Argo ve Küfrün Kötülüğü
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce yaratan biz insanları ruh ve beden kabiliyetleri bakımından, diğer canlıların en mükemmeli ve de en üstünü kılmıştır Ayrıcalık olarak da insanlara; düşünme ve konuşma yeteneği vermiş, düşündüklerini ifade edebilmesi ve konuşabilmesi için de, ona özel bir organ olarak dil vermiştir Bu büyük bir nimettir. Bu nimetin şükrünü eda edebilmek için ve onu yerli yerinde Allah’ın istediği şekilde kullanmak gerekir. Yani dilini her çeşit günahtan koruyup, güzel ve faydalı sözler sarf etmelidir. İnsan birçok günahı diliyle işler. Diliyle doğru ve yanlışı ifade eder.
Ağzımızdan içeriye girecek olana dikkat etmek ne kadar önemli ise, ağzımızdan çıkana dikkat etmek de o kadar önemlidir. İnsan iyi ve kötü ne bulursa dilinden bulur. Birçok insan dilinin söyledikleri yüzünden büyük musibetlere uğramıştır. İşte bunun içindir ki, dinimiz bize konuşmanın, söz söylemenin adabını, dilimizin temiz kalmasının yollarını göstermiştir. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? Güzel bir söz; kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah insanlara böyle misaller getiriyor ki, öğüt alsınlar”(1)
İnsanlarda dil, bir anahtar gibidir. Hayrın da, şerrin de kapısını açabilir. Bu nedenle ağzımızdan çıkacak sözlere dikkat etmeli, aklın ve iman'ın terazisinde tarttıktan sonra söz söylemeliyiz. Düşünmeden söylediğimiz sözlerin, bazen kırgınlıklara, dargınlıklara ve hatta kavgalara kapı açıp insanî ilişkilerin bozulmasına sebep olabileceğini unutmamalıyız. O halde sözlerin en güzelini söylemeli, yeri ve sırası gelmeden her akla geleni konuşmamalıyız. Yüce Rabbimiz bu konuda meâlen şöyle buyurmaktadır: "Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (2)
Peygamberimiz (sav) dilin afetlerinden olan sövmeyi de kesin olarak yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Bir müslümana sövmek fasıklıktır. Onunla savaşmak ise küfürdür.” (3) Bir başka hadislerinde ise Peygamber Efendimiz; “Birbiriyle sövüşen iki kişin söylediklerinin vebali, mazlum olan karşılık vermedikçe başlayana aittir.” (4) buyurarak asıl günaha girenin sövmeye önce başlayanın olduğunu bildirmiştir. Hutbemi bir hadis-i şerif meali ile bitiriyorum: "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır konuşsun, ya da sussun " (5)
(1) İbrahim, 24–25
(2) İsrâ, 53
(3) Riyazü’s Salihın, 3/145
(4) Müslim, 1/18
(5) Kütübü Sitte, Hadis No: 5910
Gülü Seven Dikenine Katlanır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Metin Sağlam
Sevgili okurlar uzun bir aradan sonra tekrar beraberiz. Bu günkü yazımda yıllardır söyleye söyleye tabiri caizse ağzımızda tüy biten “Otopark” konusuna değinmek isitiyorum. Evet defalarca yazdık çizdik. Emirdağ ilçesinin en büyük sorunu otopark diye. Yine Belediyenin almış olduğu bir kararı ilk alkışlayanlardan birisi yine bendim. Bunu”Beyaz Sarayın Öün Bomboş” adlı yazımda dile getirdim. Fakat “Beyaz Sarayın Önü Bomboş” sözüm uzun sürmedi “Beyaz Sarayın Önü “ yine doldu.
Benim gibi otopark konusunda muzdarip olan bir çok insan bu “Paralı Otoparktan” sonra büyük bir nefes aldı sanırım. Demekki istenince çözüm bulunuyormuş. Pazartesi ve Salı günleri ilçe merkezine yolunuz düşdüyse görmüşsünüzdür. Yıllardır bir türlü boşaltılamayan sokaklar boşalmış. Helal olsun birilerinin yapamadığını başka birileri yaptı. Evet bu düzenlemeyi yapanları alkışlamak isterim. İstenince Cumhuriyet Meydanı başta olmak üzere ilçenin en işlek caddeleri trafie uygun hale getirilebiliyormuş.Sahi sormak isitiyorum. Bu otopark görevlilerinin çoooook büyük yetkilerimi varda bu yolları öylemi açtılar? Bu otoparkcı görevlilerden öncekiler neden bu trafiği bu kadar güzel düzenleyememişlerdi acaba? Amacım kimseyi suçlamak değil ama istenince bu caddeleri işgal edenler engellenebiliyormuş. Ben bunu anlatmak istiyorum.
