8 Haziran Üzerine…
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yıl içerisinde çeşitli nedenlerle diğer günlerden ayrılan müstesna zaman dilimleri vardır. Bu günler; kişisel, ailevi, milli ya da dini içerikli olabilir. Elbette hatırası itibariyle de bazen sevinçli bazen de hüzünlü bir özellik taşırlar… Ama her halükarda hatırlanır ve o gün geldiğine kendimizce bir takım faaliyetler yapma ihtiyacı hissederiz. Bu yazı da böyle bir ihtiyacın tezahürü olarak ortaya çıktı… Geç kalmış olmasına rağmen…İşte 8 Haziran günü de hepimiz için ortak ve çok büyük bir değer taşıyan/taşıması gereken bir gün. Velev ki birçoğumuz farkında olmasa bile… Nereden böyle bir düşünceye/endişeye kapıldın diye bir soru aklınıza gelebilir doğal olarak… Çünkü üç gün geçmiş olmasına rağmen ne ulusal ne de yerel düzeyde bu konu hakkında bir söz veya yazıya-takvim yaprağı hariç- rastlayamadım. Üç gün vurgusuna yazının sonunda ayrıca temas etmek istiyorum ama öncelikle yazının amacını/konusunu izah etmeliyim elbette…
Bu izah kısmını birkaç alıntı ile özetlemeye çalışacağım.
Peygamber efendimiz (sav)'i Cebrail isimli Melek ziyarete geliyor. Ama bu sefer farklı bir amaçla. Hal hatır sormak için. Çünkü Kâinatın Efendisi hastalanmıştır…
İlk ziyaret: "Rebiülevvel ayının onu, Cumartesi günü idi. Cenab-ı Hak tarafından Cebrail (a.s.) geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sordu: “Ey Ahmed,” dedi. “Yüce Allah, sana ikram olarak beni gönderdi. Sana soracağı şeyi senden çok daha iyi bildiği halde sana; ‘Kendini nasıl buluyorsun?’ diye soruyor”
Rabb-i Rahimine kavuşmanın hasretini yüreğinde duyan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz şu cevabı verdi: “Ey Cebrâil! Kendimi baygın ve sıkıntılı bir halde görüyorum!”
Son gün Pazartesi.
O'nun hayatında mühim hadiselerin meydana geldiği Pazartesi günü. Rebiülevvel ayının on ikisi. Nitekim yine böyle bir Pazartesi gününde mübârek gözlerini dünyaya açmıştı.
Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek dillerinden şu cümleler dökülüyordu: “Ey insanlar! Karanlık gece kıtaları gibi fitneler geliyor! Ey insanlar! Siz bana karşı hiç bir şeyle delil bulamazsınız! Zira ben, ancak Allah’ın Kitabı Kur’an’ın helâl kıldığını helâl, haram kıldığını da haram kıldım!
“Ey kızım Fâtıma! Ey halam Safiyye! Allah katında makbul olacak ameller işleyiniz. Bana güvenmeyiniz. Çünkü ben, sizi Allah’ın gazabından kurtaramam"
Hz. Cebrâil ile Hz. Azrail’in birlikte gelişleri
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu fâni dünyada artık son dakikalarını yaşıyordu.
Bu esnada, Hz. Cebrâil Hz. Azrail ile birlikte geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sordu. Sonra, “Ölüm meleği Azrail içeri girmek için izin ister” dedi.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz müsâade edince, Hz. Azrail içeri girdi. Efendimizin önünde oturdu, “Yâ Resûlallah!” dedi, “Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım. İstersen sana bırakacağım.”
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Hz. Cebrâil’e baktı. O da, “Yâ Resûlallah, Mele-i A’lâ seni beklemektedir” dedi.
Bunun üzerine Hâtemü’l-Enbiya Efendimiz, “Yâ Azrail! Gel, memuriyetini yerine getir” buyurdu.
