Ekonomi
Ekonomi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
- Görüntüleme: 2727
Türkiye’ nin kanayan yarası daha doğrusu acil tedavi edilmesi gereken bir yarası var. Bu yarayı tedavi etmenin yolu için asgari müşterekte birleşerek birlikte yaşama kültürü oluşturmaktan geçer. “Önce düzen sonra kazan” atalarımız ne güzel söylemiş bu sözü biz düzeni iyi kurmamız gerek. Bu ülkede yaşayan herkes diğerlerini olduğu gibi kabul etmeli ve bu ülke için ne yapabilirimi düşünmeli ve enerjisini buna harcamalı. Biz kendi aramızdaki kısır çekişmeler de kurtulduğumuzda ülkemiz kendiliğinden kalkınacaktır.
Ekonomimiz artık rayına girdi. Tren artık yavaş yavaş hızlanıyor. Bunun en iyi göstergesi ise Türkiye'nin önceki yıllarda, küresel ya da bölgesel bir krizde notu ilk önce düşürülen ülkeler arasında artık yer almadığını vurgulayan analistler, Türkiye'nin küresel kriz ortamında, ''pozitif'' görünüme sahip bir kaç ülkeden biri olmasıdır.
Türkiye, 1-2 yıl içinde kredi notu ''Yatırım Yapılabilir'' düzeyine çıkarılması beklenen 10 ülke arasında yer alıyor. Türkiye'nin, bankacılık sektörünün önderliğinde yüksek oranlı bir ekonomik büyümeye geçmesinin ardından bir süre içinde de ''güvenle yatırım yapılabilir'' anlamına gelen ''BBB'' kademesine yükseltilebileceği ifade ediliyor. Kredi notundaki artış, Hazine ve özel sektörün, uluslararası piyasalardan daha düşük maliyetlerle ve daha uzun borçlanmasına imkan tanıyacak.
Ekonomide işlerin yolunda gitmesi için çalışan nüfusun ve ülke nüfusunun yaş ortalaması ile yakından ilgisi var. Dünyanın nüfusunun ortalama yaşı 33 ilken bu ülkemizde 28 dir. AB ülkelerinde ise nüfus ortalama yaşı 40 lı yaşları çoktan aşmıştır. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaş ortalaması 48 lerin üstünde olması bekleniyor. Nüfusla ilgili ortaya çıkan bu tablo, Avrupalı yöneticileri, düşünürleri, haklı olarak endişeye sevk etmektedir. Bu endişeyi iki Avrupalı araştırmacı, “Topluluk ülkelerinin çoğunda görülen doğum azalması ve nüfusun yaşlanması, Avrupa’nın geleceğini nüfus yönünden olduğu kadar sosyal ve ekonomik bakımdan da tehlikeye sokmaktadır” ifadesi ile endişelerini dile getirmektedir. Aynı yazarların şu sözleri de, Avrupa’nın durumunu ortaya koyması bakımından ilginçtir:”Tarihin yakın dönemi içinde Avrupa, çevresinde hala genç bir dünya bulunan “yaşlı bir hanıma” benzemektedir.”
AB’YE milyonlarca göçmen nüfus gerek: Aslında bütün bu önlemler ülkelerin gelecekteki ekonomik durumlarını etkilemesi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü genç işgücünün tek alternatifi ülkeye büyük sayılarda göçmen girişini kabul etmek. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre AB genelinde doğurganlık oranında değişme olmazsa çalışan-emekli oranının korunabilmesi için 25 yıl içerisinde milyonlarca göçmen nüfus alınması gerekecek.
Çevresindeki genç nüfusun en fazla olduğu ülkede tartışmasız Bizim ülkemizdir. AB ülkelerine baktığımızda şirketleri devir alacak yeni nesil bulmakta zorlanan şirketlerin olduğu görülmektedir. Ülke olarak önümüzdeki fırsatlar değerlendirirsek. Gerek Ab nin gerekse orta doğunun sözü dinlenen ülkesi olmamak için hiçbir neden yok.
