Ahmet Urfalı’dan “Bayrak ve Vatan Sevgisi’’ Konferansı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Urfalı, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesindeki İstiklal Ortaokulu'nda öğrencilere "Bayrak ve Vatan Sevgisi" konulu konferans verdi. Okul yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa öğrenciler yoğun ilgi gösterirken, konferans boyunca milli ve manevi değerler ön plana çıktı. Ahmet Urfalı, Türk bayrağının ve vatanın taşıdığı anlamı anlatarak genç nesillerin bu değerlere sahip çıkmasının önemine dikkat çekti.
Konuşmasında vatan sevgisinin sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Urfalı, gençlere önemli mesajlar verdi. Bu toprakların büyük fedakârlıklarla kazanıldığını ifade eden Urfalı, öğrencilere, "Bu aziz vatanı bizlere emanet eden şehitlerimizin hatırasına ve emanetine her zaman sahip çıkmalıyız. Bayrağımız, bağımsızlığımızın ve millet olma şuurumuzun en büyük sembolüdür" dedi.Öğrencilerin ilgiyle takip ettiği konferansta milli birlik, beraberlik ve vatan sevgisinin gelecek nesillere aktarılmasının önemi üzerinde duruldu.
Konferans sonrasında açıklamalarda bulunan Ahmet Urfalı, Tavşanlı Anadolu Lisesi'nden öğrencisi olan İstiklal Ortaokulu Müdürü Mustafa Ağartan'ın daveti üzerine programa katıldığını belirtti.Urfalı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:"Tavşanlı Anadolu Lisesinden öğrencim, İstiklal Ortaokulu Müdürü Mustafa Ağartan'ın
Devamını oku: Ahmet Urfalı’dan “Bayrak ve Vatan Sevgisi’’ Konferansı
KAMİL SAYIN’DAN HACI BAYRAM ÜNİVERSİTESİNDE KONFERANS
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Dost Kâmil ve Kul Kâmil mahlaslarıyla tanınan, ‘’’Âşıklık Geleneği’nin yaşayan büyük üstatlarından Kamil Sayın Ankara Hacı Bayram Üniversite Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne konuk edildi. Prof. Dr. Sayın Fatma Ahsen Turan’ın daveti üzerine gerçekleşen programda Kamil Sayın, Âşık Edebiyatı dersinde Yüksek Lisans öğrencilerine , ‘’’Âşıklık Geleneği’ üzerine konuştu.
Prof. Dr. Sayın Fatma Ahsen Turan tarafından Kamil Sayın’ın özgeçmişi, âşıklık geleneğindeki yeri, faaliyetleri, kitapları, çalışmaları hakkında öğrencilere bilgiler verildi. Sayın da öğrencilere âşıklık geleneği, mahlas alma, usta-çırak ilişkileri, Türkiye’de ve Avrupa’da âşıklık geleneğinin yeri ve önemi konularında izahlarda bulundu.
Âşıkların, yaşadıkları toplumların gözü, kulağı ve dili olduklarını, halkının sevinçlerini, dertlerini,
acılarını ve kederlerini dile getirdiklerini belirten Kamil Sayın öğrencilerin sorularını da cevaplandırdı.
Prof. Dr. Fatma Ahsen Turan, Kamil Sayın’a yüksek lisans öğrencilerinin dersine katılarak verdikleri bilgilerden dolayı teşekkür etti.
ÂŞIK KAMİL SAYIN
Dost Kâmil, Kul Kâmil mahlaslarını kullanan şair, yazar Kamil Sayın, 08. 01. 1955 tarihinde Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde Dünyaya gelmiş, henüz üç yaşında iken Babası Musa Kazım Beyin görevi nedeni ile Ankara’ya yerleşmiştir. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlamış, 30. 08. 1973 tarihinde Sevgili Eşi Döne Kubat Hanım ile evlenmiştir.
Devamını oku: KAMİL SAYIN’DAN HACI BAYRAM ÜNİVERSİTESİNDE KONFERANS
FERDA BOZ GÜNERİ’NİN ŞİİR VİDEOLARI TRT ARŞİVİNDE
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

Şair/Yazar Ferda Boz Güneri’nin şiir videoları ‘’TRT DİNLE’’ yayımlanmaya başladı. Daha önce TRT Radyo ve TV’de şiir ve röportajları yayımlanan Güneri’nin bu başarısı edebiyat camiasında şiirin tekrar rağbet görmesi açısından memnuniyetle karşılandı.
Yurt içi ve yurt dışındaki pek çok gazetede günlük yazıları yayınlanan Güneri’nin şiir ve edebi yazıları da kültür ve edebiyat dergilerinde yer almaktadır.
Yazar’ın ilk kitabı Sevgi Yolu yayımlanınca çeşitli değerlendirmeler yapılmıştı.Bunlardan birinde şöyle denilmişti:’’ Ferda Boz Güneri’nin ‘’Sevgi Yolu’’ kitabı ilk bakışta okuyucusunda maverai duygular uyandırarak bir anne şefkatiyle insan ruhunu sarıp sarmalıyor. Ilık bahar rüzgârlarının çiçek bahçelerinden alıp getirdiği gül kokularıyla mutluluklar dağıtıyor.‘’İnsan ya yol olmalıdır ya da yolcu.’’ sözü hikmetini bir kez daha ortaya koyuyor. İyi seçilmiş bir yol, yolcusunu ulaşmak istediği menzile selametle götürüyor. ‘’Sevgi Yolu’’, yolcusunu büyük bir özveriyle üzerinde taşıyor. Güneri; edindiği kültürel değerler, gördüğü eğitim, kazandığı bilgi ve bulunduğu toplumsal statüyle ‘’Sevgi Yolu’’nu sağlam temellerin üzerine kurmuştur. Onun yolu arif ve uluların yoludur. Şiir ve mensurlarında yeni bir duyuş, derinlikle bir seziş kendini gösteriyor.Benzer ifadeleri
Güneri, nesirde gösterdiği bu başarını şiirde de devam ettirmektedir. Şiirlerinde milli/gelenekçi bir çizgi takip eden Şair, son zamanlardaki klip çalışmalarıyla edebi çevrelerde göz doldurmaktadır. Şiir klipleri yerel ve ulusal televizyonlar, sosyal paylaşım siteleri ve TRT’de yayınlanmakta ve sevilerek izlenmektedir.
TRT arşivine girmek", Türkiye'de bir müzisyen, şair veya sanatçı için sadece bir yayın organında yer almanın çok ötesinde, kültürel ve tarihi bir onur nişanıdır. Özellikle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun (TRT) köklü
Devamını oku: FERDA BOZ GÜNERİ’NİN ŞİİR VİDEOLARI TRT ARŞİVİNDE
KÂBE’YE VARAN YOL
- Ayrıntılar

