Afyon Heyeti
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Hoş gelmiş Afyon heyeti.Anlaşılmadı geliş niyeti.
Zaten yoktu bir resmiyeti.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Gezdiler yediler içtiler.
Rüya gibi geldi geçtiler.
Olmamış çocuğa don biçtiler.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
İtibar ettiler emirle saite
gayrısını düşürdüler ofsaite.
Bindiler limuzinden vasaite.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Gezinin sizce faydası ne ola.
Bence,emirdağ afyon kol kola.
En son brükselde verdiler mola.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Salon Akdenizde gece muhteşemdi.
Davetliler soslu balığa döşendi.
Başkan Pala uzun konuşmaya üşendi.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Başkan çoban mikrofonu kaptı.
Uzunca seçimde gibi nutuk attı.
Afyonu en büyük sera şehri yaptı.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Fakülteyi anlattı prof.altuntaş ali
duruş ve konuşmayla resmiydi vali.
Sayın kaymakamın çok yorgundu hali.
Geldi geçti bir Afyon heyeti.
Gönül somut bir şey olsun isterdi.
En azından emirdağ boy gösterdi.
Belçikalı gurbetçi misafirperverdi
geldi geçti bir Afyon heyeti
harikaydı turkish ladynin folkloru.
Gülabiyle millet döktü kurtları.
Emirdağlının olsun bu kadar hakları
Emirdağı böyle görünce çatladı çokları.
Brükselli
Gülay Harmana Sererler Sarı Samanı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
GÜLAY - Harmana Serdiler (Yar Dilinden)
Yükleyen hasankefeli. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
Avrupa
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Kuralların görünse de çok ahenkliManevi yozlaşmanla sen bir atıksın
Güneşe hasret gökyüzün gri renkli
Somurtkan yüzlüsün, kaşları çatıksın
Geride kaldı artık kurulmaların
Özgürdür gayrı bütün sömürgelerin
Çatırdayıp kırılıyor omurgaların
Ekonominle de artık sen bir batıksın
Aile yapısını yıktın temelden
Bozulurmuş güya çocuk yapan beden
Yetişir mi artık bu toprakta fidan
Nüfusun yaşlı, için kurtlu kütüksün
Çıkarın dışında demokratik misin ki
Türkiye’yi Birliğe alacaksın sanki
Yok Kopenhag kriterleri yok Helsinki
Diyerek atılan içi boş bir nutuksun
Hıristiyan kulübüyüm desene mertçe
Türkiye’yi almam desene erkekçe
Bize gösterirken eften püften gerekçe
Konu Balkan ülkeleriyse, çok tetiksin
Mademki dostsun, göster tek bir emare
Senin dostluğun üfürükten tayyare
Kah karikatür krizisin kah minare
Sen hem ikiyüzlüsün hem de yatıksın
Bir gün kabaracak bu milletin ayranı
Sen o zaman gör meydandaki seyranı
Seni sever bir avuç Avrupa hayranı
Yoksa çoğunluğun gözünde bitiksin
hakiki kabakçı
Mevlana’da İnsan Sevgisi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Evrensel bir din olan yüce dinimiz İslam, birçok ahlaki ilkeler ortaya koymuştur. Bu ilkelerin en önemlilerinden bir tanesi de şüphesiz insan sevgisidir. Sevgi; insanı ayakta tutan, hayata anlam katan, onsuz bir yaşam düşünülemeyen ilahi bir duygudur. Sevgiden mahrum olan insanlar, hem iç dünyalarında hem de dış dünyalarında manevi bir çatışma içerisindedirler. Vedüd olan, yani hem çok seven hem de çok sevilen Rabbimiz, bir ayetinde şöyle buyurur: “Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için Rahman olan Allah (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”(1) Bu konuda Peygamberimiz (sav) de bir hadis-i şeriflerinde: “İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş olamazsınız”(2) buyurarak, sevgi olmadan Cennet’in kazanılamayacağını vurgulamaktadır.İnsan sevgisi deyince aklımıza, çağlara ışık tutan Mevlana gelmektedir. Mevlana, Peygamber Efendimizin ahlakını ve yaşam tarzını kendisine ilke edinmiş önemli bir düşünürdür. Onun bütün eserlerinde sevgi, hoşgörü, anlayış, fazilet gibi insani duyguları ön plana çıkardığını görürüz.
“Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz. Benim çatım gökyüzü, insanlar ise ailemdir.” diyen Mevlana sevginin önemine dikkat çekerek, en önemli hazinemizin sevgi olduğunu söyler. Mevlana’nın sevgi anlayışında, engin hoşgörüsünde; Tevhid’in sırrını, Kur’an’ın nurunu, imanın bilincini ve peygamberimizin ahlakını görürüz. “Sevgiden bulanık sular durulaşır, dertler şifa bulur, sevgiden padişahlar kul olur.” diyen Mevlana, düşüncelerini ve davranışlarını sevgi mayasıyla yoğurup sonraki nesillere örnek olmuş bir gönül eridir.
Mevlana sadece İslam dünyasında değil, düşünceleriyle bütün dünyada kabul görmüş önemli bir şahsiyettir. O; dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun bütün insanlara seslenebilmiş ve dünya insanının kalbinde önemli bir yer edinmiştir. Bu konuda çeşitli ülkelerden Mevlana’nın kabrini ziyarete gelen insanlar bunun somut bir örneğidir.
Güvensizliğin, ahlaksızlığın, sevgisizliğin, kalp katılığının kol gezdiği şu zamanımızda, insanlığın Mevlana’dan alacağı çok ders vardır. Ne mutlu sevgiyle yaşayanlara! Ne mutlu Allah için birbirlerini sevenlere!...
(1) Meryem, 96
(2) Müslim, İman 93
Bir Bayram Da Böyle Geçti
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Ne kurbanlıkların boynuzlarına elma, portakal takıldı ne de krepon kâğıtlarıyla süslendi. Adeta çalınmış gibi karga-tulumba edilip otomobillerin bagajına sokuşturulup kaçırıldı.Hiçbir çocuk, ayakkabılarını koynuna alıp yatağa girmedi.
Hiçbir çocuk, başucuna astığı yeni bayramlık urbasının hayaliyle sabahın olmasını iple çekmedi.
Yaşlı kadınların dışında kimse bayram temizliği yapmadı, baklava açmadı. Gerek yoktu ki; kurbana verecekleri paranın üzerine üç-dört daha katıp tatile gideceklerdi zaten.
Kurban kesilecek hayvanlar çocuklardan kaçırıldı. Çünkü modern medya, 'hayvanların çocukların gözleri önünde boğazlandığını ve bunun bir vahşet olduğunu' yazıyor, söylüyordu. Zaten çoğu, 'kurban' sözcüğünün gerikafalı beyinlerde ve dillerde olduğu iddiasında bulunuyordu.
Çocuklar, bayram heyecanıyla uyanmadılar. Uykusunu alanlar da ana-babasının hâlâ uyuyor olduğunu gördüler, bilgisayarının başına oturup, savaş oyunu oynadılar. Bilgisayarı olmayanlar da bayram harçlıklarını alır-almaz i-net salonlarına koştular.
Sokağın yoksul aile çocuklarının çaldıkları kapılar açılmadı.
Bayram eğlencelerinin şekli değişti; polise molotof kokteyli atıldı, karşılığında gaz bombasıyla cevap verildi.
Bir toplumu birbirine bağlayan en önemli unsurlardan birisinin din birliği olmadığı, onun yerini siyasi hırsların aldığı görüldü.
Hiç üzerlerine vazife değilken Ergenekon Davası'nda yargılananların avukatlığını yapan siyasi liderler, medya mensupları, blog yazarları sustu, çoğu yazılarını geri çektiler; 'kuyuya taş atanın bir deli olmadığını' anladılar.
Bölgesel birlik adına ülke birliğini ekşimiş hamura döndürenler insan haklarından bahsettikçe atasından kalma evde oturan Kara Fatma buna sinir olup, oğlundan alıyor hırsını:
"- Yaşı yere gelmeyesice oğlum, bu kurbanlığı kime kestirecem ben şimdi?! Yuları verdin garayağlı gelinin eline, nereye çekerse oraya gediyon! Kemçik anasının evindeyken deniz mi biliyodu, otel mi? Anası acından ölüyo, ona yansın şu bayram günü denize gedeceğine! Aklınız böyle olduğuna başınızı sokacak bi ev alamadınız, kirada oturuyonuz! İki dene maaşınan bu yaşınıza gadar bi gecegondu bile alamadınız! Babana gahrından nüzül enecek nerdeyse! Bayram namazından gelip pencerenin önüne oturdu, gözünü yola dikti. Ölün arınızdan ölün! O yağlı, uluk, duluğu bitli, şemiği kirliden sana garı olmaz! O sülâleden kim amarat garı olmuş da o olsun! O sülâle tavada bişirip, gapağında yiten sülâle! Aklın varsa boşarsın. Yoksa sürüm sürüm süründürür o ganı yere cığıl cığıl akasıca!"
