
Sözlüklerde bayrak; ‘’ Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş kumaş, alem.’’olarak açıklanmaktadır. Türkçe’de bayrak sözüyle yapılmış pek çok deyim bulunmaktadır: Bayrak uğruna ölmek, bayrak elde gitmek, bayrağa kavuşmak, bayrak açmak, bayrak altına almak, bayrak çekmek, bayrak kaldırmak, bayrak dikmek, bayrak gibi durmak… Ayrıca kaos, fetret ve karışıklık ortamları için. ‘’baş yok, batrak (bayrak) yok.’’ sözü sık kullanılır.
Bayrak sözcüğünün aslı, "batrak"tır. Batırak-batrak, batırmaktan gelir. Bayrak dikmek deyimi de aynı manadadır. Eski Türklerde toprağa saplanan, "batırılan" mızrağın üzerine hükümranlığı temsil eden renklerde kumaşlar, ipler vb. asılırdı. Mızrağın ucuna da altın veya değerli madenlerden kurt başı gibi kağanlık alameti takılırdı. "Toprağa batırılan mızrak" anlamındaki bayrak sözcüğü, zamanla "dalgalanan milli simge" ye kaymıştır.
Sosyal psikolojide bayrak; kimlik-aidiyat-mensubiyet şuuru verir. Tarih ve fedakarlığı işaret eder. Milletin ortak bir değeri olarak birlik ve dayanışmayı kuvvetlendirir. Sorumluluk bilinciyle ayırt edici bir özelliği vardır. Sosyal hayat içerisindeki anlamıyla koruyuculuk, süreklilik ve etkili olma durumu bulunmaktadır.
Simgelerin tarihi, dini, mitolojik ve kültürel bağlamlarda anlamları bulunmaktadır. Türk kozmogonisinde güneş, hilal ve yıldızın önemli bir yeri vardır. Bu yüzden güneş, hilal ve yıldız, ilk-Türklerden başlayarak Göktürk, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Türk sembolleri arasında kullanılmıştır. Kaya resimleri ve Göktürk paralarında bu üç timsali görmek mümkündür. Oğuz Kağan destanında geçen;“Daha deniz daha müren/Güneş bayrak gök kurıkan” söyleyişi bunun kanıtıdır. Bu sözde, dünya bütün insanlığı içine bir çadır (ev) olarak düşünülmüştür. Oğuz Kağan’ın dünya barışını kurmak için ifade ettiği bu söyleyiş, daha sonra kurulan Türk devletlerinde ‘nizam-ı âlem’ ülküsü ve ‘cihan hakimiyeti’ amacı olarak belirlenmiştir.
Türk mitolojisinde güneş ve ay denge sağlayıcıdır. Güneşin gücü ve parlaklığına karşılık ay, gizemli ve saklı olanı simgeler. Geceyi aydınlatan ay’ın gizemli ve mistik bir duruşu vardır. Ay’ın sekiz evresi; yeni ay , hilal , ilk dördün , şişkin ay , dolunay , küçülen şişkin ay , üçüncü dördün ve küçülen hilal olup bu döngüler bereket, doğurganlık ve değişimi anlatır.. Sürekli yenilenen bu evreler aynı zamanda yenilenme, sonsuzluk ve ölümsüzlüğü işaret eder.
Ay, gökyüzünde ışıldayan bir sembol olarak, rehberlik ve bilgelik ile ilişkilendirilmiştir. Göktürkler döneminde, önemli bir dini ve kültürel figür olmuştur. Aynı zamanda, ay’ın döngüselliği, zamanın düzeni ve doğanın döngüsüyle ilişkilendirilmiştir.
Türk kültüründe yıldızlar, karanlığı aydınlattığı için kutsal sayılmış ve koruyucu ‘iye’ olarak tanımlanmıştır. Bu yüzden düğnük (tendük) adlı verilen çadır tepeliği açık bırakılarak yıldız ışığının içeri girmesi sağlanmıştır. Yıldızların durumlarına bakarak yön ve yol bulmak, iklim ve mevsim değişiklikleri hakkında bilgi edinilmiştir. Eski inanışa göre her bebekle birlikte gökte de bir yıldız doğar. İnsanın ölümüyle birlikte yıldız da gökyüzünden kayar. Yıldız umut, yol göstericilik ve ışıkla özdeşleştirilir. Türk kültüründe yıldız, bir yönüyle kişinin ulaşmak istediği yüksek hedefleri simgeler. Yön gösteren bir işaret olarak, kişinin doğru yolu bulmasına yardımcıdır. Ayrıca yıldız, gökyüzündeki ilahi düzenin bir parçası olarak da görülür. Türk’ün timsali olan yıldız, onun yerinin gökyüzü olduğunu anlatır. Yıldızlar, evrensel olarak da umut ve yol göstericilikle ilişkilendirilmiştir.
Rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağı, ulusumuzun en kutsal değerlerinden biridir. Bir milletin bayrağının dalgalanması, başka bir ülkenin boyunduruğu altında olmadığının göstergesidir. Türk bayrağının rengi kırmızı değil ‘al’dır. Al renk, şehitlerin kanıdır. Al renk;enerji, güç ve hareketlilik ifade eder. Liderlik,iktidar, canlılık ve kararlılığı al rengin anlamları arasındadır.
Türk bayrağı çok geniş bir anlam zenginliği taşımaktadır.Hilal İslamiyeti, yıldız Türklüğü, al renk ise vatanı temsil etmektedir. Askeri birlikler sancak devir teslim törenindeki and, bu anlamı daha da pekiştirir:
“Rengi, mübarek ecdat kanının rengidir.
Kumaşı, şehit tenidir.
Parıltısı, zaferlerin ışığıdır.
Ay yıldızı, hürriyet ve istiklâldir.
Yazısı, kahramanlık ve fazilettir.
Gönderi, millî iradedir.
Hamâili, şeref ve mesuliyettir.
Bütün bunlar, Türk milletinden sana emanettir.’’
Türk milleti bayrağı günlük hayatında da saygı duyduğu bir değer yapmıştır. Kızlarımızın çeyiz sandığına bayrak ve Kur’an-ı Kerim koymak geleneklerimiz arasındadır. Düğünlerde oğlan evine mutlaka bayrak asılır. Yeni yapılan evlerin çatısı kurulurken bayrak dalgalandırılır. Bu ritüeller mutluluğun birer göstergesi olup insanlarla sevincin paylaşılması anlamını taşımaktadır.
Efsaneler, milletin ruh ve şuurunda derin izler bırakan milli olayların gizem ve mesajını ifade ederler. Bayrağın doğuşuyla ilgili Osman Gazi’nin rüyası ile Kosova Savaşı da iki örnektir. Osman Bey, Şeyh Edebalı'nın evinde misafir kaldığı bir geceda rüya görür. Şeyh Edebalı'nın koynundan çıkan bir hilal, kendi koynuna girer. Hilalden bir ağaç biter. Ağacın dalları gökleri, kökleri tüm dünyaya kaplar .Gölgesi bütün yeryüzünü tutan ağacın gölgesinde bütün insanlar toplanır. Şeyh Edebalı rüyayı, Allah’ın Osman Gazi’in soyuna hükümranlık ve hakimiyet verdiğinin işareti olarak yorumlar. Şeyh Edebalı, hilali ‘hakimiyet ‘in simgesi olarak görür. 1284’te Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Mesud Şah tarafından Osman Gazi'ye beylik ve istiklal alameti olarak bir fermanla beraber davul, tuğ, alem ve kılıç gönderilmiştir.
Kosova Savaşında (28.07.1389) şehit olan askerlerimizin kanıyla oluşan göle hilal ve yıldız görüntüsünün düşmesi bugünkü bayrağımızın ilk şeklidir. Savaşın olduğu gece, Hilal ve Zühre yıldızının yan yana geldiği tespit edilmiştir.
III. Selim döneminde hilal ile birlikte sekiz köşeli yıldız kullanılmıştır.Yıldızın beş köşeli halinde kullanılması ise 1842 yılında Abdülmecit dönemine denk gelir. 29 Mayıs 1936 tarihinde çıkartılan 2994 sayılı kanunla Türk Bayrağının şekli ve ölçüleri kesin bir şekilde tespit edilmiştir. Türk Bayrağı, 22/9/1983 tarih ve 2893 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiştir. Zaman içerisinde tüzük, yönetmelik ve genelgelerle açıklamalar ve düzenlemeler yapılmıştır.
Ay yıldızlı al bayrağımız Türk yurtlarının üstünde ilelebet dalgalanacak, onun ifadesi olan hürriyet ve bağımsızlığımız ebed-müddet payidar olacaktır.