Bazı vatandaşlar bu paralı otopark konusunda çeşitli yorumlarda bulunmuşlar .Kimisi küçük bir ilçede paralı otoprkın olamayacağı kimisi otopark ihalesini alan vatandaşı suçlayıcı sözler sarf etmişler. Şunu unutmayalım gülü seven dikenine katlanır. Eğer evinizden araba ile çarşı merkezine gelmek istiyorsanız buna katlanacaksınız. Fiyatta çok uygun bence. Bu arada ara sokaklar ücretsiz paraya kıyamıyorsanız sokaklara park edersiniz aracınızı sorun kalmaz. Neden yapılan her güzel şeye muhalefet oluyorsunuz. Tabi Türk Milleti olarak bazı insanlarımızda bu muhalefet olma anlayışı bir düşünce tarzı oldu. Her iyi şeyede muhalefet olunmazki. Son sözüm bu işe emeği geçen herkesi kutlarım. Güzel bir uygulama eger bende aracımla şehir merkezine inersem ücretli park yerine park ettiğim takdirde hiç zoruma gitmeden bu parayı öderim.
Esenkalın.
Emirdağa Hasret
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Karakışlar ilkbahara dönerken
Yellibel de kar gülleri açtımmı
Akbulutlar Emirdağ’dan inerken
Çayderesi yağmurları içtimi
Emirbaba şu dağlara vurulmuş
Yorgun dede bı yul erken yorulmuş
Topakevler aleycikler kurulmuş
Türkmen beyi yaylasına göçtümü
Bahar gülü erken açar bucakta
Mis kokulu çalba kaynar ocakta
Yavru canlar neşe saçar kucakta
Bademlikte ibibikler uçtumu
Yer göçü bir bilinmez kuyudur
İncilinin piren kazmak huyudur
Kaklıkta içilen yağmur suyudur
Adaçala gökkuşağı düştümü
Alın teri harman eder yazları
Çoban yarımcada güder yozları
Görücüye çıkmaz olmuş kızları
Yiğitlerin uykuları katçımı
Karacaörende başak altın sarısı
Bağbostanla geçti ömnrün yarısı
Haremide türkü söyler birisi
Aşıkların yürekleri çoştmu
Gurbet elşde ufukları kolladım
Hasretimi zafa koydum pullladım
Bir ak kuşun kanadında yolladım
Emirdağın şafağında geçtimi
Fikret AKIN
Boşanma Ve Ailevi Anlaşmazlıklar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bütün canlılara merhametle davranılmasını isteyen İslam Dini, fertler arasında sevgiyi, saygıyı, yardımlaşmayı ve şefkati emrederken, her türlü şiddeti, baskıyı ve zulmü yasaklamıştır. Bu nedenle dinimiz, insanın ilk öğretim ocağı olan ve toplumun temeli sayılan aile müessesesine ayrı bir önem vermiş ve Müslümanların evlenip, yuva kurmalarını, toplumun huzuru ve neslin devamı için evlilik müessesesini sağlam temeller üzerine bina etmesini istemiştir. Evlilik yoluyla, kadınla erkek arasında köklü, güçlü ve sürekli bir bağ kurulur. Nitekim ayet-i kerimede: “Kendileri ile huzur bulasınız diye, sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.”(1) buyrularak, aile yuvasının sevgi, saygı ve merhamet temeline dayanması gerektiği ifade edilmiştir.
