyla anıyoruz..
Halis Erenoğlu, Emirdağ halk müziğinin en önemli ismidir. 1938 yılında Emirdağ’da doğar. Hacı Vahitler’in çocuğudur. Babasının adı Mehmet Adil, annesinin adı Hatice’dir. Çocukluğunun bir kısmı, Emirdağ’ın merkezinde bulunan ve 90’lı yıllarda yanan, üç katlı ahşap konakta geçer. Sülale küçükbaş hayvancılıkla ve ticaretle geçimlerini sürdürdüğünden, yazları yaylalarda yaylacılık kültürünün içinde büyür. Bu dönemlerde yaylada çobanlarından dinlediği türkülerden etkilenerek bu işe gönül verir. Anonim Emirdağ türkülerine kaynaklığı bu çocukluk günlerine kadar uzanır. Emirdağ türkülerin ve ağıtların birçoğunu kuzularına çobanlık yapan Çuğulu Çolak Çoban, Balcamlı İbiş gibi farklı farklı çobanlardan öğrenir. Harmana Sererler, Al Fadimem, Altınımı Ben Boynuma Dizerim türkülerini Abdal Bekteş’ten, Abdal Irıza’dan ve Abdal Musa’dan alır. Gaydalama ve düz oyun havalarını Tefçi Saniye'den; yayla türkülerinin bir kısmını Karacalarlı Kepazenin Nuri’den; Gıldolağın Ağıdı'nı Türkmen Köylü Kel Tahir’den; Bayram Bey’in Ağıdı'nı ve Balkan Savaşı’nda bacağını kaybederek İstanbul’da ölen kardeşi Hacı’ya yaktığı Ağıdı birebir Topak Kız’dan (Almalı'dan) alır. Kendi yaktığı türküleri ise kavuşamadığı sevdasınadır.
Bugün bilinen ve söylenen Emirdağ türkülerini günümüze taşıyan isim olmasının yanında kendi yaktığı türkülerle Emirdağ halk müziğini zenginleştiren Erenoğlu'na "Emirdağ Türkülerinin Babası" denilmektedir.
Devamını oku: Halis Erenoğlu'nun Aramızdan Ayrılışının 4. Yılı














