NASREDDİN HOCA”NIN BRÜKSEL HİKAYESİ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Nasreddin hoca bir gün Belçika’ya geliyor,
Gelişin hikmetini yalnız hoca biliyor…
Hocamızı görünce, birkaç mevzu danıştım,
Aldığım cevaplarla hoca ile tanıştım.
Belçikaya gelmenin sebebini sorunca,
Dedi, ekmek davası karınca kararınca…
Dedim ki; bu devirde eşekte neyin nesi?
Dedi, eşek önemli, Sıkarbeğin simgesi.
Eşeğin sayesinde gelmiştir Sıkarbeğe,
Sonra kalktı doğruldu tersten bindi eşeğe.
Dedim,neden ters oldu eşeğe binişiniz?
Sizin, hep ters ya dedi, trafikte işiniz.
Ne kural takıyorsun, ne takıyorsun kemer,
Gözüne mi batıyor ters diye bizim semer?
6-TEBRİZLİ ŞEMSEDDİN
- Ayrıntılar

Konya...
Güneş ikindi vakti,
Pırıl pırıl parlamakta.
Altun-Aba medresesinde ders veren Mevlânâ,
Evine maiyetiyle revan olmakta.
Hiçlik duygusuyla bükülmüş boynu,
Ağır aheste giderken yoluna,
Birden geldiğinde yolun ortasına,
İki çıplak kol uzanır katırın dizginlerine.
Birden irkilen hayvanı da durunca,
Kendine geldi Mevlânâ.
Başını kaldırdı baktı,
Tanımadığı bir insanı gördü.
Esmer, yanık benizli,
Tanımıyordu, kesmişti yolunu.
Ateşli, manalı, keskin bakışıyla,
Mevlana'yı süzüyordu.
Kimdi bu adam, birden önüne çıkan,
Saçı sakalı karma karışık olan,
İhtiyarca, bakışları kıvılcım saçan,
Öyle büyüleyici, öyle yakıcı bakış atan?
5-HZ. ŞEMS KONYA YOLLARINDA
- Ayrıntılar

Hakikat yolcusu Şems-i Tebrizi,
Hâk olanı ve hakikata vasıl olanı,
Arayıp durur, hakta benliği yok olanı,
Diyar diyar gezer, benlik de hiç olanı.
Bizzat kendisine Allah Resulü,
Mânâ aleminde giydirdi hırkasını,
Eskimeyen, çürümeyen, dahi külhanlara satılmayan,
Bu hırka hakikat ve sohbet hırkası olan.
Öyle bir hakikat ve sohbet ki,
Zaman ve mekanın üzerinde,
Ne dünü, ne bu günü, ne de yarını olan,
Aşkın mekanla, zamanla işi olmayan.
Şemsi Tebrizi makam ve mertebe de durmayan,
Derin ve hakikat ehli olan,
Daha yüksek makamlara ulaştıran,
Mürşid'in sohbetine girecek şeyh arıyor.
Aradığı hakikat ve gönül eri için,
Uzun yolculuklar yapıyor.
Hanlarda, kervansaraylarda kalıyor,
Tanındığı zaman da, oradan ayrılıyor.
Çoğu zamanını Şam da geçirir,
Hana iner odasına kapanır,
Daima riyazet yapar,
Bir somun ve bir testi suyla yaşar.
Şems gençlik çağında ilmini,
Baba Kemal Cündi’nin yanında aldı.
Yanında ilim alanlardan bir arkadaşı,
Şiirle, hocasına manevi hallerini bildirirdi…
4-SEYYİD BURHANEDDİN VE İLK GÖRÜŞ
- Ayrıntılar

Seyyid Burhaneddin, Belh şehrinde,
Sultan’ül Ulema Bahaeddin Veled'in,
Kıymetli müritleri arasında,
İlgilenirdi çocukken Mevlâna'nın terbiyesiyle.
Mevlâna'nın babası vefat edince,
Seyyid Burhaneddin duydu, yola koyuldu,
Şeyhinin temiz toprağına yüz sürmek,
Emaneti olan Celâleddin’i teslim almak.
Mevlâna, Konya'da elini öperek karşıladı,
Babasının boşalan kürsüsüne onu oturttu,
Önünde saygıyla diz çöktü,
Manevi terbiyesi altına girdi.
3-HZ. MEVLÂNA CELALEDDİN VE SEYYİD BURHANEDDİN
- Ayrıntılar

Belh doğumlu 30 Eylül 1207,
Konya topraklarına bastığında yaşı 21,
Çocukluk günleri derviş meclislerinde,
İlahi nağmelerle geçmişti.
Meclislerde elinde ipek mendili,
Başında yeşil taşlarla süslü kırmızı takkesi,
Yanakları al al, uzun kirpikli,
Işıklı maviş gözleri süzgün bakışlı.
Babasının derslerine devam eder,
Olgun müritlerin terbiyesi altında yetişir,
Babasıyla göç yollarını izler,
Konya şehrine kadar gelir.
Konya'yı seven Mevlâna;
“Konya'ya veliler şehri deyiniz,
Konya'da doğan çocuk veli olur,
Burada mübarekler olduğu müddetce,
Harp olmaz, düşmanlar galip gelemez.
Devamını oku: 3-HZ. MEVLÂNA CELALEDDİN VE SEYYİD BURHANEDDİN
Veli Güzle Başsağlığı
- Ayrıntılar
Aslen Tezköyünden olup Belçika /Gentte ikamet eden Kitişoğlu Veli Güzle hakkın rahmetine kavuşmuştur.Merhumun cenazesi yarın (perşembe) Sint Lucas (Gent) hastanesinde saat 09:00 da yıkanacak ve müteakiben cenaze namazı kılınacaktır,yapılacak işlemlerden sonra cenazesi Türkiye’ye gönderilecektir. Merhumun cenazesi İlçe kabristanlığında kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecektir.
HEY (GİDİ) GÜNLER HEY
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Günün annacında harman işinde
Alaf alaf yandığımız günler hey
Yavuklumuz uçu çeşme başında
Gıfır gıfır döndüğümüz günler hey
On kühlet aş yeridik bi sehende
Hırçığımız çıktı patoz düvende
De(n)k gelen yerde laylon ileğende
Gıcır gıcır yunduğumuz günler hey
Zahmarıda guyu başı sararkan
Gar altında hela yolu ararkan
Bi de gurda guşa duzak gurarkan
Takır takır donduğumuz günler hey
Silerken üflerdik lamba cemini
Her gece bellerdik ahır damını
Bir çomça çorbaya goca somunu
Sokum sokum bandığımız günler hey