Parmağını Şıklatma
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Bilmem bileniniz var mı, Dursun'un ikinci karısı Duriye, Sinoplu.Duriye, "-Kurbanı anamın evinde keseceğiz," diye tutturunca Dursun, Fadime'yle bu sıralar arası açık, bu yüzden de morali bozuk olan Temel'i de alıp Sinop'a gelmişler.
İkisini Yalı Cafe'de gördüm. Almanya'dan tanışıklığımız var; sırlarını da benden saklamazlar.
Temel suskun ama Dursun Fadime'yle Temel'in aralarının neden bozuk olduğunu anlattı.
Baktım, Temel'in gözyaşları elindeki yarım çay bardağını dolduruyor. Orada az daha otursak Temel hıçkırıklara boğulacak.
"- Kalkın sizi şova götüreyim," dedim.
Sıkılmaz Erboğan'ın bayram öncesi son şovu.
Basın mensuplarına ayrılan yere oturduk. Temel'in gözü ayakkabılarının ucundan başka bir yere bakmıyor; Dursun, dirseğiyle beni dürtüp, onun zavallı, çaresiz durumunu gösteriyor.
On dakika sonra Erboğan sahneye çıktı.
Seyircileri şööyle bi süzdükten sonra sağ elinin parmaklarını şıklattı.
Bekledi; bir daha, bekledi bir daha...
Dedi:
"- Ben parmağımı niye şıklatıyorum biliyor musunuz?!"
Kimsede çıt yok.
O, devam etti:
"- Afrika açlık çekiyor! Ben parmağımı her şıklattığımda oralarda bir çocuk ölüyor!"
Sağımda oturmakta olan Temel, birden fırladı ve de bağırıyor:
"- .......mına goduğumun çocuğu, o zaman sende şıklatma!"
Görevliler zor tuttu Temel'i.
"- Yüksel Bey, lütfen götürünüz bu arkadaşınızı; sarhoş sanırım," dedi görevlinin birisi.
Ve seyircilerin alkışları arasında şovu terkettik.
"-Bayramda küslük olmaz," deyip, Temel'i ikna ettim. Az sonra Fadime'ye gitmek için yola çıkacağız.
Siz siz olun parmağınızı şıklatmayın; Temel'in kulağına gidebilir haa!..
Bayramınız kutlu, her saniyeniz sağlıklı ve mutlu olsun...
Günün Kutlu Olsun Babam!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
İlk öğretmenime......Bugün öğretmenler günü.. Ve ben her 24 Kasımda ilk öğretmenimi hatırlarım. Hatırlamak biraz yanlış oldu aslında hiç unutmadım ki... Benim hayatımın şekillenmesinin baş mimarı BABAM...
Canım öğretmenim nasılda zevkle ve aşkla öğretmek için canla-başla çalışırdı...
Anadolu’nun köylerinde 5 sınıf bir arada... Büyükler küçüklere yardım ederler.. Daha ilkokulda başlar yardımlaşma.. Anadolu’nun köylerinde 5 sınıf bir arada... Büyükler küçüklere yardım ederler.. Daha ilkokulda başlar yardımlaşma.. 5. SINIFLAR 2. SINIFLARA DERSLERİNDE DESTEK OLURLARDI...
Kılık kıyafete o kadar önem verirdi ki önlük alamayan öğrenciler için anneme gönüllü terzilik yaptırırdı.
Zaten severek de dikerdi önlükleri. Yurdum insanı mutlaka hediyeler vermek isterlerdi ve genellikle tavuk, yumurta, süt gibi. Zaten severek de dikerdi önlükleri. Yurdum insanı mutlaka hediyeler vermek isterlerdi ve genellikle tavuk, yumurta, süt gibi besinler olurdu.. Ancak asla kabul etmez çocuklarına yedirmelerini söylerdi..Lojmanın önünde meyve ağaçlarını öğrencileriyle birlikte diker aşılamayı da öğretirdi. Benim de ilkokulu bitirdiğim <gürcü> köyünde
çocuklar Türkçe konuşamazdı.. 1. sınıfa başlayanlara önce Türkçe konuşmayı öğretmeye çalışırdı.
Cumartesi yarım gün okulların açık olduğu yıllardı.. Ablamla ben ortaokula başlamıştık ve bunun için kasabada yaşıyorduk. kar-kış demeden 2 saat yol yürüyerek yarım gün için okula gider eğitimini aksatmazdı..
İşte sorumluluk anlayışını bizzat kendi yaşamında uygulayarak bize öğreten ilk öğretmenim... İşte sorumluluk anlayışını bizzat kendi yaşamında uygulayarak bize öğreten ilk öğretmenim...
Öğretmenler Günün Kutlu Olsun...
Ayla TOKMAK