Kurulan yuvaların güven, huzur ve mutluluk içinde devam etmesi, hem fertler ve hem de toplumlar açısından hayati öneme sahiptir. Ancak bununla birlikte her ailede, bireyler arasında zaman zaman bazı ailevi anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Bu gibi durumlarda Kur’an-ı Kerim’de: “Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir”(2) buyrularak, eşimizin hoşumuza gitmeyen davranışlarına Rabbimizin çok hayırlar bağlamış olabileceği bildirilmiştir. Kadın ve erkek farklı fıtratlarda yaratılmışlardır. Rabbimizin birbirimizi tamamlayalım diye bir nimet olarak koyduğu bu farklılıkları çoğu zaman geçimsizlik sebebi yapmamız bu hikmeti kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır.
Kur'ân-ı Kerim'de de, evliliğin devam ettirilmesi için fedâkarlıkta bulunulması, hoşnutsuzluk ve geçimsizlik durumlarında tarafların meselelerini konuşarak halletmeleri öğütlenmiş; aralarındaki anlaşmazlık daha ileri safhaya ulaştığında, kadının ve erkeğin ailelerinden seçilen hakemler vasıtasıyla eşler arasındaki anlaşmazlığın giderilmesi yolu tavsiye edilmiştir. Bunun yanı sıra bütün anlaşma yolları kapanmış ve evlilik hayatının sürdürülmesi imkansız hale gelmişse, bu takdirde ancak boşanmaya izin verilmiştir. Ancak boşanma, eşler için mutsuz bir evliliği sonlandırmak olsa da yine de büyük bir yıkım demektir. Ayrılmanın kaçınılmaz ve gerekli olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar bitmeyebilir. Boşanma, eşleri ekonomik yönden sarsar, ruhsal yönden çökertir; sosyal konumlarını olumsuz yönde etkiler. Yuvanın dağılmasından en büyük zararı ise çocuklar ve toplum görür. Böyle üzücü sonuçlar yaşamamak için Kur’an-ı Kerim’in bu konuda ortaya koyduğu değerlere ve Hz. Peygamberin tavsiyelerine kulak vermeli, yuvalarımızda hoşgörüyü sevgiyi ve şefkati hâkim kılmalıyız.Retrieved from "http://wiki.hukuki.net/Bo%C5%9Fanma_nedenleri"
(1) Rum, 30/21
(2) Nisa, 4/19
FACEBOOK FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Birçok yazımda Türkiye´de "demokrasi" ile yaşıt olduğumu, yani 1950´de doğduğumu, 1967 yılında ise Belçika´ya göçmen ailesi ferdi olarak geldiğimi belirtmiştim.
Önce siyah-beyaz, daha sonra renkli televizyon, birçok elektronik beyaz eşya, bilgisayar, internet, cep telefonları, Facebook ve şu an aklıma gelmeyen bir sürü teknolojik uygulama ile Belçika´da tanıştım.
İletişim teknolojileri yaşamı hızlandırırken insanları ve dolayısıyla davranış alışkanlıklarını da allak pullak ettiler ; insanın ipliğini pazara çıkardılar.
Yalan söylemenin çok zor ve hatta neredeyse imkansız olduğu yeni bir dönem başladı…
***
Örneğin adına Facebook denilen ve her türlü melek ve şeytanın cirit attığı sanal alem !
Birçok kişi için dostlarıyla ve aileleriyle ilişkide kalmak açısından sempatik bir yöntem.
Bu sosyalleşme sitesi sayesinde çabuk bir şekilde ilişki kurabilir, geliştirebilir, "samimiyeti" ileri noktalara taşıyabilirsiniz.
Bazı riskleri göze almak kaydıyla elbette…
Boşanmaya kadar varabilecek aile içi sorunlar başta olmak üzere…
İnanmıyorsanız gidin haftanın beş günü mesai yapan boşanma davalarına bakan Brüksel Asliye Mahkemesi 30. Dairesi duruşma salonunu izleyin, kendi gözlerinizle görün.
Günde ortalama 30-40 çift boşanıyor…
Ve bu rakam sadece Fransızca konuşulan mahkemeler için geçerli…
Boşanma sebeplerinin istatistiklerini sosyal bilimciler tutuyordur muhakkak.
Ama herkesin bildiği ve gözlemlediği bir toplumsal gerçek var : Son on yılda boşanma oranı inanılmaz arttı ve bence bu artışta cep telefonları ile internet uygulamaları (sohber odaları ve Facebook) en büyük etken.