Sonuç olarak yeter ki biz içimizde senlik benlik kavgasına düşmeyelim bir olalım diri olalım birlikten kuvvet doğar ilkesi ile birbirimize kenetlenelim.
Görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler ……………..
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
- Görüntüleme: 2828
Anadolu’nun civanmert esnafları Türkiye İşadamları Sanayiciler Konfederasyonu sayesinde ihracatçı oldular Düzenlediği 'Dış Ticaret Köprüleri' ile esnaftan sanayiciye iş dünyasının bütün kesimlerine yeni ihracat pencereleri açan Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) 3. Olağan Genel Kurulunun yaptı.
“esnafı işadamı, işadamını sanayici, sanayiciyi ihracatçı ve ihracatçıyı da çokuluslu küresel şirket yapma” sloganı ile yola çıkan TUSKON çatısı altındaki dernekler ile ihracatın Türkiye geneline yayılmasına ve Madagaskar'dan Papua Yeni Gine'ye kadar dünyanın ulaşılmamış köşelerine Türk mallarının satılmasına vesile olmaktadır.
İş dünyasına üst çatısı olan bir Konfederasyon düşünün ki kuruluşundan bu yana düzenlediği 10 uluslararası Dış Ticaret Köprüsü yaptı. Çok sayıda yurtiçi iş geliştirme platformu ile yabancı ve Türk işadamlarına 150 bine yakın karşılıklı iş görüşmesi yaptırdığını ve toplamda 14 milyar dolar civarında yeni ticaret hacmi oluşturulmasına aracılık edecek bunları yaparken de üretenden gelen gücünü yine bu milletin menfaati için kullanacak. Hatırlayalım şöyle bir geçmişi Türk iş dünyasının temsilcisi olduklarını söyleyenler Anadolu’daki sanayicileri aralarına daha düne kadar kabul etmiyorlardı ve devlet erkanı ile yurtdışı iş gezilerini üyelerinin dışındaki Anadolu faaliyet gösteren şirketlerin patronlarını almıyorlardı yanlarına TUSKON Türkiye’nin en büyük ve en yaygın gönüllü, sivil, iş dünyası kuruluşu olan TUSKON, çatısı altında 7 federasyon, 150 işadamı derneği ve 15 bin üyesini bir çatı altında toplayarak. Ülkemiz için milletimiz için yeni başarılara imza atmaya devam ediyor.
Ben TUSKON’ un gerek yurt içi gerekse yurt dışı toplantılarına katılan biri olarak bu toplantılarda şunu gördüm amaç bu milletin hayrına olunca sonuçta güzel oluyor. TUSKON ile Suriye Ürdün ve Sudan’ da iş görüşmelerine katıldım. Her 3 ülkede havaalanından sizi sizin dilinizde karşılayan ve sizi uçağa bindirene kadar sizin her türlü işlemleriniz kolaylaştıran gönüllü kültür elçilerimizin de bu başarıda payları büyüktür.
Kim ne derse desin Türkiye Ülkeler arası dengeleme noktasında sıçrama potasına girmiştir birileri istemese de bölgede lider ülke olacaktır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
- Görüntüleme: 3021
Ülkemizde geçtiğimiz Aralık ayında bir önceki aya göre en yüksek reel getiri Tüketici Fiyatları ile indirgendiğinde % 6,24 ile Borsa Endeksi‘nde gerçekleşmiştir.
2009 Aralık ayında finansal yatırım araçlarından Borsa Endeksi, Üretici fiyatları Endeksine indirgendiğinde ise % 6,10 ile en yüksek oranda aylık reel getiri sağlamıştır.
Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde; yatırım araçlarından Külçe Altın % 1,73 ve Dolar % 0,64 oranında aylık reel getiri sağlamıştır.
Mevduat faizi %-0,01 ve Euro ise %-1,35 oranında yatırımcılarına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına İndirgendiğinde ise; Külçe Altın % 1,86, Dolar % 0,77 ve Mevduat Faizi % 0,12 oranında aylık reel getiri sağlarken, Euro %-1,22 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
Finansal yatırım araçları, Üretici Fiyatları Endeksi ve Tüketici Fiyatları Endeksi’ne indirgendiğinde; Külçe Altın üç aylık, Borsa Endeksi ise altı aylık ve yıllık değerlendirmelerde en yüksek reel getiri ile yatırımcısına kazandırmıştır.