Peygamberimizin Rabbine kavuşması
Mübârek başları Hz. Âişe’nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mübârek yüzlerine sürdü. Mübârek dudaklarından “Lâ ilâhe İllallah” cümlesi döküldü. Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. “Allah’ım! Refîk-i Alâ” cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mübarek ruhu Refîk-i Alâ’ya yükseldi.2
Tarih: Hicretin 11. senesi, Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü.
Milâdî 8 Haziran 632.
İşte 8 Haziran'ı özel kılan sebep bu… Tüm gecikmişliğine rağmen hiç değilse bir salavat-ı şerife ile de olsa anılmasına vesile olmak umuduyla…..
Gelelim üç gün konusuna, mademki konu açıldı taziye'nin 1. evde yapılması gerektiği, 2. Üç gün içinde yapılması gerektiği, 3. Bu süre içinde taziyeleri kabul edecek en az bir kişinin evde bulunması icap ettiğini de hatırlatmış olayım. Sorumluluğumuz gereği…
Fahri UÇAK
Yaz Kur’an Kurslarının Önemi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim, insanlara doğru yolu göstermek için gönderilen son ilahi kitaptır. Bakara suresinin başında: “O kitap ki; onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler için bir yol göstericidir”(1) buyrulur. Bir başka ayette ise Kur’an’ın şifa ve rahmet olarak indirildiği bildirilmektedir.(2) Öyleyse bu hidayet, şifa ve rahmetten mahrum kalmamak hedefimiz olmalıdır. Ayrıca Kur’an-ı Kerimden ibadet yapacak kadar ayet ve sure ezberlemek de her Müslümana farz kabul edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz (sav): “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı Kerimi öğrenen ve onu başkalarına öğretendir”(3) buyurmuşlardır. Öğrenilmesi ve öğretilmesi tavsiye edilen Kur’an-ı Kerimi çocuklarımızın öğrenmesine vesile olmak da bizlere Yüce Rabbimizin rızasını kazandıracak, dünya ve ahirette ikram kapılarını açacaktır. Sevgili Peygamberimiz (sav): “Kim Kur’an-ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü anne ve babasına ışığı güneş aydınlığından daha parlak bir taç ve değeri dünyalara değişilmez iki elbise giydirilir. Onlar; ‘bize bunlar niçin giydirildi?’ diye sorduklarında, kendilerine; ‘çocuğunuzun Kur’an öğrenmesinden’ diye cevap verilir”(4) buyurmaktadır.
Emirdağımıza Amfi Tiyatro Yapılmalı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yaklaşan Gurbetçi mevsimi beraberinde Emirdağ’ımızın olmazsa olmazlarından tabiri caiz ise Gurbetçi Düğünlerinin de başlamasını da getirecektir. Kış mevsiminde doyurup, barindiramadigimiz Edelerimizde göç ettikleri yerlerden gurbetçilerimiz gibi sanırım Emirdağ’ımıza dönüş arifesinde olmalılar.
Her mahallede, sokak aralarında mutlaka bir düğün evi olur yedinci ayda. Köylülerimiz ve esnaflarımız da alış verişlerini hep bu aylara göre düzenlerler. Buraya kadar her şey normaldir. Normal olmayan tarafı yaz günlerinin en sıcak olduğu saatlerde insanların Tıklım tıklım doldurduğu kliması olmayan salonlarda yapılan düğünler eziyetten baksa bir şey midir ki bizler için. Askeriye salonu nu herkese vermez. Park ve Şahintepesi dolu ise mecburen sokak arasına talim. Sokak arasında yapılan düğünlerde ise sağlıklı, ekonomik sandalye bulmak biraz zor, hadi buldunuz kiraladığınız sandalye ve masa sayısı yetmeyebiliyor .
Bir Konser, Bir Açıkhava toplantısı,Milli Bayramlarımızın geçit törenleri ,ayrıca Gurbetçi senliği yapılacak,Bunlar içinde yer sıkıntısı yaşamıyor muyuz ?
-Stadyumda, yâda kapalı spor salonunda
Seyirciler hadi neyse Tribünden seyreder! Protokol ve sahne nereye kurulacak? tabiki güzelim çimlerin ve cilalı parkelerin üzerinde.