Herkes herşeyi biliyorum havasına girdi ve hiç kimse kendinden başka kimseyi beğenmemeye başladı…
Abartı payı da olabilir, ama bu benim gözlemim !
***
Sorun Facebook hesabı açılırken sorulan kişiliğinize ilişkin yalan yanıtlarla başlıyor.
Özellikle yaş ve medeni hale ilişkin sorular…
Evli olduğunu gizleyenlerin ve gerçek yaşını çarpıtanların sayısı oldukça fazla.
Rahat bırakılmak için bekar olduğu halde "evli" yazanlar da yok değil.
Ne kadar dürüst olursanız olun Facebook´ta aşırı zaman geçirenlerin verdiği açık bir mesaj var : Yapacak ilginç birşeyim olmadığından boştayım ve boşluktayım ; takılacak insan arıyorum…
***
Nasıl olsa güvendesiniz ve sizi dostlarınızdan başka kimse izleyemez.
O halde özel hayatınızın bütün ayrıntılarını paylaşabilirsiniz.
Peki "karşı taraf vermek istediğim mesajı istediğim gibi algıladı mı ?" sorusunu soruyor musunuz acaba ?
Yanlış anlaşılma, yanlış yorumlama olamaz mı sanki ?
Bu yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan dedikoduları nasıl önleyeceksiniz ?
Ya o güvendiğiniz arkadaşınız mesajınızı kaydettiyse…
***
Facebook´ta sizi dinleyen kulakların neden daha dikkatli olduğunu merak ettiniz mi hiç ?
Sizin gibi dertli, fırsatçı gönül avcıları ile dolu olduğu için…
Arkadaşlık amacıyla başlayan masum ilişki kısa zamanda duygusal aşka, hemen akabinde de cinselliğe meylediyor.
Başka bir tehlikede ise bağımlılık, tiryakilik yaratması…
Yani bir nevi Feysbukkolik olmanız ve bunun sonucu ailenizi, eşinizi ve işinizi ihmal eder duruma düşmeniz.
Kötü niyetle olmasa bile bütün zamanınızı ekran karşısında uzun zamandır yüzünü bile görmediğiniz eski dostlar, sevgililer veya uzak-yakın akrabalar ile geçirir hale gelmeniz…
Yani her halükarda marazi, hastalıklı bir durum.
***
Peki bundan kurtulma çaresi var mı ?
Şunu bimelisiniz ki sosyalleşme siteleri dertliler için birer sığınak değil.
Çamaşırınızı açığa sermenin bir anlamı yok.
Ve karşınızda sizi dinliyor gibi gözükenler de, en az sizin kadar, dertliler.
Gerçek hayatı paylaştığınız eşinizle, arkadaşınızla veya sevgilinizle kuramadığınız diyaloğu tanımadığınız başkaları ile nasıl kuracaksınız ?
Böyle bir beceriniz varsa niye onu direkt ilgilisiyle denemiyorsunuz ?
Facebook´un akıllıca kullanın ve yaşamınızın önemli anlarını, anılarınızı (fotoğraf, video, vs…) seçtiklerinizle paylaşın…
Teknolojinin sunduğu bu imkanı tabii ki akıllıca kullanın…
Ve gerçek hayattan kopup gerçeklere teğet geçmeyin…
***
Bu yazıyı nasıl noktalayayım diye düşünürken Facebook´umun sesli uyarısı geldi.
Geçen Ağustos ayında evlenenip Milano´ya gelin giden rahmetli İbrahim dayımın kızı Ayşe´nin ve Eyüp eniştenin kızları yeğen Özge´den arkadaşlık teklifi aldım…
İlker enişte ile çok mutlu olduklarını öğrendim…
Ve ne kadar sevindim bilemezsiniz…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 20 Ocak 2010
Amaç Emirdağ'ın Geleceği ise Gerisi Teferruattır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Uzun zaman oldu...Yazmadık...Bekledik...Kim ne diyecek; kimler ne yazacak ne konuşacak?
Gördük...İzledik...Yazanlar yazdı...Çizenler çizdi...
Küçük bir değerlendirme de biz yapalım...
