27 Şubat Üstüne Çeşitlemeler
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Günlerdir Emirdağ da 27 Şubat Gecesine O da katılıyor!Geceye bu da Geliyor!Muhteşem buluşma!diye lanse edilen geceyi tv den izlemek için koltuğuma kuruldum.İnşallah bir geceyi daha Emirdağlılar ellerine yüzlerine bulaştırmazlar diye içimden dualar ediyor,yayının başlamasını bekliyordum.En sonunda muhteşem buluşma gerçekleşti.Program Emirdağlı Mahalli sanatçılar(Edelerimiz)ın çalıp icra ettiği,Emirdağ denildiğinde akla gelen türkülerle açıldı.Fasıldan sonra;
Emirdağlı sunucu arkadaşımız aldı eline mikrofonu,Gecemizde o da var.Bu da var,diyerek Hisseli Harikalar Kumpanyasındaki Çadır tiyatrosunun çığırtkanları gibiydi.Hal ve tavırlarından geceye iyi motive olduğu belliydi.Daha gecenin başında Bazılarına da taş atmadan edemedi.Bu gecede herkes var.Bir tek Emirdağlı olmayanlar yok diyordu.Sanki Emirdağ lılık babasının tapulu malıymış gibi gecede Emirdağlılık dağıtıyordu.
Gecenin güzellikleride vardı elbette.
-Afyon Valisi Haluk İmga Huriye Saraç a Emirdağ a katkılarından dolayı ödülünü verdi.
-Emirdağ Devlet Hastanesinin yapılması için arsa bağışlayan merhum Yusuf Mola nın yerine oğlu Emir Mola ya Ödülünü Prf.Esat Erenoglu verdi.
-Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır Emirdağ a Katkılarından dolayı EYAD Başkanı Metin Edeer e ödülünü verdi.
Bu Arada Afyon Milletvekili Emirdağ gecesinde Afyon İcraatın içinden programını anlatıyordu ki son anda hatırladı nerde olduğunu kısa kesti.
Bedirhan Gökçe alışılageldik şiirlerini söylerken vokal yapan bayan sanatçı sanki dikenli koltukta oturuyormuş gibi memnuniyetsiz tavırlarla kulak tırmalayan bir sesle ciyak ciyak bağırıyordu ki neyse proğramı allahtan çabuk bitti.
Bizler reklamları izlerken salonda neler oluyordu pek bilemiyoruz ama,Kanal3 canlı yayın ekibide çekim hataları ile dolu gecenin ayrı bir eleştirisini almalıydı.Ses sanatçılarının gözlerini alan ışık aynı zamanda çekim kalitesinide düşürüyordu.Gece Sanki Emirdağlılar gecesi değil mişte, özel solo konseri imiş gibi hep sanatçıların üzerindeydi kameralar,ara sıra lütfen masalar kısadan teget geçiyor.Gecede kim var kim yok?bilinemiyordu.Sanki Konser arasına sıkıştırılmış bazılarına ödül dağıtma gecesine dönmüştü muhteşem gece.
Neyse ki bunlarada katlanalım,biz daha kötülerinide gördük.hiç olmazsa Muazzez Ersoy hanımefendiyle keyiflenelim dedik.Bir saat kadar nostaljik şarkılarla değişik duygular yaşadıktan sonra hala muhteşem buluşma bekliyorduk ki yine reklamlara geçtik .Reklam aralarında kimlere ne ödüller ne için verildi onları gözlemleyemedik.
Muazzez Ersoy konserinin ikinci bölümünün sonunda.Bence de Muhteşem Büyük buluşma gerçekleşti.
Gerçekten de hem muhteşem,hemde büyüktü.
Özel yaptırılmıştı ve Altın Kaplama idi.
Emirdağ ın Altın Anahtarı idi.
Açık arttırma usulü Satışa sunulmuştu.
Ne kadar pahalı satarsak sizin paranızı ödeceyecegiz, diyordu sunucu arkadaş Muazzez Hanıma şark kurnazlığı ve olayın cinliği ile.Başkanımız kendisinin ve eşinin emekli maaşının tamamı olan 10 bin Tl ile açıyordu Mezat ı.Bu arada elinde mikrofon masalar arasında gözlüklü bir arkadaşta açık artırmaya katılacak kodamanlara vereceği fiyatın duyulması için mikrofon yetiştirmeye gayret ediyordu ki;imdadına yine sunucumuz yetişti işi uzatmadan 60 şa bağlayalım deyince kumpanyada sonlanmış,Şehrin sembolik Altınla kaplatılmış Anahtarı Emirdağlı iş adamımız Sayın Fehmi Denizli de kalmıştı.