Külçe Altın, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde yatırımcısına üç ayda % 11,78, TÜFE ile indirgendiğinde % 9,63 oranında reel getiri sağlamıştır.
Altı aylık değerlendirmeye göre Borsa Endeksi’nin reel getirisi, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde % 39,01, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise % 36,30 düzeyindedir. Aynı dönemde Dolar, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde %-5,05, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise %-6,90 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı olmuştur.
2009 Yılını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Yıllık olarak, finansal yatırım araçları en fazla reel getiri oranına göre, Borsa Endeksi, Külçe Altın, Mevduat Faizi, Euro ve Dolar olarak sıralanmaktadır. Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde, Borsa Endeksi % 84,56, Külçe Altın % 26,03 ve Mevduat Faizi % 9,42 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, Euro %-1,26 ve Dolar %-7,86 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına indirgendiğinde ise Borsa Endeksi % 83,52, Külçe Altın % 25,32 ve Mevduat Faizi % 8,81 oranında reel getiri sağlarken, Euro %-1,81 ve Dolar %-8,38 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
2010 un gözdesi borsanın olacağını ve Dolar ve EURO’nun yatay bir seyir izleyeceğini ancak yıl sonuna kadar Dolar’ın 1.60, Euro’nun 2.25 seviyelerinden yukarılara çıkmayacağını tahmin ederken Altın’ın ise ciddi bir artış beklemiyorum.
Bol kazançlı bereketli günler dilerim.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
- Görüntüleme: 2868
TÜİK’in 2009 3. Çeyrek daralma rakamları beklentilerin altında kaldı. Kapasite kullanım oranları artmaya, İşsizlik oranları düşmeye devam ediyor. 2010 yılında Büyüme rakamının asgari % 3 ila 5 civarında gerçekleşeceğini ümit ediyorum. Verilere bakıldığında ülkemiz son 2 yıldaki zorlu test dönemi başarıyla geçtiğini dünyada bulunan bir çok gelişmiş ülkeden daha iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. 2009 3. dönemde açıklanan sanayi üretim verileri ve büyüme rakamlarının 2008 sonundaki daralma döneminin sonuna doğru yaklaştığını görmekteyiz. Açıklanan son rakamların büyümedeki gelişmelerin beklenenden daha iyi olduğunu ortaya koymaktadır. Petrol’ün 160 Dolarlardan 40 dolarlara kadar düşmesi ile de cari açık azaldı ve her geçen dönem azalmaya devam ediyor. Petrol fiyatının ucuzlaması ve ithalatın daralmasıyla birlikte daha önce artış gösteren cari açığın düştüğü, ancak petrol fiyatlarındaki artışa paralel olarak ve toparlanma sürecinde cari açığın yeniden yükselebileceği unutulmamalıdır. Ülkemizin dış finansman açığını kapatabilmesi için dış kaynak bulması gereklidir, fakat finansman kaynaklarının da iyice azaldığı aşikardır. Daralma rakamlarının beklentilerin altında gerçekleşmesi ile uluslar arası derecelendirme kuruluşları da bir bir Türkiye’nin notunu yükseltmeye devam ediyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, kriz döneminde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında sadece Türkiye’nin kredi notunu artırdı. Kriz döneminde dünyada 50'den fazla ülkenin notunun düştüğünü, sadece 13 ülkenin ise notunun arttığını hatırlarsak ve notunu 2 puan birden artıran tek ülke olduğumuzu düşünürsek her şey yavaş yavaş yoluna girecek demektir. Merkez bankasını faiz oranlarını 6.50-6.75 seviyelerine çekmesi ile borçlanma maliyetleri oldukça düşmüş bulunmakta, borçlanma maliyetleri böyle kalırsa inşaattan diğer bütün sektörlere kadar iç talepte ciddi artış olur kanaatindeyim. Yaklaşık olarak 2, 2,5 yıl faizleri tek hanede tutabilirsek, ülkemizin faiz faturasını yarı yarıya düşürdük demektir.