Başkan Pala geçtiğimiz hafta bir röportaj vermiş. Şimdiye kadar hiç sorulmayanlara hiç alınmayan cevapları vermiş. Afyonkarahisar ve Emirdağ basınında geniş yer buldu. Aslında bugüne kadar sürdürdüğü imajın bir özeti durumundaydı bu söyleşi...Çok ince ayrıntılara çok net cevaplar vermiş...En çok ilgimi çeken ise Başkan hatalarını kabul ediyor, yapılanları anlatmak yerine neden yapıldığını anlatıyor. Yine AKP, Belediye Meclisi ve basınla olan ilişkilerine kimsenin bakmadığı bir yerden bakıyor.Tebrik etmek gerek Başkanı yine de buradan eleştiriyorum ama siyasetçi değilim hizmet adamıyım derken bu kadar kaliteli siyaset yapması da artık siyasetin Emirdağ'da yeni bir yüz kazandığına işaret...
Yine başkana bir eleştiri daha...Arıtma sistemi projesinin başlaması iyi...Su kuyuları tadilat edildi ama hala çağdışı nöbet yöntemi ile idare ediliyor.Madem değişim diyorsunuz bunu modern şehirlerdeki gibi güvenlikli otomasyon sistemine geçirin sayın başkan...Maliyeti nedir bilemiyorum ama 1 yıl içerisinde bu maliyeti işçi maaşı ve bu yönteme harcanan diğer masraflardan çıkacağına ve kalıcı bir eser olacağına eminim...
27 Şubat...Bir deprem, bir karmaşa...Saldır savunma yap...Başkana Kaymakama ötekine berikine platforma herkese saldır eleştir alkışla çabala...Geceye katılacağını tahahüt eden hemşerilerimiz de vazgeçecek bu gidişle...Biz beceremiyoruz...Birlik ve beraberliği kesinlikle beceremiyoruz.Belediye kaç para verdi?Kaymakamlık kaç para verdi?Ne götürüyor bu işten?Bunlar çok yazık çok utanç verici ve cahilce laflar.Belediyenin de kaymakamlığın da bu işlere ayıracak bütçeleri olamaz çünkü o kurumlar resmi.Bu işler büyük bütçeler ister belediye yazın yaptığı konseri bile sponsorlar aracılığıyla düzenlemişti buna nasıl para verecek?Kaymakamlık da ona keza...Geceyi galiba bir gazeteci organize ediyor duyduğumuz kadarıyla...Şimdi bu organizasyonun ne faydası olacak diyor bir site bir de diğer gazete...Ben de soruyorum ne zararı olacak?Komik işler bunlar...Destek olmayan köstek de olmaz biz böyle gördük.Yazık ortada bir organizasyon ve buna güvenen gurbetteki hemşerilerimiz var.Onların Emirdağ'a şimdiye kadar ne faydası oldu diye de bağırıyoruz.Şimdi Emirdağ için gelin taşın altına elimizi beraber koyalım denmeli yapmazlarsa işte o zaman tefe koyalım bu geceyi düzenleyenleri de katılanları da.Başkan Kanal 3'te bu bir Emirdağ çalıştayına temel olacak diyor.Bu gerekli mi?Evet...Yöntem böyle mi olmalı?Tartışılır ama şimdi değil.Çünkü bir karar verilmiş ve ciddi ciddi çalışılıyor.Geceye katılan hemşerilerimizin hepsinin o yoğun programları arasına bu geceyi de almaları sizce de Emirdağ'a verilen önemi ortaya koymuyor mu? Gece desteklenmeli ben destekliyorum falan demiyorum yalnıca birazcık sabır, sabote etmeyelim yeter diyorum.Velhasıl kelam 27 Şubat beklenip görülecek sonuçlarını sonra eleştireceğiz ya da alkışlayacağız.Organizatörler de şeffaflık adına katılacakları yazmaları yetmiyor anlaşılan, bütçeyi ve bazı ayrıntıları da açıklarlarsa daha sukunet içinde devam eder bu süreç.