Gecenin finalinde Muazzez hanımla dans ve şarkılara edilen eşlik beyefendiğine ve Emirdağlı lığına yakışmıştı Fehmi Beyin.Ama Şehrin Altın Anahtarının açık artırma ile satılması şehrimizi yönetenlerin değerlerimizinde aynı mantıkla satışa konulduğunu bizlere bir kere daha anlatıyordu.Şehrin Altın Anahtarı Satılmaz.Sadece Onur Ödülü olarak şehre üstün hizmeti geçen şahsiyetlere verilirdi bizim bildiğimiz.
Muazzez hanımın sahnesi bitince canlı yayında sona eriyordu.Ondan sonra neler oldu,Gecenin ruhuna uygun olarak gelen iş adamlarıyla neler konuşuldu?
Emirdağ a bakış açıları ne idi?
Yatırım sözü verildimi?
Göç duracak mı?
Yüksek okul gerçekten açılacakmı?İmzalar atıldımı?yoksa hala söz demi?
Tek yürek,tek ses platformunda emeği geçenler nerdeydi?neden geri plana atıldılar?
Birdaha ki muhteşem buluşma ne zaman?nerde yapılacaktı?
Bir daha ki Muhteşem Buluşma acaba 100 edermiydi?
Bunları da önümüzdeki günlerde geceyi izleyip,bağımsız,korkusuz,sansürsüz,menfaat ilişkileri dengesi yürütmeyen arkadaşlar yazarlarsa hep birlikte bizde öğreneceğiz.
Şükrü SAĞLAM
www.topakev03.com
28 Şubat 2010
Avukat Kürşat Bilge
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
04 kasim 1974 Belçika doğumlu olan Kürşat Bilge aslen Emirdağ Tez köyünden. İlk öğrenimi Notre-Dame de la paix à Namur da , orta okul ve lise: Sainte-Ursule à Namur’da tamamladı. Bruksel Serbest Universitesi (ULB)‘ de başladığı Hukuk Fakültesini başarıyla 1999 yılı haziranında bitirdi. Avrupa Birliği Hukuku dalında masterini 2005 yılında tamamladı.
KISA adı ´TÖSED´ olan Belçika Türk Özel Sektör dostluk Grubunun 6 yıldır yönetim kurulu üyeliğini yapan Bilge 29 Ekim 2008 yılından bu yana da Başkan yardımcılığını sürdürkmektedir.
Avrupa Türk Avukat Birliğininde başkanlığını Yapan Kürşat Bilge 11 Yıldır Belçikada Avukatlık yapıyor. Ayrıca Smit & Partners avukatlik firmasının Genel Müdürlüğünü 2007 den bu yana devam ettiriyor.

Niçin İbadet Ediyoruz?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Aklımızı anlamaya, kalbimizi sevmeye, elimizi tutmaya, ayaklarımızı yürümeye, aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Hayvanlar da benzeri uzuvları taşımasına rağmen, insandaki kadar mükemmel kullanamaz. Bunun karşısında Rabbimizin bizden beklediği O’na gereği gibi kulluk etmemizdir. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyrulur: "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım"(1) Yaradılışımızın gayesi olan ibadetlerimizi yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de O'nun sevgisini kazanırız. Eğer biz vazifemizi yerine getirir, O'nun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.
Yalnız Allah için yapılan ibadet, en geniş anlamda, Allah'ın hoşnut ve razı olduğu bütün fiil ve davranışları kapsamı içine alır. İbadet, Allah emrettiği için yapılır. Ve neticede de yalnız Allah’ın rızasını kazanmak hedeflenir. Allah'ın rızasını, hoşnutluğunu kazanan insan ise hem dünya hem de ahiret mutluluğunu elde eder. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: “Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Umulur ki böylece (her türlü zarardan) korunmuş olursunuz."(2)
İbadetlerimiz, aynı zamanda bela ve musibetlere karşı koruyucu bir kalkandır. Yaptığımız ibadetlerle bir kısım belalar başımızdan uzaklaştırılır. İbadet eden insanın ruh sağlığı da sağlam olur. İnsan, kulluk vazifesini yerine getirmiş olmanın huzurunu yaşar. Bazen insan çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp ümitsizliğe ve bunalıma düşer. Böyle bir durumda inanan insan ibadetle yaklaştığı Rabbisine güvenir, dayanır ve bunalımdan kurtulur.