2010 da başka neler olacak kısaca değinirsek;
*Dolar değer kazanacak.
* Türkiye en az yüzde 3 büyüyecek.
* Parite 1,35'lere gerileyecek.
* Altın değer kaybedecek.1000 dolar civarında seyredecek,
* 2010'da bütçe açıkları ve kamu borçları en önemli sorun olacak.
* Türkiye kendi bölgesinde en az borçluluk oranına sahip olduğu için avantajlı.
* Enflasyon oranları düşük kalmaya devam edecek.
* 2010'da iyileşme hissedileceği için yatırımcı güvenli liman olarak sığındığı tahvil
*Merkez Bankası 2010 3.Çeyreğinden itibaren faiz artırımlarına gidecek.
*IMKB 60 Binlere çıkacak.
*Krizden paçasını kurtaran şirketler daha güçlü olacak.
*İşletmeler Bankalara karşı daha temkinli yaklaşacak.
*Bankalar vatandaşı söğüşlemeye devam edecek.
*Emlak ve İnşaat piyasasında kısmi hareketlenme olacak.
*Turizmde 2010 yılı iyi pazarlanabilirse Türkiye’nin yılı olacak.
*Reel sektör ayağa kalkacak.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
- Görüntüleme: 2812
Kim ne derse der ise desin Türkiye’nin refah düzeyi artıyor. Gelişmiş ülkelerinin ekonomik düzeyi ile aramızdaki açı giderek kapanıyor. Kimileri beni hemen AK Partili kimileri ise sen bu ülkede yaşamıyor musun diye sorgulayacaklardır. Hep birlikte bir geçmişe bir yolculuk yapalım;
Bundan 15 yıl önce kimlerde otomobil vardı şimdi kimlerin otomobili yok.
Eskiden 200 dönüm arazi işleyen ve çocuklarının ihtiyaçlarını kıt kanaat karşılayan köylü Mehmet ağanın şimdi oğullarının altında araba kendisinin altında arabası var mı yok mu?
Çok değil daha 1996 yılında bir cep telefonu almak için araya hatırlı kişileri koyup kefil yaparak taksitli telefon alırken, bu gün çocuklarımızın elinde çok fonksiyonlu cep telefonları var mı yok mu?
Düne kadar SSK hastanelerin kapısında 3 kişi ile sıra ilaç ve muayene kuyruğunda beklerken bu gün ise isteğimiz doktora gidiyoruz. İstemediğimiz eczaneden ilaç alıyoruz.
Dün marketten aldığı ürünün fiyatı haftalık değişirken, stokçu para kazanırken bu gün o manzaralar son buldu. Ekonomiyi uzaktan yakından takip edenler iyi bilir Devlet çalışanın maaşını ödemek için İMF bor alırken bugün İMF olsa da olur olmazsa da olur diyen bir siyasi iarede var.
Düne kadar tüm komşularımızla düşman olan bir ülke konumunda bu gün bölgedeki sıkıntıların çözümünde lider rol oynayan bir Ülke konumuna geldik.
Bütün bunları Ak parti hükümeti yaptı dersek yanlış olur. Elbette bir ülkenin kalkınması için siyasi istikrar olması gerek. Ama düne kadar Zenginler Kulübünün üyeler yut dışına iş gezilerine giderken bu gün Anadolu kaplanları dediğimiz KOBİ ler uçaktan inmez oldular. Bütün bunlar birleştiğinde karşımıza Güçlü bir Türkiye portesi çıkıyor.
Gelin bir olalım birlikte olalım bizim farklılıklarımız mozaiği oluşturan güzellikler olduğunu unutmayalım ve adım atarken karşımızdakini düşünüp empati yapalım.
Artık tekerlek tümseğe çıktı veya çıkıyor son bir gayret daha
Sevgiyle kalın