Geliniz dedi Hak ezelden kula
Kimi yaya gelir kimi çöllerden
Hacılar düştüler aşk ile yola
Lebbeyk sesleri yükselir dillerden
Kâbe bir taş değil Hak’tan bir nurdu
Secdeler içinde saklanan huzurdu
Orda dönen yalnız insanlar değil
Alemler dönüyor Rabbe doğruydu
Arafat dağında af olur günah
Gözlerden dökülür yaşlar ah ah
Safâ’yla Merve arası koşarak
Rahmete sığındık ey yüce Allah
Hz. İbrahim’in kalan teslimiyeti
Hz. Hacer’in sabrıyla metaneti
Hz. İsmail’in misâli sadakati
Hz. Muhammed’in emanet mekanı
Erenoğlu'nun 5 Türküsü TRT Repertuarında
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler

“Emirdağ Türkülerinin Babası” olarak anılan merhum Halis Erenoğlu’ndan derlenen 5 türkü, TRT repertuvarına kazandırıldı. Eserler, TRT İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği sanatçısı ve TRT Müzik Dairesi Başkanlığı İstanbul Türk Halk Müziği Gençlik Korosu Şefi Ulaş Kurtuluş Ünlü tarafından büyük bir emek ve titizlikle düzenlenip notaya alındı.
Emirdağ’ın kültürel hafızasını ve zengin halk müziği mirasını yaşatan bu çalışmalar, bölge folklörü açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi. Halis Erenoğlu’nun derleyip günümüze taşıdığı türkülerin yanında, kendisine ait eserleri de barındıran bu türküler, TRT repertuvarına dahil edilerek gelecek kuşaklara aktarılacak kalıcı eserler arasındaki yerini aldı.
ONDOKUZ MAYIS’IN ANLAMI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Tarihte önemli günler vardır; milletlerin var olması, yeniden tarih sahnesine çıkması, büyük zaferler gibi... Milletler de insanlar gibi hafızaları ile yaşarlar ve yarınlara emin adımlarla yürürler. Belleğini kaybeden, geçmişini hatırlamayan bir insan bugününü ve geleceğini sağlıklı bir biçimde oluşturamaz Tarihini bilmeyen, tarihine gerekli önemi vermeyen milletler, meselelerine çözümde bulamazlar.
Tarih, insanlara ve milletlere "devamlılık", "süreklilik" düşünce ve duygusunu aşılar. Bugün millet olarak sahip olduğumuz bütün değerler sistemi, milli kültür unsurlarıatalarımızın bize bıraktıkları miraslardır. Bu mirasın zenginleştirilerek, işlenerek gelecek nesillere aktarılması önemli bir milli görevidir. Bu görevin idraki içinde olmak ancak tarih bilmekle mümkün olur. Yoksa milletlerin hayatında "devamlılık" düşüncesi oluşamaz. Nesiller arasında kopmalar meydana gelir.
Tarih acı-tatlı hatıraların, önemli başarıların yaşandığı bir zaman dilimini ifade eder. Bu sebeple, birlikte yaşanan bir tarih, insanlar arasında "millî birlik ve bütünlük" fikrini geliştirir. Bu fikir ve duygu milletlerin hür ve bağımsız olarak yaşamalarının güvencesidir. Tarihin bir diğer önemi de, kendi kültürünü ve medeniyetini iyi tanıyan, ona sahip çıkma ve onu geliştirme şuuruna sahip nesillerin yetişmesine olan katkısıdır. İyi bir tarih eğitimi almış, kendi milletinin tarihteki başarılarını öğrenmiş genç nesiller, milletlerine güven duyarlar ve başka milletlere hayranlık beslemezler.
Osmanlı İmparatorluğu, 1918 yılının sonlarına gelindiğinde I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılmış, Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak dağılma sürecinin sonuna gelmiş bir devlet görünümündeydi. Avrupa devletlerince hasta adam olarak nitelenen Osmanlı; imzaladığı ateşkes ile boğazların hakimiyetini, yeraltı kaynaklarının kullanım haklarını ve donanma ile ordu üzerindeki tüm emir haklarını İtilaf Devletleri'ne devretmişti.
Mondros Ateşkes Anlaşması'nı takiben İzmir Yunanlar, Adana Fransızlar, Antalya ve Konya İtalyanlar tarafından işgal edilmişti. Bunların yanında Urfa, Maraş, Antep, Merzifon ve Samsun'a İngiliz askerleri çıkmış, İstanbul'da ise Kraliyet Donanması demirlemişti. Bunlara bir tepki olaraksa Türkler tarafından Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, Redd-i İlhak Cemiyeti gibi cemiyetler kurulmuş ve işgali sonlandırmanın çareleri düşünülmeye başlanmıştı.