İbadet, mü’minin kalbine Allah korkusunu yerleştirir. Mü’min nerede olursa olsun –iyi veya kötü- bütün yaptıklarından bir gün hesaba çekileceğini bilir. Ne zaman bir günaha yönelecek olsak, ibadet ile kazandığımız şuur bizi engeller.
Hutbemi bir ayet-i kerime mealiyle bitiriyorum: “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlara Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.”(3)
(1) Zariyat, 56
(2) Bakara, 21
(3) Enfâl, 2-4
Mevlid Kandili
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
25 Şubat Perşembe gecesi Peygamberimizin dünyaya teşrifinin yıldönümü olan Mevlid kandilidir. 15 asır evvel yine böyle bir gecede Mekke-i Mükerreme’de muhteşem bir olay meydana gelmiş, ismi Cenab-ı Hakkın ismiyle zikrdilen, O’nun habibi olma şerefine mazhar olan Muhammed Mustafa dünyaya gelmişti. Bu gecenin sabahında zulmet ve çirkeflikler içinde bulunan beşerin ufkunda ilahi bir nur doğdu. İbrahim (a.s)’ın “Ey Rabbimiz, içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan Kitabı ve hikmeti öğreten onları her kötülükten arındıran bir peygamber gönder”(1) dediği duası, Hz. İsa’nın müjdesi ve Hz. Amine’nin rüyası gerçekleşti. İşte bu nur onları bulundukları zulmetten kurtarıp, hidayete sevk edecekti. O’nun dünyaya gelmesi demek; insanlar için hakkın hakim olduğu nurlu bir devir, küfrün ve zulmün kalkması ve tevhid akidesinin yeniden canlanması demekti.
Peygamberimizin doğumu beşeriyet için en büyük nimetlerden biridir. Rabbimiz Kuran-ı Kerimde: “And olsun ki, Mü’minler daha önce apaçık ve kesin bir sapıklık içinde bulunuyorlarken, Allah içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkaran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderdiği için, büyük bir lütüfta bulunmuştur”(2) buyurarak bu gerçeği vurgulamaktadır.
Çünkü onun rahmeti bütün alemleri kuşatmıştır. Ve Peygamber Efendimiz “Bir şahid, bir müjdeci ve uyarıcı, Allah’a O’nun emriyle bir davetçi ve nur saçan bir kandildir.”(3) İşte onun içindir ki, her yıl bu mübarek günü kutluyor, O’nun yüce hatırasını yad ediyoruz. Hatta ona olan sevgi ve bağlılığımızı göstermek için kutlu doğum programları düzenliyoruz.
Peygamberimizin doğumunu anmak, yalnız bazı programlar düzenlemek, güzel sesli kimselerin kasideler okuması veya farklı etkinliklerin yapılması değildir. Bunlarla birlikte, onu gerçekten sevebilmek ona tabi olmaktan, onu örnek almaktan ve yüce ahlakıyla ahlaklanmaktan geçer. Allah’a olan tevekkülünü, itimadını; insanlara olan merhametini, adaletini; karşılaştığı güçlüklere karşı sabır ve sebatını; onun cömertliğini, zühdünü ve faziletini bilmek ve bütün bunlara uyma gayreti içinde olmaktan geçer. Ona uymayan ölçüleri tepelemekten geçer. Ve Allah’a olan sevgi, onu sevmekten geçer. O’na sonsuz salat ve selam eder, kutlu doğumunun Aziz Milletimize ve bütün Müslümanlara mübarek olmasını niyaz ederim.
(1) Bakara, 129
(2) Ali İmran,164
(3) Ahzab, 45-46
Dövlet Nerede?!!!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Vatandaş, 'olmaz'ı olur yapmış ve dereyatağına bina inşa etmiş. Yağmur yağmış, gök çatlamış; çoklarının ödü patlamış. Dere, vatandaşın binasının orada gereksiz olduğuna karar verip, temelinde alıp, bilinmeyen bir yerlere taşımış. Vatandaş, bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Vatandaşın yeniyetme kızı, internetten tanıştığı, tanışıpta yaşını, eşini, dört çocuğunu bilmediği erkeğin buluşma davetini kabul etmiş, takılmış peşine taa Urfalara gitmiş. Kız ana-babası bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Devletin kurumu uyarıyor vatandaşı:
"- Bak vatandaş! Yarın kış kışlığını yapacak! Çekme halatsız, zincirsiz yola çıkmayınız lütfen!"
Müneccim olmalı, dediği gibi kış kışlığını yapıyor. Yol, ayakkabılarını giymeyip, çorabıyla üzerinde gitmeye çalışan taşıtları, 'ayaklarınız üşüdü; hele kenara çekilin de az ısının' dercesine atıyor kenara.