Sözün özü...Bugün radikal kararlar alınmazsa değişime destek verilmezse cancağızım yarın çocuklarımız sorarlar. Sen Emirdağ için ne yaptın diye? O gün ne cevap vereceğiz? Birileri bak açılımlar yapıyor kemikleşmiş problemleri ortadan kaldırmak için ama maalesef çok zor oluyor daha büyük sorunları yanında getiriyor. Zira biz eleştirmeyi de bilmiyoruz. Olur olmaz konuşuyoruz. Son bir kelam da site yöneticisi arkadaşalara "Lütfen sitenize gelen yorumlara girdiğiniz haberlere dikkat edin bu işin ucu bir kaçarsa hepimiz aynı ateşte yanarız mümkünse üyelik sistemi ile yorum paneli açılsın ki çirkin saldırılar engellenmiş olsun".
Ne sevmeyi biliyoruz ne nefret etmeyi... Ne sadakatimiz belli ne ihanetimiz...Ne gülmenin tadına varabiliyoruz ne de hıçkıra hıçkıra ağlamanın...Doğruya doğru;yanlışa yanlış diyemiyoruz...Biz bir tek haseti benimki senden daha güzeli öğrenmişiz. Hala ilkokul çocukları gibi "Benim babam senin babanı döver" yetersizliği ile kıskançlığa sıkıştırılmış haldeyiz...
Soğuk kış gecelerinde yerli dizilere çok dalmadan arada okuduğunuz güzel kitaplarınız ve sevdiklerinizle, o bunu dedi, bu şunu yaptılara çok kafa yormadan kalbinizin sıcaklığı ile yuvalarınızı ısıtmanız dileğiyle...Bu arada çocuklara karne hediyeleri unutulmalısın cezalılar da olabilir ama en ağır ceza tatilde ders çalışmak olsun.
Saygılarımla....
Tükenmez Kalem
2009 Değerlendirmesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Ülkemizde geçtiğimiz Aralık ayında bir önceki aya göre en yüksek reel getiri Tüketici Fiyatları ile indirgendiğinde % 6,24 ile Borsa Endeksi‘nde gerçekleşmiştir.
2009 Aralık ayında finansal yatırım araçlarından Borsa Endeksi, Üretici fiyatları Endeksine indirgendiğinde ise % 6,10 ile en yüksek oranda aylık reel getiri sağlamıştır.
Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde; yatırım araçlarından Külçe Altın % 1,73 ve Dolar % 0,64 oranında aylık reel getiri sağlamıştır.
Mevduat faizi %-0,01 ve Euro ise %-1,35 oranında yatırımcılarına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına İndirgendiğinde ise; Külçe Altın % 1,86, Dolar % 0,77 ve Mevduat Faizi % 0,12 oranında aylık reel getiri sağlarken, Euro %-1,22 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
Finansal yatırım araçları, Üretici Fiyatları Endeksi ve Tüketici Fiyatları Endeksi’ne indirgendiğinde; Külçe Altın üç aylık, Borsa Endeksi ise altı aylık ve yıllık değerlendirmelerde en yüksek reel getiri ile yatırımcısına kazandırmıştır.
Külçe Altın, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde yatırımcısına üç ayda % 11,78, TÜFE ile indirgendiğinde % 9,63 oranında reel getiri sağlamıştır.
Altı aylık değerlendirmeye göre Borsa Endeksi’nin reel getirisi, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde % 39,01, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise % 36,30 düzeyindedir. Aynı dönemde Dolar, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde %-5,05, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise %-6,90 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı olmuştur.
2009 Yılını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Yıllık olarak, finansal yatırım araçları en fazla reel getiri oranına göre, Borsa Endeksi, Külçe Altın, Mevduat Faizi, Euro ve Dolar olarak sıralanmaktadır. Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde, Borsa Endeksi % 84,56, Külçe Altın % 26,03 ve Mevduat Faizi % 9,42 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, Euro %-1,26 ve Dolar %-7,86 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına indirgendiğinde ise Borsa Endeksi % 83,52, Külçe Altın % 25,32 ve Mevduat Faizi % 8,81 oranında reel getiri sağlarken, Euro %-1,81 ve Dolar %-8,38 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
2010 un gözdesi borsanın olacağını ve Dolar ve EURO’nun yatay bir seyir izleyeceğini ancak yıl sonuna kadar Dolar’ın 1.60, Euro’nun 2.25 seviyelerinden yukarılara çıkmayacağını tahmin ederken Altın’ın ise ciddi bir artış beklemiyorum.
Bol kazançlı bereketli günler dilerim.