Gelelim meramımıza;
Pikniğe Giderken Unuttuğunuz Tek Şey Var
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Kasaplarda et, balıkçılarda balık, manavlarda sebze, meyve satışlarında artış olduğu kesin.
Hükümeti teşkil edenler bile,
“-Haydin, alışverişe!” diye, piyasanın canlandırılması, ekonomik krizin teğetten öte bir eğri çizmesi ve eğrinin burnunun yukarılara kalkması için teşvik ediliyorsa, var bu satın alıp tüketme işinde bir hayır.
Onun için vitrinlerdeki malların tozlanmasına izin vermeyelim.
Hele hele Güney Afrika’da bir kaktüsün üzerinde çoğalan kenelerin ezilip, fermantasyona bırakılmasıyla bağımlılık yapan o meşhur kolayı da unutmayın(!). Bilhassa çocuklarınızın bağımlı olması, dişlerinin zamanından önce dökülmesi ve de asla sağlıklı dişlere sahip olamayacakları sizin için önemli değilse tabii. (Diş doktorlarının bana az sitem ettiklerini görür gibi oluyorum.)
Aldıklarımızın bir kısmını sadece piknikte tüketmek gibi bir prensibimiz yok elbette.
Her çeşit sebze atıklarını,
Brükselde Seçim Sonuçları
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
On binin üzerindeymiş oy atanı.
Halk biliyor çalışanla yatanı.
EMİR belçikanın Tayyip Erdoğanı.
bakan ama,gönüllerin başbakanı.
Afiş bastırmış büyük boyundan.
Yine seçilmiş tercihli oyundan.
EMİN belçikanın kamer genç'i.
Oyları almış aşiretinden soyundan.
Seçimde siyasi kefeni biçildi.
Siyasete soktuğu Mahinur bile seçildi.
HALİS belçikanın Süleyman Demireli.
Kulaktı, yetiştirdiği boynuza geçildi.
Çiviyi vidayı ellerden pahalı sattı.
Bmwlerle,porchelerle millete hava attı.
SAİT köse belçikanın mesut yılmazı.
Her seçimde bir öncekinden daha battı.
Belçika daki Secimler
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Bir kaç yıl önceydi… Belçika’da belediye seçimleri yapılacaktı… Seçim sabahı ailemle birlikte kahvaltı yapıyorduk. Kahvaltıdan sonra da oy vermeye gidecektik. Oy vereceğim adayı önceden belirlememe rağmen, babama dönerek,
- Sence oyumu hangi partiye ve adaya vermeliyim?
diye sordum.
Babam:
- Oğlum, sence biz neden Belçika’nın şu sıhhatsiz havasında yaşıyoruz?
diyerek soruma soruyla cevap verdi.
Ben bir şey anlamamıştım ve tekrar sordum:
- Ne demek yani, Belçika’nın havasıyla, yapılacak bu seçimlerin ne ilgisi var?
- Beni iyi dinle! Biz Türkiye’deki havayı, suyu, toprağı, güneşi, ezanı, bayrağı, eşi, dostu, akrabayı, buranın gri havasına neden değiştik? Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynakları Belçika’nın tek geliri olan patatesten daha mı değersiz sence? Elbette değil! Peki sorun ne? Bizi yönetenlerin beceriksizliği veya sistemin oturmamış olması değil mi? Peki bizler bu beceriksiz insanlar yüzünden burada yaşamaya mecbur edilmişsek buradaki Türk kökenli adayların Türkiye’dekilerden farkı ne? Bunları düşün tart ve ona göre oyunu kullan!
Benimde aklım karışmıştı.
Sevdalı Sözcüklerden - Hastane Önüde İnci Ağacı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
Emirdağ Anadolu Öğretmen Lisesinde 3 Haziran 2009 Çarşamba günü Sevdalı Sözçükler programında öğrenciler tarafından seslendiren Hastane önünde incir Ağacı