Çeyrek depo yakıtla kaloriferden medet umuyorlar dokuz saat. Kurtarıcı gelince bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Arkadaşlar bazen kareyi tamamlayayım diye okey oynamaya çağırırlar. Soluya soluya giderim hem bekletmeyeyim, hem de spor olsun diye.
İyi de herkese okey geliyor, bana neden gelmiyor? İki oyunun ikisinde de hiç okey gelmez mi?
"- Dövlet nerede?"
Lastik Patlayınca
Adamın lastiği tam tımarhanenin önünde patlamış, kaldırıma ancak yanaşabilmiş. Sonraki işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, birde bunların yanına talihsizlik eklenince, söktüğü dört adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil.
Talihsiz sürücü bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle
başbaşa, kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenir;
— Ulan salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
— Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
— Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane Sök hepsi 3 bijonlu olsun.
Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen işe girişir.
Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı deliye takılır. Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl hastanesindeki adama seslenir:
—Senin ne işin var tımarhanede? diye, sorar.
— Biz burada ' delilikten yatıyoruz kardeşim,' salaklıktan değil.
Vatandaş, 'olmaz'ı olur yapmış ve dereyatağına bina inşa etmiş. Yağmur yağmış, gök çatlamış; çoklarının ödü patlamış. Dere, vatandaşın binasının orada gereksiz olduğuna karar verip, temelinde alıp, bilinmeyen bir yerlere taşımış. Vatandaş, bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Vatandaşın yeniyetme kızı, internetten tanıştığı, tanışıpta yaşını, eşini, dört çocuğunu bilmediği erkeğin buluşma davetini kabul etmiş, takılmış peşine taa Urfalara gitmiş. Kız ana-babası bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Devletin kurumu uyarıyor vatandaşı:
"- Bak vatandaş! Yarın kış kışlığını yapacak! Çekme halatsız, zincirsiz yola çıkmayınız lütfen!"
Müneccim olmalı, dediği gibi kış kışlığını yapıyor. Yol, ayakkabılarını giymeyip, çorabıyla üzerinde gitmeye çalışan taşıtları, 'ayaklarınız üşüdü; hele kenara çekilin de az ısının' dercesine atıyor kenara.
Çeyrek depo yakıtla kaloriferden medet umuyorlar dokuz saat. Kurtarıcı gelince bağırıyor:
"- Dövlet nerede?!!!"
Arkadaşlar bazen kareyi tamamlayayım diye okey oynamaya çağırırlar. Soluya soluya giderim hem bekletmeyeyim, hem de spor olsun diye.
İyi de herkese okey geliyor, bana neden gelmiyor? İki oyunun ikisinde de hiç okey gelmez mi?
"- Dövlet nerede?"
Lastik Patlayınca
Adamın lastiği tam tımarhanenin önünde patlamış, kaldırıma ancak yanaşabilmiş. Sonraki işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, birde bunların yanına talihsizlik eklenince, söktüğü dört adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil.
Talihsiz sürücü bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle
başbaşa, kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenir;
— Ulan salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
— Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
— Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane Sök hepsi 3 bijonlu olsun.
Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen işe girişir.
Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı deliye takılır. Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl hastanesindeki adama seslenir:
—Senin ne işin var tımarhanede? diye, sorar.
— Biz burada ' delilikten yatıyoruz kardeşim,' salaklıktan değil.
Karşıyım
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Mary Christmas'ına, Noel yortusuna
Tıpa tıp özenirsin gavurun artisine
Çoluk çocuk demeyip bütün ahalinin
Karşıyım doğum günü verilen partisine
Anneler gününde alınırmış hediye
Alacak olan benim eller karışır niye
Bizim için her gün annemizin günüdür
Karşıyım bu güne batı icadı diye
Tapanlar var evliliğin yıl döndüsüne
Alerjim var yıl başının ta kendisine
Kesilen kurbanı canilik görenlerin
Karşıyım kestiği yılbaşı hindisine
Baktım Türk-İslam tarihimizin dününe
Buna benzer hiç bir gün çıkmadı önüme
Sevgiden yoksun Batı mı belirleyecek
Karşıyım en baştan sevgililer gününe
Kabakçı der günlerin olmamalı bir farkı
Gün üstünden dönmesin ekonominin çarkı
“Happy birthday to you” çevrilmiş her dile
Karşıyım çalmasın artık bizde bu şarkı.
HAKİKİ KABAKÇI














